(1632 S. K. m. 50, 51, 79) (5237 S. K. m. 35, 62, 63) (353 S. K. m. 251)
Askeri mahkemece sanığın, 2.11.2002 tarihinde "kendini askerliğe yaramayacak hale getirmeye tam teşebbüs" suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 79/1, TCK'nın 35/2, ASCK'nın 50, 5l/B, TCK'nın 62/1'inci maddeleri gereğince neticeten, 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tutuklulukta ve adlî gözlem altında geçirdiği sürelerin 353 sayılı Kanunun 251/1 ve TCK'nın 63'üncü maddeleri gereğince cezasından indirilmesine karar verilmiştir.
Hüküm sanık tarafından, tüfeğin iradesi dışında ateşlenmesi neticesi yaralandığı, kendini kasten vurmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, sanığın vücudunda ateş ettiği bölge ve birlikte yaşadığı arkadaşları ile uyum problemleri göz önüne alındığında, intihar etmek kastı ile hareket etmesi, üzerine atılı suçu işlediği konusunda net ve kesin deliller elde edilememesi karşısında, beraatına karar verilmesi, bu nedenle, mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Olay günü Erzurum Çat ilçe J.K.'lığına bağlı Has J.Karakol Komutanlığının binası önünde bulunan Bingöl-Yedisu yol arama ve kontrol devriyesinde emniyet nöbetçisi olan sanığın, birlikte nöbet tuttuğu J.Onb. Ü.D.C.'nin saat 15.30'da kontrol noktasından geçen bir I sivil minibüsün kaydını yapması sırasında, üzerine zimmetli 146799 seri numaralı G-3 A-3 piyade tüfeğinin kurma kolunu çekip, tam dolduruşa getirdikten sonra havaya 4 el ateş ettiği ve akabinde silahı karnına dayayarak bir el de bu şekilde vücuduna ateş ettiği, göbeğinin hemen üst kısmından karnına giren merminin, vücudu sol kalçadan çıkarak terk ettiği, sanığın bu yaralanma nedeniyle hayatî tehlike geçirdiği, ancak askerliğe elverişsiz hale gelmediği hususları, sanığın ikrarları, tanık beyanları olay yeri tespit tutanağı, olay yeri krokisi, silah zimmet belgesi ve sair dosya içerisindeki delillerden herhangi bir şüphe yaratmayacak şekilde ortaya çıkmıştır.
Askeri mahkemenin maddi vakayı bu şekilde kabul etmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dosyada mevcut deliller itibarıyla sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olması hatalı bulunmuştur.
Şöyle ki; sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılabilmesi için, gerçekleşen maddi olayın dışında, kendisini kasten ve askerlikten kurtulma kasıt ve iradesi ile yaraladığının kesin ve net olarak ortaya konulması gerekmektedir. Somut olayda, gerek sanıkla birlikte görev yapan diğer askerlerin, gerekse de rütbelilerin beyanlarından sanığın problemli bir asker olduğu anlaşılmakta ise de, askerlikten kurtulmak için bir çaba içerisinde olduğuna ilişkin yeterli ve kesin delil bulunmamaktadır.
Terhisine 2 hafta varken G-3 A-3 gibi güçlü bir silahı kullanarak, bitişik atışla karnına ateş eden ve neticesinde hayatı tehlike geçiren sanığın, aksine yeterli delil elde edilemediğine göre, gerek arkadaşları ile mevcut anlaşmazlıklarını, gerekse de ailevî problemlerini intiharına yol açan sebepler olarak kabul etmek suretiyle, manevi unsuru oluşmayan üzerine atılı suç nedeniyle beraat karan verilmesi gerektiğinden, askeri mahkeme tarafından tesis olunan mahkûmiyet hükmünün esas yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy