(1632 S. K. m. 30, 131) (765 S. K. m. 59) (5237 S. K. m. 62) (353 S. K. m. 220)
Askeri eşyayı çalmak suçundan sanık J.Kd.Bçvş.Bülent KARAOĞLU hakkında 15nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 20.09.2005 gün ve 2005/435-520 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık müdafilerince yasal süresi içerisinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 06.12.2005 gün ve 2005/5159 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün onanması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Verilen ilk mahkûmiyet hükmünün yapılan temyiz incelemesi sonucu Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 23.6.2004 gün ve 2004/681-864 E.K. sayılı ilamı; ikinci mahkûmiyet hükmünün yine aynı Dairenin 9.2.2005 gün ve 2005/4-170 E.K. sayılı ilamı ile bozulmasından sonra uyma kararı veren Askeri Mahkemece; Sanık J.Kd.Bçvş. Bülent KARAOĞLUnun:
Askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 131/1, 131/2, TCKnın 59/2nci maddeleri uyarınca bir sene on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; yasal imkansızlık nedeniyle paraya çevirmeye ve ertelemeye yer olmadığına,
ASCKnın 30/A,B maddeleri gereğince T.S.K.lerinden çıkarılmasına karar verilmiş, bu hüküm sanık müdafilerince özetle, askeri mahkemenin tanık Sinanı dinlemek dışında hiçbir hususu yerine getirmediği, müvekkillerinin içerisinde 3000 mermi olan sandığı kendi deposuna götürdüğünde fazla olduğunu görüp iki gün sonra fazla olan 1450 mermiyi iade ettiği, olayın açıklığa kavuşturulmadığı, aradan zaman geçtiği, bu durumda noksan mermiden söz edilemeyeceği, oluşa göre suç kastı bulunmadığından hırsızlık suçunun oluşmadığı, müvekkillerinin kabul etmediği ve gerçekte kendisine ait olmayan yasak delil mahiyetindeki bant kaydına dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ifadeleri hükme esas alınan tanıkların beyanlarının çeliştiği ve kendilerini kurtarmak için sanığı suçladıkları, Sinanın tanık olarak dinlenilmesi sonucu da olayın şüphe içinde kaldığı, şüpheden sanığın yararlandırılması gerektiği belirtilerek mahkumiyet kararı duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
25.01.2006 tarihinde yapılan duruşmada;
Sanık Müdafii Av.Bora ULUÇ özetle müvekkilinin çaldığı belirtilen mermileri, birliğine tahsis edilen mermiler olduğu zannıyla aldığını, ortada herhangi bir mermi açığının olmadığını, tanık ifadelerinin çelişkili olduğunu, tanık beyanında bahsi geçen Ünal diye birisinin bulunamadığını, yargılama sonucu olayın açıklığa yeterince kavuşturulamadığını belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir. Ayrıca sanığın depoya gece giriş nedeninin 624 mermi açığıyla ilgili olduğunu, bu olayla ilgisi bulunmadığını ve sanığın depoya girme hususunun karara bağlandığını belirtmiş, Av.Fehmi ÖRENGÜL ise özetle, mahkemenin bozma kararına uymasına rağmen bozma nedenlerini yerine getirmediğini, hazırlık soruşturmasına dayanarak karar verdiğini, tanık Eyüpün baskı altında intihara teşebbüs ettiğini, tanık beyanlarının baskı altında alındığını, tanık Sinanın beyanında sanığı suçlayacak hiçbir ifadenin yer almadığını, olayın şüpheli kaldığını, ortada noksan mal bulunmadığını, suçun manevi unsurunun da oluşmadığı, sanık hakkında beraet kararı verilmesi gerektiğini belirtmiş her iki müdafii müvekkillerinin beraetini talep etmişlerdir.
Yapılan İncelemede;
Kocaeli İl Merkez Jandarma Bölüğünde Personel ve Lojistik İşlem Astsubayı olarak görevli iken, Mayıs 2003 ayı sonlarında, birlik mal saymanlığınca bölüğe tertip edilen bir kısım levazım malzemesini almak için yanında J.Onb.Koray BİLGE, J.Onb.Eyüp KARAKAŞ ve J.Ulş.Er Cemalettin TAŞKARA olduğu hâlde saymanlık deposuna gelen sanık J.Kad.Bşçvş.Bülent KARAOĞLUnun, mal sorumlusu J.Ord.Astsb.Çvş.Mithat ÇAKIRın depoyu açması ve kendisine bölüğe tahsis edilen malzemelerin yerini göstermesinden sonra, bunları, geldikleri Ford Transit marka askeri araca taşıttığı, bu arada Astsb.Mithat ÇAKIRın başka işle ilgilenmesini fırsat bilerek, bölüğe herhangi bir şekilde dağıtımı yapılmayan; içerisinde 3000 adet 9 mm. Çapında MP-5 Parabellum mermisi bulunan bir adet açılmamış mermi sandığını, mal sorumlusunun haberi olmaksızın; gizlice, emir verdiği Onb.Koray ve Er Cemalettine taşıtıp araçtaki diğer malzemelerin yanına koydurduğu, araçla İl Merkez Jandarma binasına döndüklerinde, yanındaki adı geçen üç askere; bu olaydan kimseye bahsedilemeyecek, olay burada unutulacak diye talimat veren sanığın, daha sonra, araçla kışla hudutları dışına çıkartılan mühimmat sandığını Yuvacık Jandarma Karakolunda bulunan bölük deposuna götürdüğü, 600lü paketler hâlinde bulunan 9 mm. Çapındaki bu mühimmatı depoda bulunan diğer boş sandıkların içine yerleştirdiği, böylece, J.Onb.Koray BİLGE J.Onb.Eyüp KARAKAŞ ve J.Ulş.Er Cemalettin TAŞKARAyı kullanarak; İl Jandarma Komutanlığı Mal Saymanlığının deposundan, habersizce ve gizlice 1 adet açılmamış 9 mm. Çapında Parabellum mermi sandığını (3000 mermiyi) çalıp Yuvacık Jandarma Karakolunda bulunan Bölük deposuna götürmek suretiyle Askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği, bozma ilamına uyan askeri mahkemece yeniden yapılan yargılamada mermi açığının kayıt-silme sonucu giderildiğinin saptandığı; tanık Astsubay Mithat ÇAKIRın yeniden saptanan beyanında; (Dz.405) sanığın kendisine 1450 adet MP-5 tabanca mermisi teslim ettiğini, kalan 450 adet noksan merminin 200-250 adedini deposundaki zimmet fazlası mermilerden, 200 civarındaki mermiyi de atışlar nedeniyle yapılan saflardan karşıladığını, yeni kafile numaralı mermi vermediği sanığın deposunda 600 adet yeni kafile numaralı mermi bulunması nedeniyle durumu Alay Komutanına söylediğini; sanıktan aldığı bin adet eski kafile numaralı mermilerinde dağıttığı mermi içinde yeni mermi gibi yer aldığını beyan ettiği, sanığın deposunda 600 adet yeni mermi bulunduğuna ilişkin beyanlarının tanık Mustafa BOLUnun yeminli anlatımları ile doğrulandığı, sanığın 1450 adet yeni mermiyi iade ettiğine dair aksi beyanda bulunduğu bu hususun sadece sanık ve Mithat Astsubay arasında geçmesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır prensibi gereği sanığın mermi iadesiyle ilgili beyanının doğru kabul edildiği ve hazine zararına hükmedilmediği, tanık Sinan AKYÜZ yeminli anlatımında (Dz.420) olay gününü hatırlamadığını beyan ettiği, bozma ilamında ifadesinin alınması istenilen Ümit AKÇAYIR isimli askerin birlikte bulunmadığının tespit edilmesi üzerine ifadesinin alınamadığı, mevcut deliller itibariyle; askeri mahkemece; tanıklar Koray BİLGE, Eyüp KARAKAŞ ve Cemalettin TAŞKARAnın beyanlarına itibar edilmesinde ve bu beyanların samimi ve içten olduğu yönünde gösterilen gerekçelerde isabet bulunduğu gibi, tanıkların ifadelerinde mevcut küçük farklılıkların esasa etkili olmadığı, Eyüpün ailevi nedenlerle intihara teşebbüs ettiğini belirtmesi ve gerekçelerini açıkladığı konunun sanığın eylemiyle ilgili olmadığının tespit edildiği, yine mahkemece bozma ilamı doğrultusunda özvakanın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin tartışılması ve oluşa uygun değerlendirilmesi, itibar edilen tanık anlatımları ve saptanan mermilerin dağıtım şekli, ses kayıtlarının kabulde değerlendirilmemesi karşısında; sanık müdafilerinin sübutun yokluğuna, noksan soruşturmanın varlığına; çelişkili beyanlar içeren ve yasak delil niteliğinde bulunan tanık anlatımlarına itibar edilmesinin yasaya aykırı olduğuna, sanığın beraetine karar verilmesi gerektiğine yönelik tüm temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
Ancak hükmün tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesi yerine suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 59/2nci maddesinin tatbik olunması nedeniyle hükmün uygulama yönünden bozulması gerekmiş, ancak anılan bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 353 sayılı kanunun 220/2-H maddesine göre mahkûmiyet hükmünün belirtilen noktadan düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Askeri eşyayı çalmak suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün sanık müdafilerinin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1nci maddesi gereğince uygulama hatası nedeniyle BOZULMASINA,
Bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden TCKnın 59/2nci maddesi ile ilgili bölümünün 353 sayılı kanunun 220/2-H maddesi gereğince 5237 sayılı TCKnın 62/1nci maddesi şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
08.02.2006 tarihinde tebliğnameye uygun olarak OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy