(5237 S. K. m. 116)
Sanığın konut dokunulmazlığını ihlâl suçunu islediği kabul edilerek, eylemine uyan TCK'nın 193/2'nci maddesi ve 647 S.K.'nın 4'üncü maddesi gereğince, neticelen 2.080.260.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmü, sanık savunucusu suçun unsurları itibariyle oluşmadığını ileri sürerek temyiz etmiş, tebliğnamede; hükmün, lehe kanun hükümlerinin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması bakımından, usul ve esas yönünden herhangi bir incelemeye tâbi tutulmadan bozulmasının gerektiği görüşü bildirilmiştir.
31.3.2005 tarihli 5320 sayılı Kanunun 8/2'nci maddesinde, "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ilk derece mahkemelerince karar verilmiş olup, temyiz edilmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş bulunan dava dosyalarında, lehe kanun hükümlerinin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiği açıkça anlaşılanlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilir. Bu hâlde duruşma yapılarak karar verilir." şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, temyiz başvurulan nedeniyle, intikal eden dava dosyalarını mahal mahkemelerine iade etme olanağı yarattığı görülmekle birlikte, aynı madde içerisinde, bu iade esaslarının da belirlendiği, buna göre, dava dosyalan üzerinde bir incelemenin yapılması ve lehe kanun hükümlerinin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılmasının gerektiği "açıkça anlaşılan" dava dosyalarının iadeleri cihetine gidilmesinin öngörüldüğü, ancak söz konusu yasada, Yargıtay Ceza Dairelerinde mevcut dava dosyaları ile ilgili olarak izlenecek usul ve yöntemin belirtilmediği anlaşılmaktadır.
12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilgili olarak, anılan Kanunun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 13.11.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5252 sayılı "Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun"; "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9/1'inci maddesindeki; "'1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, TCK'nın lehe olan hükümlerinin derhâl uygulanabileceği hâllerde, duruşma yapmaksızın karar verilebilir" ve aynı maddenin ikinci fıkrasındaki; "Birinci fıkra hükmü, 1.6.2005 tarihinden önce verilip de, Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesi ile bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır." şeklindeki amir hükümler çerçevesinde, 1.6.2005 tarihinden önce verilmiş olan mahkûmiyet hükümleri hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin öncelikle dikkate alınmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, 5252 sayılı kanunun 9/3üncü maddesinde yer alan; "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması sureliyle belirlenir." şeklindeki düzenleme de göz önünde bulundurularak, 1.6.2005 tarihinden sonra Askeri Yargıtaya intikal eden dava dosyaları ile ilgili olarak. Dairece yapılacak usul ve esasa ilişkin inceleme safhalarında, lehe kanun hükümlerinin uygulanmasının, yerel mahkemece takdir ve değerlendirme yapılmasını gerektirecek hâlin (mevcut ise) belirlendiği temyiz inceleme aşamasında, temyiz incelemesinin sonuçlandırılması ve "Lehe olan hükümlerin uygulanmasına imkân sağlanmasına ilişkin değerlendirmenin, yerel mahkemece yapılması" yönünden hükmün bozulması cihetine gidilmesinin gerekliği sonucuna varılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek dosya ile ilgili incelemeye geçilmiştir.
Yapılan incelemede;
2003 yılı Aralık ayı ortalarında, gece saat 22:00 sıralarında, müdahil Uzm. Çvş. S.E.'nin eşi F.E.'nin üç yaşındaki çocuğuyla birlikte evde yalnız olduğu bir sırada, sanık J. Astsb. Bçvş. M.Anın müdahilin ikametgâhına izinsiz girdiği, daha sonra bir iş için evine gelen müdahilin sanığı üstü çıplak, altında ise pantolonu giyinik olarak evinde gördüğü ve bu suretle sanığın konut dokunulmazlığını ihlâl suçunu işlediğinin kabulü ile mahkûmiyeti cihetine gidilmiş ise de;
Sanık J. Astsb. Kad. Bçvş. M.A. hakkında konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 193/2'nci maddesi hükmüne dayanmaktadır.
Oysa 26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu, 12 Ekim 2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup; aynı Kanunun 344/C ve 5328 sayılı Kanunun geçici l'inci maddeleri hükmüne göre 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu nedenle, ifadeleri hükme esas alınmayan tanıklar A.O.Z., M.A.E., Yzb. M.Ç. ve M.G.' nin ifadelerinin tespiti ile 5237 sayılı kanunun 116'ncı maddesindeki suçun unsurları yönünden de yeniden değerlendirilmesi ve tartışılması gerektiğinden hükmün eksik soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy