(1632 S. K. m. 51) (765 S. K. m. 64)
Aksaz Deniz Üs Komutanlığı Teknik Sistemler İşletme Amirliğinde asker iken 12.8.2002 günü saat 23.30 sularında kendisi gibi nöbetlerini teslim edip servise yetişmeyen Dz.Er İ.G. ve Dz.Er A.A.'la birlikte karargâha doğru yürüyen sanık Ter.Dz.Er Y.A.'nın, yol üzerindeki Aksaz Deniz Üs Komutanlığı aile kantininin arka tarafındaki tuvalette ihtiyaç giderdikleri sırada kantinde görevli askerlerin soyunma dolaplarının bulunduğu odanın kapısının açık
olduğunu fark edip buraya girdikleri; yerde bulunan topu alıp bir süre oynadıkları, daha sonra açık olan soyunma dolaplarını karıştırarak muhtelif dolaplardan 2 adet fotoğraf makinesi, 4 adet kot pantolon, 1 adet sivil kemer, 3 adet tıraş bıçağı, 2 adet traş bıçağı başlığı, 1 adet şapka, 1 adet yastık, 1 adet hikâye kitabı ve oynadıkları topu poşetlere koyup dışarı çıktıkları yolda devriye nöbetçileri tarafından yakalandıkları kabulüne dayanılarak müteselsilen ve toplu olarak arkadaşının eşyasını çalmaya tam teşebbüs suçundan sanık Ter.Dz.Er Y.A ve iki arkadaşının ASCK'nın 132, TCK'nın 62, 80, ASCK'nın 51/c, 50, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Yasanın 4 üncü maddelerine göre 966.928.088 ağır para cezasıyla mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Tebliğnamede, eylem tamamlandığından teşebbüs hükmünün uygulanmasının ve üç fail arasında anlaşma olmaksızın aniden gelişen olayda ASCK'nın 51/c maddesine göre artırımın yerinde olmadığı görüşüyle bozma; bunun, temyize gelmeyen diğer iki sanığa da sirayeti istenmiştir.
Her aşamadaki ikrarlarına uygun, yukarıda açıklandığı şekilde sanıklar Y.A., İ.G., ve A.A. tarafından aile kantininde görevli erlere ait soyunma dolaplarından şahsi eşyalarının çalınmasından ibaret olayda, Yerel Mahkemece sübuta eren bu eylemin müteselsilen arkadaşının eşyasını çalmak suçunu oluşturduğuna ilişkin nitelemesinde herhangi bir isabetsizlik yok ise de, bu kabulün gerekçesini açıklamaması bir yana; sanık Y.A.'nın eylemi beraber gerçekleştirdiği iki arkadaşıyla birlikte olay yerinin dışında çalıntı eşyalarla kaçtıkları sırada ihtar üzerine durdurularak yakalandığı nazara alındığında, eylemin tamamlandığı açık iken (çalıntının, konusu askeri eşya olmadığından suçun tamamlanması için birlik dışına çıkartılması gerekmez) tam teşebbüs safhasında kaldığı yönündeki kabul ve uygulaması yerinde görülmemiş, hükmün, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle temyize gelen sanık Y.A. bakımından uygulama yönünden bozulması gerekmiştir.
ASCK'nın 51/C. maddesindeki cezanın artırım nedenleri arasında sayılan; suçun müteaddit şahıslar tarafından toplu olarak birlikte işlenmesinde, müteaddit şahıs ibaresinin ikiden ziyade kişiyi kapsaması (As. Yargıtay 3.D.nin 16.1.2001/78-62) ve suçun toplu işlenmiş sayılabilmesi için en az üç kişinin eylemi birlikte işlemelerinin gerekmesi karşısında olay sanığının 3 kişi olması nedeniyle sayısal bakımdan anılan yasa tanımına uygun olduğunda duraksama yoktur. "Birlikte işlemek" olgusu da sanıkların irade birliğini göstermesi noktasında aralarında atılı suç için bir anlaşma bulunmasını gerektirmekte ise de, "birlikte işlemek" deyiminin, TCK'nın 64 üncü maddesinde ifade olunan doğrudan doğruya beraber işlemiş olmayla eşdeğer olması (As. Yargıtay, 2 nci D.nin 12.7.1972/190-193); "suç ortağında bulunması gereken iştirak iradesinin, karşılıklı anlaşma-pakt şart olmamakla birlikte; suç ortağının, kendi hareketini bilerek ve isteyerek yapıyor ve fiilin yalnız kendisi tarafından değil, başka birisiyle birlikte işlendiğini biliyor ve böyle bir suçun işlenmesini istiyorsa suçun iştirak hâlinde içlenmiş sayılmasının" (V.SAVAŞ-S.MOLLAMAHMUTOĞLU/TCK. Yorumu Cilt 1. s.965) gerekmesi karşısında, oluş biçimine göre eylemin her safhasını birlikte gerçekleştiren sanık ve arkadaşları hakkında ASCK'nın 51/C maddesinin artırım nedeni yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki karşı görüşe iştirak edilmemiş, şartları oluşmadığından, bozma, temyize gelmeyen diğer 2 sanığa sirayet ettirilmemiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy