(1632 S. K. m. 66, 73) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 136, 227) (AYDK. 09.06.1995 T. 1995/1 E. 1995/1 K.)
İzin tecavüzü suçundan sanık (Ter.) İs.Er Hayrettin YİĞİT hakkında 3ncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 29.12.2004 gün ve 2004/368-658 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 26.12.2005 gün ve 2005/5550 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın 17.09.2002-24.09.2002 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle son bulan izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b, 73 ve 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddeleri gereğince neticeten 5 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
1) USUL YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME:
Atılı suçtan dolayı evvelce verilen 08.07.2003 gün ve 2003/594-410 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün Dairemizin 28.10.2003 gün ve 2003/1058-1047 esas ve karar sayılı ilamı doğrultusunda; sorgu ve savunması huzurda tespit edilmesine karşın asker kişi olması sebebiyle komutanlık emriyle duruşmalara katılmasına imkan sağlanması gereken sanığın bu hakkından yoksun bırakılmasının savunma ve adil yargılanma hakkının kısıtlanmasına neden olduğu gerekçesiyle bozulmasının ardından, yargılamayı sürdüren Askeri Mahkeme; izin kağıdında yer alan (Dz.3) Batman Beşevler Mah.1304 sok. No:16 ile 1204 sok. No. 16 ve birliği tarafından bildirilen (Dz.65) aynı yer 1303 sok. No. 16daki adreslerinden sanığın celbedilerek duruşma gününün tebliği ile Askeri Yargıtay bozma ilamına karşı beyanının tespiti için Batman Asliye Ceza Mahkemesine 05.12.2003 ve 23.02.2004 tarihlerinde 2 ayrı müzekkere yazmıştır. (Dz.55,67) Batman Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2004 tarihli talimatı ve bu talimat ekinde yer alan kolluk soruşturma evrakında, sanığın belirtilen adreslerden ayrılarak İstanbula gittiği ve ne zaman döneceğinin bilinmediği belirtilmiştir. (Dz.75, 76)
Keza Batman Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2004 tarihli talimatı ekindeki emniyet soruşturma tutanağında da sanığın bildirilen adreste ikamet etmediği, halen İstanbulda bulunan şahsın bi mekan takımı olduğu ifade edilmiştir. (Dz.90, 91)
Askeri Mahkeme, yukarıda açıklanan talimatların yanısıra sanığın bulunduğu yer adresinin araştırılması için Batman Emniyet Müdürlüğüne 22.03.2004, 13.05.2004 ve 21.06.2004 tarihlerinde 3 ayrı müzekkere yazmış (Dz.78,80,94) ise de, gelen cevabi yazılarda halen İstanbulda olduğu öğrenilen sanığın açık adresinin belli olmadığı belirtilmiştir. (Dz.95, 99)
Askeri Mahkemece; yukarıda açıklanan talimat evraklarının dava dosyasına girmesini takiben 02.08.2004 tarihinde sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı vermiş (Dz.96,97) olmasına karşın, sanığın bu yolla da temini mümkün olmamıştır. Yapmış olduğu araştırmalara rağmen bozma ilamına karşı beyanını tespit etmek üzere sanığa ulaşamayan Askeri Mahkeme; 29.12.2004 tarihli duruşmada yargılamanın 353 sayılı Kanunun 227/son maddesi gereğince sanığın yokluğunda sürdürülmesine karar vermiştir.
Yokluğunda verilen mahkumiyet kararı kendisine tebliğ edilmek istenmiş ise de, Batmandaki ikamet adresine çıkarılan (Beşevler Mah.1303 Sok. No.16) tebliğ mazbatasının adresi bilinmediğinden bahisle sanığa tebliğ edilemediği görülmektedir. (Dz.110) Sanığa aynı adresten çıkarılan son tebliğ mazbatası sanıkla aynı çatı altında ikamet ettiği belirtilen Anneannesi Fatma DEĞİRMENCİye 07.06.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, sanık Hayrettin YİĞİTde 10.06.2005 tarihli dilekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.
Bozmaya karşı diyeceklerinin saptanması için yazılan talimatları sanıkların bulunmadıklarından bahisle bilâ ikmal iade eden istinabe mahkemelerinin cevabi yazılarına ve eklerindeki evraklara itibar edilerek, bu kişilerin yokluklarında hüküm kurulmasının yasaya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından, konuyla ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 227nci maddesine, 11.08.1983 tarih ve 2875 Sayılı Kanun ile eklenen son fıkra: Sanık veya müdahilin bulunmamaları nedeni ile, bozmaya karşı beyanları tespit edilememişse, duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise sanığın herhalde dinlenilmesi gerekir. amir hükmünü içermektedir. Bu maddede geçen bulunmama unsuru, esasen hükümet teklifinde bulunamama şeklinde kaleme alınmış iken, Milli Güvenlik Konseyi Milli Savunma Komisyonunda bulunmama biçiminde kabul edilerek kanunlaşmıştır. Oysa, bozmadan önceki devreye ilişkin 353 Sayılı Kanunun 136ncı maddesine yine 2875 Sayılı Kanun ile son fıkra eklenirken: bulunamama unsuru korunmuş ve iki madde arasında farklılık yaratılmıştır. Bu farklılığın hukuki sonuçlarını değerlendirmek bakımından, aşağıda sıralanan yasa ve tasarı maddeleri ile yüksek yargı kararları dikkate alınmalıdır.
353 sayılı Kanunun 136ncı maddesinin son fıkrasındaki bulunamama şartına açıklık getiren As.Yarg.İçt.Brl.Krl.nun 09.06.1995 tarih ve 95/1-1 E-K sayılı kararında, ....bilinen adreslerden aranması ve buna rağmen bulunamaması şeklinde değerlendirmek gerekmektedir. Belki, bu aşamada bir yoruma gitmekten söz edilebilir. Ancak, o durumda dahi konuyu varolan adresler dışında aranmaya kadar götürmek, kanunun ruh ve esprisine aykırı olur. Çünkü, 2875 Sayılı Kanunun genel gerekçesinde de belirtildiği üzere amaç; askeri mahkemelerin ve özellikle sıkıyönetim mahkemelerinin daha hızlı ve etkin çalışabilmesini sağlamaktır. saptamasına yer verilmiş; Daireler Kurulunun 353 Sayılı Kanunun 227nci maddesine ilişkin 27.11.1986 tarih ve 1986/138-118 E-K sayılı kararında: Bu hükmü, geçici adreslerinde bulunamayan sanığın dosyadaki bilinen ikamet adresinden son bir defa daha aranarak buna rağmen davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemesi halinde davasının gıyabında bitirilebileceği şeklinde anlamak gerekir. denilmek suretiyle, uygulamaya yön verilmeye çalışılmıştır.
Diğer yandan; Anayasamız, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını amaçlamış ve bunun yargının görevi olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bozma ilamına karşı beyanının tespiti için dava dosyasındaki adreslerinden (İstinabe Mahkemesi ve Emniyet Müdürlüğü görevlilerince) araştırılmasına rağmen ele geçirilemeyen sanığın hakkında verilen mahkumiyet kararını bir şekilde öğrenerek hükmü temyiz etmesinin bu şahsın 353 sayılı Kanunun 227/son maddesinin belirlediği anlamda bulunmamış sanık statüsünü değiştirmeyeceği ortadadır.
Askeri Mahkeme; sanığın tebligata yarar diğer adreslerinin araştırılması için üstüne düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine karşın, bu adresler dışında başka bir yerden sanığın temini mümkün olmamıştır.
Hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suçtan dolayı yargılandığını bilmesine rağmen ikametgahından süreklilik arz edecek biçimde ayrılan sanık bulunduğu yer adresini ne Askeri Mahkemeye ne de başka bir yetkili mercie bildirmemiştir.
Sanığın bozmadan önceki mahkumiyetine oranla daha ağır bir cezaya çarptırılmamış olmasından dolayı 353 Sayılı Kanunun 227/son maddesinin tatbikini engelleyen bir durum söz konusu olmadığı gibi; esasen temyiz dilekçesinde bu doğrultuda bir iddiaya da yer verilmemiştir.
Kaldı ki, sanığın son temyiz dilekçesinde ikametgahı olarak belirttiği yerin yargılama boyunca aranmasına rağmen bulunamadığı adres olduğu dikkat çekmektedir.
İddianame kapsamındaki sorgu ve savunması evvelce Askeri Mahkeme tarafından usulüne uygun biçimde tespit edilen sanığa gerek bozmaya karşı beyanda bulunması ve gerekse duruşmaya iştirak etmesine olanak sağlanabilmesi amacıyla duruşma günü tebliğ edilmek istenmiş ise de, çok yönlü bir biçimde araştırılan sanığın bildirilen adreslerinde bulunamamasından dolayı savunmaya yönelik bu haklardan yararlandırılması imkansız hale gelmiştir.
Bu itibarla; Askeri Mahkemenin 353 sayılı Kanunun 227/son maddesinin öngördüğü yasal imkan dahilinde hareket ederek, yargılamayı (bozma ilamına karşı beyanını tespit için aramasına rağmen bulamadığı) sanığın yokluğunda sürdürmesinde kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik görülmemiş ve diğer yönleri itibarıyla da usule uygun olan hükmün esasına ilişkin incelemeye geçilmiştir.
2) ESAS YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME:
03.09.2002 günü saat 08.00de 4 gün yol hakkı tanınarak toplam 14 gün süreyle izne gönderilen sanık İs.Er Hayrettin YİĞİTin; 17.09.2002 günü saat 08.00e kadar birliğine katılması gerektiği halde bu süreyi geçirerek 24.09.2002 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sevdiği kızla ilgili sorunlarını halletmek istemesinden dolayı izin süresini geçirdiğini beyan eden sanığın bu savunmalarını kabule değer bulmayan Askeri Mahkemenin; tesis ettiği mahkumiyet hükmünde takdir ve uygulama yönleri itibarıyla da herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ve bu konuların suçun oluşumuna etkili olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönüyle kanuna uygun olan mahkumiyet hükmünün ONANMASINA,
18.01.2006 tarihinde tebliğnameye aykırı olarak OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy