(1632 S. K. m. 30) (765 S. K. m. 38, 421, 424, 467, 486)
Askeri Mahkemece sanığın işlediği sabit görülen sarkıntılık suçunun şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan olduğunun takdir ve kabulü ile sanık hakkında ASCK' nın 30/B maddesinin uygulanması suretiyle sanığın TSK' dan çıkarılmasına dair verilen kararda da herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı sonucuna varıldığından, tebliğnamede bu husustaki aksi görüşe katılınmamış ve sanık müdafiinin yine bu husustaki yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi cihetine gidilmiştir.
Şöyle ki;
Askeri Ceza Kanununun 30/B maddesi ile; "Devletin şahsiyetine karşı islenen suçlarla", "basit ve nitelikli zimmet", "irtikâp", "rüşvet", "hırsızlık", "dolandırıcılık", "sahtecilik", "inancı kötüye kullanma", "dolanlı iflas" gibi yüz kızartıcı veya "şeref ve haysiyeti kırıcı" suçtan veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç, "kaçakçılık", "resmi ihale ve alını satımlara fesat karıştırma", "Devlet sırlarını açığa vurma" suçlarından biriyle hükümlülük hâlinde ...." Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasının verileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu madde çerçevesinde TSK' dan çıkarılmayı gerektiren suçların 4 ana başlık altında toplandığı görülmektedir. Buna göre;
Birinci gurup suçlar: "Devletin şahsiyetine karşı işlenen" suçlar.
İkinci gurup suçlar : "basit ve nitelikli zimmet", "irtikâp", rüşvet, hırsızlık, "dolandırıcılık", "sahtecilik", "inancı kötüye kullanma", "dolanlı iflas" gibi yüz kızartıcı suçlar,
Üçüncü gurup suçlar: "şeref ve haysiyeti kırıcı" suçlar.
Dördüncü gurup suçlar: "kaçakçılık" (istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç), "resmi ihale ve alımlara fesat karıştırma", "Devlet sırlarını açığa vurma" suçları, şeklinde düzenlenmiştir.
Madde içerisinde yüz kızartıcı suçlardan önce kullanılan "gibi" edatı, cümle içerisinde kendisinden önce gelen suçların benzerlerinin sayıldığını gösterdiği, "gibi" sözcüğünden sonra yazılı olan "veya" bağlacı ile yüz kızartıcı suçlar sona erdirilip diğer bir guruba ait suçların belirtilmesine geçildiği ve bu cümlede "şeref ve haysiyet kırıcı" suçların sayıldığı görülmektedir.
"Şeref ve haysiyet kırıcı" suçlardan TCK' nın 38 inci maddesinde söz edilmekte, bu madde içerisinde söz konusu suçlar".....bir şahsın veya bir ailenin şeref ve haysiyetini ihlâl eden her nevi cürüm ve kabahatlerde bir güne maddi zarar vukua gelmese bile mahkeme mağdurun talebine mebni manevi zarar mukabili olacak muayyen tazminat itasına da hükmedilir." şeklinde belirtilmektedir.
Söz konusu madde çerçevesinde, TCK' da "manevi tazminata" konu olabilecek suç başlıklarının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.10.1994 tarih ve 4/171-230 sayılı kararında açıkça belirtildiği görülmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları, Mehmet UYGUN, 1997 Basım, Sayfa 21) Buna göre; "Ceza mahkemelerinde manevi tazminata hükmedilebilecek hâller "sayılı" ve "sınırlı" olarak belirlenmiş olup manevi tazminata hükmedilmesi, TCK' nın 38 inci maddesine göre eylemin kişilik haklarına yönelik olması, şeref ve haysiyeti ihlal etmiş bulunması koşuluna bağlı tutulmuştur. Bu genel kuralın yanında özel olarak da "genel adaba aykırı" suçlarda; TCK' nın 424, "bireylerin bedensel bütünlüğüne karşı" işlenen fiillerde, TCK' nın 467 ve "hakaret" suçlarında; TCK' nın 486/3 üncü maddelerinde manevi tazminata ilişkin hükümler düzenlenmiştir.
TCK' nın 424 üncü maddesinde, "ırza geçme", "ırza tasaddi", atma", "sarkıntılık", "evlenme vadi ile kızlık bozmak" suçlarından dolayı suçtan zarar gören kimselerin, Ceza mahkemesinden manevi tazminat isteğinde bulunabilecekleri düzenlenmiştir, öngörülen tazminat manevi tazminat olup bu tazminatın istenmesi hâlinde mahkemece mağdur olan kişilerin toplum içindeki düzeyi, durumu ve saldırının ağırlığı gözetilerek manevi tazminatın fail tarafından ödenmesine karar verilecektir. Manevi zarar bu suç nedeniyle mağdurun şeref ve iffetine yönelik saldırının o kişinin toplum içindeki değerinin azalması ve o nedenle acı, ızdırap çekmesinin giderilmesini karşılayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında TCK' nın 38 inci maddesinde manevi tazminata konu edileceği açıklanan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda belirtilen kararında açıkça gösterilen TCK' nın 421 inci maddesinde öngörülen sarkıntılık suçunun da şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan olduğu ve ASCK' nın 30/B maddesi çerçevesinde mütalâa edilmesi gereken suçlardan bulunduğu sonucuna varıldığından, Askeri Mahkemece sanık hakkında, söz konusu maddenin uygulanması sonucu TSK' dan çıkarılmasına karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy