(1632 S. K. m. 91)
Sanığın; 7.6.2003 günü mağdur Çvş. A.K.'ya karşı, atılı suçu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 91/2 (Az vahim hâl), TCK'nin 59/2'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmü, sanık, olayın savunmasında söylediği gibi gerçekleştiğini, hakkında takdiri indirim uygulandığı hâlde, cezanın ertelenmemesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, sanık savunucusu da, mağdurun sanığın saldırdığından bahsetmediğini, dinlenilmesinden vazgeçilen tanık M.A.'nın dinlenilmesi gerektiğini, olay yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının noksanlık oluşturduğunu, sanık hakkında tahrik hükmü uygulanması gerektiğini ve öncelikle sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiş, tebliğnamede hükmün esas (sübut) yönünden bozulması isteminde bulunulmuştur.
7.6.2003 günü, saat 18.30'da yapılan akşam içtiması öncesi, kendisinden nöbetçi subayı Hv.Diş.Tbp.Tğm. M.A.'yi içtima alanına çağırmasını isteyen mağdur Hv.P.Çvş. A.K.'nın, yavaş hareket etmesi üzerine kendisini azarlamasına sinirlenen sanığın; nöbetçi subayını çağırmaya gittiğinde mutfaktan aldığı bir bıçağı sol kol bileğinin iç kısmına, görünmeyecek şekilde gizleyerek içtima alanına geri döndüğü; revir binası merdiveninde bulunan mağdurun yanına normal şekilde yürüyerek gitmekte iken; mağdurla kendisi arasında bulunan Hv.P.Çvş. S.S.'nın sanığın gizlediği bıçağın kabzesini gördüğü, kendisine elinde ne olduğunu sorduğu, sanığın "bir şey yok" demesine rağmen, birden onun sol eline hamle yaparak bileğinden yakaladığı, akabinde iki eliyle onu tuttuğu, bu esnada olay yerine gelen nöbetçi subayının da Çvş. S.S.'ye yardım ederek etkili eylemlerde bulunup, bıçağı onun elinden aldığı; anlaşılmaktadır.
Tebliğnamede de isabetle belirtildiği gibi, sanığın atılı suç yönünden icrai hareketleri (saldırmak, hızlıca üzerine koşmak, bıçağı çıkarmak, bıçağı fırlatmaya ya da savurmaya çalışmak, küfür ya da hakaretler ederek üstüne yürümek gibi) henüz fiili bir şekilde gerçekleştirmemiş, bu eylemlere başlamamış olması; her an suç kararından vazgeçme olanağı bulunması, eyleminin tehdit, fiilen taarruz, öldürmeye teşebbüs gibi suçlar yönünden belirginleşmemesi, bir başka anlatımla ne tür bir suç işleyeceğinin anlaşılamaması, sanığın dış âleme yansıyan eylemlerinin; atılı suçun yasal tarifinde yer alan hareketlerden birini oluşturmaması, sadece yürüme hâlinin (kaldı ki yürüyüş normal şekilde gerçekleşmiştir) icrai hareket olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması nedeniyle; sanığın eylemlerinin hazırlık hareketi kabul edilmemesi yasaya aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle, sanığın atılı suçtan beraatı yerine tesis edilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy