(1632 S. K. m. 63)
Askeri mahkemece sanığın, 1.10.2003-3.5.2O04 tarihleri arasında temadi eden bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK' nın 63/1-A (Üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCK' nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4/1 inci maddeleri uyarınca neticeten1.485.000.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair verilen karar, sanık tarafından sebepleri gösterilerek temyiz edilmiştir.
Taşköprü Askerlik Şube yükümlüsü olan sanığın, 2002/10 grup numarası ile askerliğine karar aldırdığı ve Ekim/2003 celbine tâbi olarak, 30 Eylül 2003 tarihine kadar askerlik şubesine başvurması gerekirken, başvurmayarak bakaya kaldığı, 3.5.2004 tarihinde, kendiliğinden Taşköprü Askerlik Şube Başkanlığına başvurarak ifadesinin tespit olunduğu, askeri mahkemece sanığın. 1.10.2003-3.5.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda belirtilen mahkûmiyet kararının tesis edildiği anlaşılmıştır.
Sanığın sorgu ve savunmalarında; Ekim 2003 sevk döneminde, askerlik şubesine başvurması gereken tarihler içerisinde rahatsız olduğunu ileri sürüldüğü ve temyiz dilekçesinde de, doktor raporu, hastanene kayıt ve belgeleri ibraz ettiği görülmüştür.
Askeri mahkemece sanığın bu iddialarının araştırılması cihetine gidilerek, bir müzekkere ile İstanbul SSK Vâkıf Gureba Eğitim Hastanesinden, sanığın, hastanenin üroloji Servisinde tedavi görüp görmediğinin sorulduğu, anılan hastanenin cevabı yazısından; sanığın 2.10.2003 tarihinde üroloji polikliniğine başvurduğunun bildirildiği görülmüş, askeri mahkemece, sanığın askerlik şubesine başvurması gereken 30.9.2003 tarihinden sonraki bir tarihte hastaneye müracaatının olduğu, bu müracaatı neticesinde istirahat almadığı tespit edildiğinden, bu yöndeki savunmalarına itibar olunmayarak, sanığın mahkûmiyeti cihetine gidilmiş ise de;
Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatları ile kesinlik kazanmış olan aksi sabit oluncaya kadar doktor raporlarının geçerli sayılması görüşleri çerçevesinde, sanığın temyiz dilekçesi ekinde bir dizi doktor raporu ve belge sunması karşısında, delilin geç irat edilmesinin ikamesi isteminin reddine sebep olamayacağı prensibi ve Yargıtay temyiz incelemesinin de yargısal faaliyet bütünlüğü içerisinde bir merhale olduğu göz önünde bulundurularak, askeri mahkemece, bu iddialar doğrultusunda, sanığın şevkine mâni olduğunu iddia ettiği ve temyiz dilekçesi ekindeki rapor ile belgelerde belirtilen bu rahatsızlığının, mezkûr suçun maddi unsurlarından birisini teşkil eden tarih faktörünün önemine binaen, fiilen şevke katılması gereken 30.9.2003 tarihinde, (bu tarih itibariyle) sevke iştirakine mâni olacak derecede bulunup bulunmadığının bizzat raporu düzenleyen (hastayı muayene edip teşhis koyan) doktor nezdinde araştırılması (doktorun tanık olarak dinlenilmesi) ve elde edilecek sonuçlara göre, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle sanığın ileri sürdüğü bu mazeretinin geçerliliğin irdelenmesi ve bu suretle, sanığın savunmalarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesi, müteakip celp dönemlerindeki doktor raporları da (sıhhatlerinin araştırılması suretiyle) göz önünde bulundurularak, sanığa isnat olunan suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşup oluşmadığı değerlendirilmek suretiyle sonuç karara varılması gerektiğinden, noksan soruşturma ile tesis olunan mahkûmiyet hükmünün yasaya aykırı olduğu sonucuna varılmakla, hükmün noksan soruşturma nedeni ile bozulması cihetine gidilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy