(1632 S. K. m. 85, 91 )
Sanık P.Onb H K 'nın 13 12.2004 tarihinde; Bölük Nöbetçi ÇVS.C.U. 'ya yönelik;
a) Hizmet esnasında üste ve amire hakaret suçundan dolayı ASCK' nın 85/1 (2'nci cümle), TCK' nın 51/2-3 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca bir ay yirmi gün hapis cezası ile mahkûmiyetine,
b) Üste ve amire fiilen taarruz suçundan dolayı ASCK' nın 91/1 (Az Vahim Hâl Cümlesi), TCK' nın 51/2-3 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca bir ay yirmi gün hapis cezası ile mahkûmiyetine,
İlişkin hükümler, sanık tarafından sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Sanığın, 15.12.2004 tarihinde sabah saat 07.10 sıralarında 5-6 askerle birlikte bölük erbaş ve er gazinosunda televizyon seyrederken, bölük nöbetçi çavuşu P.Çvş.C.U.'nun gazinoya gelerek gazinoda bulunan askerlerin içtimaa çıkmaları için televizyon fişini çekerek, "burayı boşaltın lan" dediği, bunun üzerine sanığın mağdur Çvş.C.U.'ya "terbiyesizlik yapma, sen kim oluyorsun da gazinoyu boşaltıyorsun, buna karışamazsın" şeklinde sözler sarf elliği, bunun ü/erine sanıkla mağdur çavuş arasında ağız münakaşası olduğu, sanığın mağdur çavuşun üzerine yürüyerek kafasını, kendi kafasına dayayarak mağdur çavuşu geriye doğru ittirdiği, mağdur çavuş C.U.'ya "seni s...m." şeklinde küfür ettiği, yumruğunu sıkarak havaya kaldırdığı, bu esnada gazinoda bulunan diğer askerlerin araya girerek olayı araladıkları, bu eylemler neticesinde mağdurda herhangi bir yaralanma meydana gelmediği, dosyada mevcut sözlü ve yazılı delillerle tereddütsüz bir biçimde anlaşılmaktadır.
a) "Hizmet esnasında üste ve amire hakaret" suçu yönünden temyiz incelemesi,
Sanığın, 15.12.2004 tarihinde, üstü olan bölük nöbetçi çavuşu P.Çvş. C.U.'ya, içtimaa çıkmaları için gazinoyu boşaltmalarını istemesi sebebiyle "seni s....m" şeklinde sözler sarf ettiği konusunda dosyada mevcut ve mahkûmiyet hükmünde gösterilen sözlü ve yazılı deliller ile kuşkuya yer vermeyecek şekilde sabit olduğundan, askeri mahkemenin delillere uygun düşen tartışma ve değerlendirmelerle suçun sübutunu kabul etmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Oluş şekli yukarıda açıklanan olayda, sanığın üstü olan ve bölük Nöb.Çvş. görevini ifa eden mağdur Çvş. C.U.' nun yetki hudutlarını aşarak "burayı boşaltın lan" demesiyle "Hizmet hâli" dışına çıktığı, astı bulunan sanığa karşı küfürlü konuştuğu, böylece "Hizmet hâli" dışına çıktığından ve müsnet üste hakaret suçunu "Hizmet Esnasında" işlediği söylenemeyeceğinden, sanığın üstü durumundaki Çvş. C.U.'ya karşı sarf ettiği tanık beyanları ile sabit olan "seni s...m" şeklindeki hakaret teşkil eden sözleri ile ASCK' nın 85/1'inci maddesinin (l)'inci cümlesinde düzenlenen "Üste Hakaret" suçunu işlediği ve sanığın amiri olmadığı hâlde sanığın bu eyleminin üste hakaretin nitelikli hâli olan "Hizmet Esnasında Üste ve Amire Hakaret" suçu olarak vasıflandırılıp buna göre cezalandırılması yoluna gidilmedi isabetsiz bulunduğundan samdın bu eylemine ilişkin mahkûmiyet hükmünün suç vasfının tayinindeki isabetsizlikten dolayı bozulması gerekmiştir.
b) "Üste ve amire fiilen taarruz" suçu yönünden temyiz incelemesi;
Sanığın, 15.12.2004 tarihinde üstü olan bölük nöbetçi çavuşunun kafasını fiilen taarruz kastıyla dayayıp ittirmek suretiyle üste fiilen taamız suçunu işlediği konusunda dosyada mevcut ve mahkûmiyet hükümde gösterilen sözlü ve yazılı deliller ile kuşkuya yer vermeyecek şekilde sabit olduğundan, askeri mahkemenin delillere uygun düşen tartışma ve değerlendirmelerle suçun sübutunu kabul ederek yazılı olduğu şekilde mahkûmiyete hükmetmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Tayin ve tertip edilen cezanın 647 sayılı Kanunun 4 ve Askeri Ceza Kanununun 47/A maddeleri uyarınca para cezasına çevrilmesi ve ertelenmesi mümkün olmadığından sanık tarafından sebep gösterilmeksizin yapılan temyizin reddi cihetine gidilmiştir.
Mağdur, sanığın amiri olmadığından suçun vasıflandırılmasında "Amire" şeklinde kabulün isabetsiz olduğuna işaret edilmiş, amire ve üste yapılan taarruzlara ilişkin aynı maddeden uygulama yapılması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Öte yandan, sanığın müsnet suçları, mağdurun kendisine "burayı boşatın lan" şeklinde sözler sarf etmesi nedeniyle, işlediği anlaşılmakla hakkında askeri mahkemece her iki suça ilişkin olarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemekle birlikte,
Doktrinde ve uygulamada; kanunların, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanacakları, ancak lehe olan kanun hükümlerinin geçmişe şamil olabilecekleri kabul edilmiş bulunmakta olup, lehe olan kanun hükümlerinin daha Önce işlenen suçlar hakkında kovuşturma yapılarak hüküm verilmiş ve hükmün kesinleşmiş olması hâlinde dahi uygulanacağında kuşku bulunmamaktadır.
Nitekim 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2'nci maddesinde, failin lehine olan kanunun kesin hükme etkisi kabul edilmiştir. 12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girdiğinden; anılan Kanunun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 13.11.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5252 Sayılı "Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekil Hakkında Kanunun" "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9/linci maddesindeki; 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, TCK' nın lehe olan hükümlerinin derhâl uygulanabileceği hallerde, duruşma yapmaksızın karar verilebilir ve aynı maddenin ikinci fıkrasındaki; "Birinci fıkra hükmü, 1.6.2005 tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesi ile bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır," şeklindeki amir hükümler çerçevesinde 1.6.2005 tarihinden önce verilmiş olan mahkûmiyet hükümleri hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin öncelikle dikkate alınmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, 5252 sayılı kanunun; 9/3'üncü maddesinde yer alan; "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması sureliyle belirlenir." şeklindeki düzenleme de göz önünde bulundurularak, somut olayımızda, "Hizmet Esnasında Üste ve Amire Hakaret" ve "Üste ve Amire Fiilen Taarruz" suçlarını işlediği sabit kabul edilerek, ASCK' nın 85/1 ve 91/1'inci maddeleri gereğince mahkûm edilen sanık hakkında, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı TCK' ya göre uygulanan haksız tahrik hükümleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen haksız tahrik hükümleri itibarıyla, hangi kanunun sanık lehine olduğunun ortaya konması ve yapılacak değerlendirme sonucuna göre, yeniden hüküm kurulmasına imkân sağlanmasının gerektiği sonucuna varılmakla, yerel mahkemece, sanık hakkında, "Hizmet Esnasında Üste ve Amire Hakaret" ve "Üste ve Amire Fiilen Taarruz" suçlarından tesis edilen mahkûmiyet hükmünün, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması cihetine gidilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy