(353 S. K. m. 220) (1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın,
1. 22.02.2015-01.04.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50 ve 52’nci maddeleri gereğince, sonuç olarak altıbin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
2. 03.04.2015-27.05.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50 ve 52’nci maddeleri gereğince, sonuç olarak altıbin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
Karar verilmiş, bu hükümler, sanık tarafından, hapis yatmak istemediği, verilen para cezasının çok fazla ve adaletsiz olduğu, zaten bu suçu işleme sebebinin maddi ve ailevi problemleri olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
1. 22.02.2015-01.04.2015 tarihleri arasındaki firar suçuyla ilgili yapılan incelemede;
Sanığın başka bir firar suçundan dolayı 20.02.2015 tarihinde yakalanmasını müteakip teslim edildiği Askerlik Şubesi tarafından 1 gün yol süresi verilmek suretiyle Birliğine sevk edildiği, tam olarak hangi saatte sevk edildiği tespit edilemediğinden ve katılış tarihi olarak 22.02.2015 olarak yazılmış olması karşısında aynı gün nihayetine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 01.04.2015 tarihinde polis ekiplerince yakalandığı, böylece 23.02.2015-01.04.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; cezai ehliyeti ve askerliğe elverişliliği hususundaki şüphelerin ortadan kaldırılması sonrası sanığın, firar suçunu işlediği sabit görülerek karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, kanunun öngördüğü cezanın alt sınırı esas alınıp, lehine takdiri indirim hükmü uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, yeniden suç işlemeyeceğine yönelik yapılan sübjektif değerlendirmeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması ve ertelenmemesinde, kısa süreli hapis cezasının alt sınırdan adli para cezasına çevrilerek taksitlendirilmesinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı görülmektedir.
Ancak, Askeri Mahkemenin, sanığa atılı firar suçunun başlangıç tarihini, 23.02.2015 tarihi yerine, oluşa aykırı şekilde, 22.02.2015 tarihi olarak belirlemesi bir hata oluşturuyor ise de; temyiz konusu maddi olayda, yapılan suç tarihi hatasının, suçun hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmaması, suç tarihlerinin belirlenmesine ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olması, suç tarihlerinin belirlenmesinin ayrı bir araştırma ve takdiri gerektirmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahkûmiyet hükmünün suç başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesi yönünden bozulmasına, ancak, bu bozma nedeninin yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle 353 sayılı Kanun’un 220/2-F maddesine göre mahkûmiyet hükmünün belirtilen kısmının düzeltilerek ve diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilerek onanmasına karar verilmiştir.
2. 03.04.2015-27.05.2015 tarihleri arasındaki firar suçuyla ilgili yapılan incelemede;
Sanığın yukarıda anlatılan firar eylemi sonunda 01.04.2015 tarihinde polis ekiplerince yakalandığı, teslim edildiği Askerlik Şubesi tarafından 1 gün yol süresi verilmek suretiyle Birliğine sevk edildiği, tam olarak hangi saatte sevk edildiği tespit edilemediğinden ve katılış tarihi olarak 03.04.2015 olarak yazılmış olması karşısında, aynı gün nihayetine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 27.05.2015 tarihinde polis ekiplerince yakalandığı, böylece 03.04.2015-27.05.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; cezai ehliyeti ve askerliğe elverişliliği hususundaki şüphelerin ortadan kaldırılması sonrası sanığın, firar suçunu işlediği sabit görülerek karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, kanunun öngördüğü cezanın alt sınırı esas alınıp, lehine takdiri indirim hükmü uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, yeniden suç işlemeyeceğine yönelik yapılan sübjektif değerlendirmeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması ve ertelenmemesinde, kısa süreli hapis cezasının alt sınırdan adli para cezasına çevrilerek taksitlendirilmesinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı görülmektedir.
Ancak, Askeri Mahkemenin, sanığa atılı firar suçunun başlangıç tarihini, 04.04.2015 tarihi yerine, oluşa aykırı şekilde, 03.04.2015 tarihi olarak belirlemesi bir hata oluşturuyor ise de; temyiz konusu maddi olayda, yapılan suç tarihi hatasının, suçun hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmaması, suç tarihlerinin belirlenmesine ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olması, suç tarihlerinin belirlenmesinin ayrı bir araştırma ve takdiri gerektirmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahkûmiyet hükmünün suç başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesi yönünden bozulmasına, ancak, bu bozma nedeninin yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle 353 sayılı Kanun’un 220/2-F maddesine göre mahkûmiyet hükmünün belirtilen kısmının düzeltilerek ve diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilerek onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy