(1632 S. K. m. 85) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 221)
Hizmete müteallik muameleden dolayı üste hakaret suçundan sanık P.Uzm.Çvş.Adem RUFAİOĞLU hakkında 5nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 08.10.2004 gün ve 2004/296-710 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün sanık müdafii tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 26.12.2005 gün ve 2005/5553 sayılı tebliğnamesi ekinde, hükmün, uygulamaya yönelik noksan soruşturma nedeniyle bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece sanığın, 22.02.2000 tarihinde, hizmete müteallik muameleden dolayı üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 85/1 (2nci cümlesi) (Teşdiden), TCKnın 59/2nci maddeleri uygulanmak suretiyle sonuç olarak yedi ay on beş gün hapis cezası ile mahkumiyetine dair verilen karar, sanık müdafii tarafından sebepleri gösterilerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede,
Sanığın, bölük astsubayı olan Mağdur P.Bçvş.Kaşif ÇELİK tarafından alarm tatbikatı esnasında, bir kısım askerle birlikte çadır kurmakla görevlendirildiği, mağdurun, çadırların kurulup kurulmadığını kontrolü sırasında, diğer takımların çadırlarını kurdukları, ancak, sanığın sorumlusu olduğu sıhhiye takımının çadırının kurulmadığını görmesi üzerine, sanığa kızdığı ve çadırı neden kurmakta geciktiklerini sorduğu, bir an önce çadırı kurmalarını söyledikten sonra bölgeden ayrıldığı, kendisine kızılmasına sinirlenen sanığın, mağdurun arkasından küfür ettiği, olayın intikal ettirildiği Birlik K.lığınca sanık hakkında düzenlenen suç dosyasının gönderildiği Askeri Savcılıkça açılan kamu davasına bağlı olarak yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında müsnet suçtan mahkumiyet hükmü verildiği, hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, As. Yrg.2nci Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonunda; 12.03.2003 tarih ve 2003/266-259 sayılı bozma kararı ile, sanık hakkında tesis olunan mahkumiyet hükmünün öncelikle usul yönünden bozulması cihetine gidildiği, Askeri Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle, usulü noksanlıklar giderilerek yeniden yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında, yukarıda belirtilen mahkumiyet hükmünün tesis edildiği, hükmün sanık müdafii tarafından sebepleri gösterilerek tekrar temyiz edildiği görülmüştür.
Sanık Müdafii tarafından verilen temyiz dilekçesinde; Müvekkilinin, müsnet suçu işlemediği, bir kısım tanıkların üstleri tarafından yönlendirilmeleri sonucu sanık aleyhine ifade verdikleri, diğer bir kısım tanıkların ise, sanık lehine beyanda bulundukları, çelişkinin mevcut olduğu, bu durumda ortaya çıkan şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmakta ise de; Olayın meydana geldiği esnada, olay yerinde bulunan ve sanık ile mağdur arasında geçen tartışmaya başından itibaren tanık olan Veysel ULAŞ, Mustafa CALP, Eşref BODUK, Yiğit SÜZENin birbirilerinin tüm aşamalardaki beyanlarını doğrular mahiyette ve aynı paralelde olduğu anlaşılan istikrarlı ifadelerinde; sanığın, mağdurun arkasından, anasını avradını sinkaf ettiğimin, sülalesini sinkaf ettiğimin çocuğu şeklinde küfür etmek suretiyle hakaret ettiğini beyan ettikleri anlaşılmış, sanık müdafiinin çelişkili olduğunu ileri sürdüğü diğer tanıklardan Hasan ÖZBAŞın verdiği ifadesinde, olayların cereyan ettiği aşamada olay yerinden ayrıldığını, diğer tanıklar Engin ALAYGUT ve Dinçer UĞURun ise; sanığın küfür ettiğini duymadıklarını beyan ettikleri görülmüş, bu durumda sanığın, mağdura küfür içeren sözler sarf ettiğini duyduklarını beyan eden bir kısım tanıkların ifadeleri ile, bu tanıkların beyanları arasında herhangi bir çelişkinin mevcut olmadığı anlaşılmış, böylece sanığın, Mağdur P.Bçvş. Kaşif ÇELİKe karşı, gıyabında hizmet esnasında üste hakaret suçunu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sübuta erdiği sonucuna varıldığından, sanık müdafiinin, müsnet suçu işlemediğine, tanık beyanları arasında çelişki bulunduğuna ilişkin kabule değer nitelikte görülmeyen tüm temyiz sebeplerinin reddi cihetine gidilmiştir.
Ancak, Askeri Mahkemece, mahkumiyet hükmünün gerekçesinde; mağdurun, sıhhiye takımının çadırının kurulmadığını görmesi üzerine, sanığa kızdığı ve çadırı neden kurmakta geciktiklerini sorduğu, bir an önce çadırı kurmalarını söyledikten sonra bölgeden ayrıldığı, kendisine kızılmasına sinirlenen sanığın, mağdurun arkasından sinkaflı sözler sarfettiğinin kabul edildiği görülmekle; tanıklar Eşref BODUK (DD.121) ve Hasan ÖZBAŞ (DD.74)ın anlatımları ile de teyit edilen bu olgunun, Yerel Mahkemece araştırılarak, mağdur bölük astsubayının sanığa kızdığı sırada ne gibi sözler söylediğinin, adı geçen tanıklardan ve diğer tanıklardan sorulmak suretiyle, elde edilecek bilgi ve veriler çerçevesinde, sanığın mezkur eylemlerini haksız tahrik altında gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin irdelenmesi, hüküm gerekçesinde tartışılması ve değerlendirilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi suretiyle sanık hakkında hizmete müteallik muameleden dolayı üste hakaret suçundan mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinde isabet görülmediğinden, mezkur hükmün uygulamaya yönelik noksan soruşturma nedeniyle bozulması cihetine gidilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen hakkındaki mahkûmiyet hükmünün 353 Sayılı Kanunun 221/1nci maddesi uyarınca UYGULAMAYA YÖNELİK NOKSAN SORUŞTURMA nedeniyle BOZULMASINA;
18.01.2006 günü tebliğnameye uygun olarak OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy