(1632 S. K. m. 49, 66) (765 S. K. m. 3, 102)
Sanık hakkında, 12.7.1977-23.12.1977 tarihleri arasında firar suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının, 4616 sayılı Kanun hükümleri gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Sanık savunucusu tarafından; sanık hakkındaki davanın düşürülmesi isteminin reddine ilişkin Duruşmasız İşlere Ait Karara karşı, müvekkilinin Türk vatandaşlığını kaybettiği, bu nedenle yabancı muamelesine tâbi tutulması gerektiğinden yeni statüsü nedeniyle firar suçunun sanığı olamayacağı, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek süresinde itiraz edilmiştir.
Yapılan incelemede:
2'nci Keşif Tabur Komutanlığında askerlik hizmetini yaparken 12.7.1977-23.12.1977 tarihleri arasında firar suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında açılan kamu davasının, 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun ile bu Kanunda değişiklik yapan 4758 sayılı Kanun hükümleri gereğince dava zaman aşımı süresi sonuna kadar kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği ve bu kararın süresinde temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleştiği, sanığın Bakanlar Kurulunun 2.5.2003 gün ve 25096 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.4.2003 gün ve 2003/5481 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığını kaybettiği anlaşılmaktadır.
Türk Ceza Kanununun 3'ncü maddesinde, "Türkiye'de suç işleyen herkesin" Türkiye'de yargılanarak Türk Kanunlarına göre cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır.
Dava ve cezaların ortadan kaldırılmasının koşulları TCK'nın 96 ve devamı maddelerinde gösterilmiş, ASCK'nın 49/A maddesinde ise firar suçlarında dava zaman aşımının, bütün askeri yükümlülüklerin bitmesinden itibaren başlayacağı açıklanmıştır.
Sanığın askeri yükümlülüklerinin Türk vatandaşlığını kaybettiği 14.4.2003 tarihinde sona erdiği, firar suçlarına verilecek cezaları gösteren ASCK'nın 66/1 'inci maddesinde, suç tarihi itibariyle bu suçlara altı aydan üç seneye kadar hapis cezası öngörüldüğü, TCK'nın l02/4üncü maddesine göre beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımının beş yıl olduğu göz önüne alındığında; yerel mahkemece davanın düşürülmesi isteminin reddine karar verilmesinde herhangi bir yasaya aykırılık görülmediğinden, sanık savunucusunun kabule değer nitelikte bulunmayan tüm itiraz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy