(353 S. K. m. 207, 227) (5271 S. K. m. 220)
Sanığın, 05.03.2007 tarihinde yedi günlük dağıtım iznine gönderildiği, en geç 12.03.2007 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 20.03.2007 tarihinde yakalandığı, böylece, 13.03.2007-20.03.2007 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği, daha sonra 20.04.2007 tarihinde Birliğinden izinsiz olarak uzaklaştığı, 27.12.2007 tarihinde yakalandığı, bu suretle 20.04.2007-27.12.2007 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek her iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
1) … Asliye Ceza Mahkemesinde 30.04.2015 tarihinde istinabe suretiyle yapılan duruşmada, Askeri Mahkemenin yakalama emrinin, gerekçeli kararının ve Askeri Savcılığın iddianamesinin okunup hakları hatırlatıldıktan sonra sanığın savunmasının tespit edildiği, daha sonra "Her ne kadar yakalama emrinde Askeri Yargıtay ilamına karşı sanığın diyeceklerinin tespiti istenmiş ise de evraka ekli Yargıtay ilamı olmadığından okunamadı” şeklinde kayıt düşülerek, sanığın Askeri Yargıtay bozma ilamından haberdar edilmediği ve bozma ilamına karşı beyanlarının tespit edilmediği, bu durumun 353 sayılı Kanun’un 227/4’üncü maddesine aykırı ve savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olması,
2) 01.11.2013 tarihinde yapılan duruşmada, 04.03.2014 tarihine duruşmanın bırakıldığı (Dz.288) belirtilmesine karşın, o tarihte duruşma yapılıp yapılmadığına yönelik bir bilgi bulunmadığı, herhangi bir şekilde duruşmanın ileri tarihe alındığına ilişkin bir açıklamada da bulunmadan sonrakiduruşmanın 11.03.2014 tarihinde yapılması (Dz. 291-292), CMK’nın 220/1-b maddesinin emredici hükmüne aykırılık teşkil etmesi,
Hususları 353 sayılı Kanununun 207/3-H maddesine göre de hukuka kesin aykırılık teşkil ettiğinden mahkûmiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında sanık hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporu ve adli raporda yeni sabıka (Dz.255) kaydına göre değerlendirme yapılmadığı hususuna işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy