(1632 S. K. m. 66, 73) (765 S. K. m. 59)
Askeri mahkemece sanığın 20.9.2003-15.10.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 66/1-b, 73 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,
Bu karar sanık tarafından, gerekçe gösterilmeksizin temyiz edilmiştir. Tebliğnamede, emeklilik dilekçesi vermiş olması nedeniyle, kendisinden bu tarihten sonra hizmet beklenemeyecek olan sanığın, suç kastından bahsi olunamayacağından, mahkûmiyet hükmünün esastan bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
26 Ağustos 2003 tarihinde dilekçe ile başvurarak, vazife malûlü olarak emeklilik talebinde bulunan sanığın, 27.8.2003 tarihi itibarıyla 22 gün izne ayrıldığı, daha önce kullandığı izinlerinde yol süresi tanınmadığından, İstanbul-Ordu arası gidiş-dönüş 2 gün yol süresi hakkı bulunduğu, emeklilik işlemlerinden uzunca bir süre haber çıkmayınca, önce 15 günlük mazeret izninin kullandırılması için 25.9.2003 tarihinde birliğine fax çektiği, bilahare 29.9.2003 tarihinde çektiği ikinci bir fax'la, yıllık izni ile mazeret izninin 30 Eylül 2003 tarihinde dolduğunu, 2002 yılından kullanmadığı yıllık izninin verilmesini talep ettiği, emekliliğinin 30 Eylül 2003 tarihinde onaylandığı ve sanığın da 16 Ekim 2003 tarihinde tebliğ ederek ilişiğini kestiği, muvazzaf olarak en son 15 Eylül 2003 yılı maaşını aldığı dosya içerisindeki belgelerle herhangi bir şüphe yaratmayacak şekilde sabittir.
Askeri mahkemece, her ne kadar sanığın, 20.9.2003-15.10.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, mahkûmiyeti cihetine gidilmiş ise de;
Daha önceki izinlerinde yol hakkı tanınmayan sanığa, 27.8.2003 tarihinde çıktığı 22 günlük izni ile birlikte birliğinin bulunduğu Ankara ili ile iznini geçireceğini beyan ettiği Ordu ile arasında 2 gün gidiş dönüş yol izni (MSB Yol Süre Tablosu) tanındığında, birliğine dönmesi gereken tarih 20.9.2003 olacaktır. Birliği ile telefon irtibatı sonucu, izninin uzatılma talebini yazılı yapması istenen sanığın, 25.9.2003 tarihinde çektiği fax ile emeklilik müracaatının onayladığını ve birlik adresine gönderildiğini öğrendiğini, lojmandaki evini Ankara'ya taşıyarak lojmanı 20.9.2003 tarihinde teslim ettiğini bildirerek, izninin bitiminden itibaren yıllık mazeret izninin kullandırılmasını talep etmiş, bilahare 29.9.2003 tarihinde çektiği ikinci bir fax'la, bu kez mazeret izninin, ya da 2002 senesinden kalan bakiye izninin verilmesini istemiştir. Emeklilik işlemi, 30.9.2003 tarihinde bakan onayından geçerek kesinleşmiştir. Sanık her ne kadar, 16.10.2003 tarihinde birliğine gelerek ilişiğini kesmiş ise de, emeklilik onayından sonraki süre izin tecavüzüne konu olamayacağından, tartışılması gereken süre, sanığın izninin sona erdiği, 20.9.2003-30.9.2003 tarihleri arasındaki gecikme süresidir. Yukarıda açıklandığı üzere, sanığın, bu süre zarfında birliğine vaki iki müracaatına da, bunların kabul edilmediklerine dair yasal bir bildirimde bulunulmamıştır. Dolayısı ile müracaat nedeniyle kesintiye uğrayan bu sürenin izin tecavüzü suçu için gerekli olan 6 günü kapsamadığı, bu nedenle izin tecavüzü suçunun süre açısından oluşmadığı,
Kaldı ki, emeklilik dilekçesi veren, gerek hizmet süresi, gerekse vazife maluliyeti açısından, emeklilik talebinin onaylanmaması gibi bir durum söz konusu olmayan sanığın, dilekçisinin sonuçlanmasına kadar geçecek süre içerisinde hazırlıklarını yapabilmek için aldığı yasal izninden zamanında dönmemesinde, kendisine dönmüş olsaydı bile, bir hizmet verilemeyeceği de göz önüne alınarak, izin tecavüzü kastı ile hareket ettiğini söylemek mümkün değildir. Bu nedenle, üzerine atılı suçun manevi unsurunun da oluşmadığı kabul edilerek, beraat karan verilmesi gerekirken, sanık hakkında tesis olunan mahkûmiyet hükmün esas (sübut) yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy