(1632 S. K. m. 87)
Sanığın iki kez emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı şüpheli kaldığından, şüphe sanık lehine yorumlanarak müsnet suçlardan 353 sayılı Kanunun 162'nci maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatına karar verilmiş, bu hükmü, adlî müşavir; suçların unsurlarının oluştuğunu belirterek temyiz etmiş, Tebliğnamede hükmün eksik soruşturma nedeniyle bozulması isteminde bulunulmuştur.
Kışlada cep telefonu bulundurmanın ve kullanmanın yasak olduğuna dair emrin sanığa 21.1.2004 tarihinde imza karşılığında tebliğ edildiği, mesleği polislik olan sanığın 29.4.2004 tarihinde gündüz saatlerinde otogardaki inzibat noktasında görevli olduğu, kendisine ait olan cep telefonunun sim kartlı olarak polis noktasında görevli polis arkadaşında olduğu, ihtiyaç hâsıl olduğunda telefonu bu arkadaşından alarak görüşme yaptığı ve telefonu arkadaşına iade ettiği, anılan günde bu şekilde telefon görüşmesi yaptığının İsth. Bçvş. İ.G. tarafından tespit edildiği, anılan şahsın sanıktan cep telefonunu vermesini islediği, sanığın "Komutanım yapmayın" diyerek telefonu vermediği, bu emir birkaç kez tekrarlanmasına rağmen sanığın telefonu vermediği, koşarak terminaldeki polis noktasına gittiği, telefonu buraya bıraktığı, Bçvş. İ.G.' nin sanığın peşinden giderek cep telefonunu bırakıldığı yerden aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 51'inci maddesinde kışla, askerin barındırıldığı ve hizmet gördüğü tek bir bina veya toplu hâlde bulunan muhtelif binalar ile bunların müştemilatından olan diğer binalar ve arazidir şeklinde tanımlamış olup, otogardaki inzibat noktası bu nitelikleri taşımadığından kışla olarak nitelendirilemez.
Kaldı ki, sanığa tebliğ edilen emirde kışla dışında cep telefonu kullanımını yasaklayan bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Ancak; tebliğnamede de isabetle belirtildiği gibi, otogardaki inzibat noktasında görevlendirilen sanığın, bu hizmeti hangi kurallar çerçevesinde yürüteceğine dair kendisine verilen görev talimatı ve talimatın sanığa tebliğ edildiğine dair tebellüğ belgesinin getirtilmesi, bilahare eylemlerin emre itaatsizlikte ısrar suçunu veya bir başka suçu (örneğin 477 sayılı Kanunun 56'ncı maddesindeki suç) oluşturup oluşturmadığı veya disiplin tecavüzü aşamasında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğinden her iki hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy