(2803 S. K. m. 15) (353 S. K. m. 17)
Sanığın,
Komutanlığı emrinde görev yaptığı sırada 01.09.2012 tarihinde Komutanlık önüne "30 Ağustos 2009 tarihi itibariyle
Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubayı olarak görev yapmaktayım. Hem çalışma şartlarını, hem de amirlerimin bana karşı olan hareketleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve ülkemizin de kabul ettiği insan hakları evrensel bildirgesine aykırı olduğunu düşünmekteyim. Terörün yoğun olduğu bölgelerde terörle mücadele etmek terörün daha az yoğunluk gösterdiği bölgelerde komutan terörüyle mücadeleden çok daha iyi ve zahmetsizdir. Bu komutan terörü ile mücadele ve çalışma şartlarımızın sıkıntılı oluşu hem vücut sağlığımı hem de ruh sağlığımı ziyadesiyle yıpratmıştır. Bu sıkıntılar sebebiyle uyku sorunu çekmekte ve gerek işimde gerekse sosyal hayatımda büyük sorunlar yaşamaktayım. Bu sorunlar beni mesleğimden soğutarak Jandarma teşkilatına olan bağlılık ve sadakatimi bitirmiştir. Her askerde bulunması gereken sadakat ve bağlılık özelliklerinin şahsımda tükenmiş olması sebebiyle Jandarma Astsubaylığı görevimi daha fazla yapamayacağımı düşünerek istifa etmek istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim" şeklinde dilekçe verdiği, böylece, "Komutan terörü" ibaresiyle terörle mücadele edilen bölgede üst durumundaki Karakol ve Bölük Komutanına karşı zincirleme amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine hükmedilmiş ise de;
Görev konusu, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında öncelikle ve resen dikkate alınması gerektiğinden, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununda, 25.07.2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, öncelikle görev yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.
668 sayılı KHK ile 2803 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler sonucunda, Jandarma Genel Komutanlığının, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden çıkartılarak İçişleri Bakanlığına bağlandığı ve jandarma personelinin genel kolluk kuvveti içerisine dahil edildiği, jandarma birliklerinin, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâllerinde Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek bölümleriyle Kuvvet Komutanlıkları emrine gireceği, kalan bölümüyle normal görevlerine devam edeceği, ayrıca Jandarma birliklerinin, Genelkurmay Başkanlığının talebi üzerine İçişleri Bakanının, illerde ise garnizon komutanının talep etmesi halinde valinin onayıyla kendilerine verilen askeri görevleri de yapacaklarının, jandarma personeline askeri görev verildiği takdirde bu görevlerden doğan suçlarda 353 sayılı Kanun hükümlerinin ve diğer kanunlarda 2803 sayılı Kanuna aykırı hükümler bulunması hâlinde, 2803 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, bu değişiklikle, jandarma personelinin askeri yargıya yönelik yargılama alanı daraltılarak, sadece askeri görev verildiği takdirde ve bu görevlerden doğan suçlardan dolayı yargılamaların askeri mahkemelerde yapılacağının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Böylece jandarma personelinin, askeri görev verilmesi hali dışında işlediği tüm suçlar yönünden askeri mahkemelerde yargılanmalarına son verilmiştir.
Gerek 2803 sayılı Kanunun 668 sayılı KHK ile değişik 15inci maddesi ve gerekse aynı KHKnın 19uncu maddesi ile eklenen Ek 7nci maddesi birlikte dikkate alındığında, jandarma personeli yönünden 353 sayılı Kanunun 17nci maddesinin uygulama olanağının ortadan kalktığı, geçmişe yönelik suçlarda dahil olmak üzere, usule ve göreve ilişkin bu yeni hükümlerin derhal uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanığın işlediği kabul olunan zincirleme amire hakaret suçu askeri suç olmakla birlikte, sanığa kanuna uygun olarak verilmiş bir askeri görev bulunmadığı ve bu görevden dolayı suç işlenmesinin de söz konusu olmadığı, bu nedenle sanığın askeri mahkemede yargılanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, Askeri Mahkemece, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 03.11.2016 tarihli ve 2016/53-78 E.K., 17.11.2016 tarihli ve 2016/24-80 E.K. ile 24.11.2016 tarihli ve 2016/71-84 E.K. sayılı kararları da bu doğrultudadır).
Başkan
ve Üye
: Çoğunluğun askeri yargının görev alanının daraltıldığına, jandarma personelinin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesinden sonra sadece askeri görev verildiği takdirde bu görevlerden doğan suçlardan dolayı yargılamalarının askeri yargıda yapılabileceğine dair kararına katılmakla birlikte, suç tarihinde askeri yargıya tabi bir suç işleyen sanığın askeri mahkemede yargılamasına dair ilginin kesilmesinde özel Kanun olan 353 sayılı Kanunun 17nci maddesi dikkate alınmasının zorunlu olduğu, suç tarihinde yargılama hukuku bakımından asker kişi olan sanığın işlediği kabul olunan suçun askeri suç olması karşısında, sonradan çıkarılan mevzuatla yargılama hukuku bakımından bu suç yönünden askeri yargıda yargılanamayacak olmasının, ancak 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesinden sonra işlenen suçlar yönünden geçerli olacağı, sanığın, yargılama hukuku bakımından terhis veya emekli olan yahut herhangi bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen veyahut sonradan askerliğe elverişsiz olduğu anlaşılan kimselerden bir farkının olmadığı, bunlar hakkında nasıl görevsizlik kararı verilemiyorsa sanık içinde verilemeyeceği, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi başlıklı 17nci maddesinde yer alan Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer. hükmünün, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15inci maddesinin yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlara uygulanacak olması nedeniyle 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15inci maddesine de aykırılık teşkil etmediği, dolayısıyla, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19uncu maddesinin "Uygulanacak hükümler" başlıklı Ek 7nci maddesindeki Diğer kanunlarda bu Kanuna aykırı hükümler bulunması hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanır. hükmünün de somut olayda uygulanamayacağı, bu nedenlerle, askeri mahkemenin görevli olduğu ve temyiz incelemesine devam edilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmamışlardır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy