(1632 S. K. m. 91) (5237 S. K. m. 29, 62) (5271 S. K. m. 223, 231) (765 S. K. m. 102)
2006 tarihli mahkeme hükmü ile ilk bozma ilave edilebilir. … Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27.04.2006 tarihli ve 2006/78-240 E. K. sayılı kararı ile, sanığın, 20.03.2003 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 29 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak bir ay yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, infaz aşamasında Dairemizin 03.06.2009 tarihli ve 2009/1163-1160 E.K sayılı kararı ile bu hüküm hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda değerlendirme yapılmak üzere bozulmuş ve infazın durdurulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı sonrasında, … Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 20.04.2010 tarihli ve 2010/267-274 E. K. sayılı kararı ile, sanığın, 20.03.2003 arasında tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 29 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak bir ay yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231’inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; bu karar, taraflarca yasal süresi içinde itiraz edilmediğinden, 09.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Milli Savunma Bakanı tarafından, CMK’nın 231/6-a maddesinde öngörülen, “sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” şeklindeki objektif koşulun somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu belirtilerek, … Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, sanık J.Er F.B. hakkında verdiği, 20.04.2010 tarihli ve 2010/267-274 E. K. sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 353 sayılı Kanun’un 243’üncü maddesi gereğince kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuş ve Başsavcılıkça bu istem aynen iletilmiştir.
Yapılan incelemede:
CMK’nın 231’inci maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için aranması gereken koşullar sayılmış olup, söz konusu koşullar incelendiğinde, 6-(a) bendinde sayılan koşulun, diğer bentlerde sayılan koşullardan farklı olarak, objektif nitelikte bulunduğu ve varlığı halinde diğer koşulların aranmasını gerektirmeyen ön koşul niteliğinde olduğu görülmektedir.
Askeri Mahkemece, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, sanığın geçmişte sabıkasının bulunmadığı gerekçe olarak gösterilmiş ise de;
Dava dosyasının incelenmesinde, … Ceza Mahkemesinin 05.11.1998 tarihli ve 1998/40-88 E. K. sayılı kararı ile, sanığın 06.05.1998 tarihinde işlediği gütme saikiyle adam öldürmek ve 6136 sayılı yasaya muhalefet suçlarından mahkûmiyetine dair verilen hükümlerin 18.06.1999 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, sanığın, suç tarihinden önce kasıtlı suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyetlerinin olması ve bu mahkûmiyet hükümlerinin atılı suç tarihi itibariyle adli sicilden silinme şartlarının oluşmadığının açık olması karşısında, CMK'nın 231/6-a maddesinde öngörülen, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması şeklindeki objektif koşulun somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle, sanık hakkında, 20.03.2003 arasında tarihinde işlediği üste fiilen taarruz suçundan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuna aykırılık oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, somut olayda suç tarihinin 20.03.2003 olduğu ve yargılama süreci dikkate alınarak, öncelikle bir dava şartı olan dava zamanaşımı yönünden de inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın tüm aşamalarında re’sen dikkate alınması gereken dava zamanaşımı, belli bir sürenin geçmesi hâlinde davaya devam olunabilmesini engellediğinden, hâkim, CMK’nın 223/9’uncu maddesinde düzenlenen derhâl beraat kararı verilebilecek hâller haricinde, dava zamanaşımı süresinin dolduğunu anlar anlamaz davanın düşmesine karar verecektir.
Sanığa isnat edilen üste fiilen taarruz suçu, ASCK’nın 91/1’inci maddesinde düzenlenmiş olup, az vahim hal cümlesi için öngörülen cezanın üst sınırı ve suç tarihi itibarıyla 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin yürürlükte olduğu gözetildiğinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4’üncü maddesinde, beş seneden fazla olmamak üzere (ağır) hapis… ve (ağır) para cezasını içeren cürümlerde zamanaşımı süresi beş yıl olup, aynı Kanun’un 104/2’nci maddesi uyarınca sürenin kesilmesi hâlinde ise zamanaşımı süresi, ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Dava zamanaşımı süresi, suç tarihi olan 20.03.2003 tarihinden itibaren başlayacak olup, bu süreyi kesici işlemler, 22.04.2003 tarihli iddianame ile kamu davasının açılması, 12.08.2003 tarihinde sanığın sorgu ve savunmasının tespiti ve 27.04.2006 tarihli mahkûmiyet hükmüdür. Dairemizin 03.06.2009 tarihli ve 2009/1163-1160 sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden değerlendirme yapılmasını temin bakımından 27.04.2006 tarihli hüküm bozulmuş; bozma kararından sonra devam olunan yargılamada, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmasına rağmen, Askeri Mahkemenin 20.04.2010 tarihli ve 2010/267-274 E. K. sayılı hükmü ile hukuka aykırı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında CMK’nın 147’nci maddesi anlamında sorgu niteliği taşımayan bozma kararına karşı diyeceklerin tespit edilmesi, zamanaşımını kesen nedenlerden olmayıp, hukuka aykırı olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kesinleşmesi ile de dava zamanaşımı durmayacaktır.
Dava zamanaşımı süresini kesen en son işlem olan 27.04.2006 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonra 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4’üncü maddesinde öngörülen beş yıllık dava zamanaşımı süresinin 27.04.2011 tarihinde dolduğu ve derhâl beraat kararı verilebilecek hâlde bulunmadığı dikkate alındığında, Milli Savunma Bakanı’nın kanun yararına bozma isteminin kabulü ile, sanık hakkında … Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilene 20.04.2010 tarihli ve 2010/267-274 E. K. sayılı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kanun yararına bozulmasına, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220/2-C ve CMK’nın 223/8’inci maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy