(1632 S. K. m. 137) (5237 S. K. m. 89) (765 S. K. m. 459) (353 S. K. m. 155, 177)
Harp malzemesi hasarına sebebiyet vermek suçundan sanık Ter. J. Er Mustafa KIRAYTUN hakkında Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 02.05.2005 gün ve 2005/80-345 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün Askeri Savcı tarafından süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 gün ve 2005/5672 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün eksik soruşturma ve uygulama hataları sebebi ile bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri mahkemece sanığın 10.07.2002 tarihinde hizmette tekasülle harp vasıtasının mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCKnın 137, 5237 sayılı Kanunun 62/1, 647 sayılı Kanunun 4/2, 6ncı maddeleri gereğince ertelemeli olarak 36.30 YTL. ağır para cezası ile mahkumiyetine, 4/8 kusuru oranında 9.884.-YTL üzerinden hesaplanan 4942.-YTL. hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16ncı maddesi gereğince sanığa ödettirilmesini, 4942 sayılı Harçları Kanunun 1. nolu tarifesi gereğince 27.-YTL. nispi harcın sanıktan tahsiline karar verilmiş,
Bu hüküm Askeri Savcı tarafından sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinde belirlenmesi gerektiği, sanığın tekasül kastı bulunmadığı, para cezasının yanlış belirlendiği ileri sürülerek sanık lehine temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; bilirkişi görüşleri arasındaki aykırılıklar nedeniyle sanığın kusurunun Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince tespit ettirilmemiş olması, davaya müdahale hakları bulunan mağdur tanıklar Fuat KAHRAMAN, Engin ÇETİN ve Muhammet AKBULUTun ifadelerinin tespit edilmemiş olması, hazine zararı miktarının hatalı kabul edilmiş olması, tatbik olunan ASCKnın 137.maddesindeki ceza miktarının asgari haddinin taksirle yaralama suçuna göre belirlenmesi gerektiği, 765 sayılı TCKnın 459ncu maddesi karşılığı olan 5237 sayılı TCKnın 89ncu maddesi düzenlemesinin sanık lehine olup olmadığının tartışılmaması ve bunun sonucuna göre uygulama yapılmamış olması, cezanın adli para cezasına çevrilmesinde hata yapılmış olması nedenleriyle hükmün bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Hakkari-Çukurca 3. J. Sınır Taburu Işıklı 12. J. Sınır Bölüğü Sivritepe J. Sınır Takım K.lığı emrinde görevli olan sanığın 10.07.2002 tarihinde yanında araç komutanı olarak J.Kd.Çvş.Serdal ŞAHİN ve aracın içerisinde J. Çvş. Muhammet AKBULUT, J. Erler Fuat KAHRAMAN, Mustafa DEMİR, J. Onb. Ersin TÜFEKÇİ oldukları halde, 798 613 plaka numaralı Land Rover aracı ile Dersinki üst bölgesindeki personelin değişimini yapmak üzere başka bir araçla konvoy oluşturarak saat 15.30 sularında birlikten ayrıldıkları, önde giden ve içerisinde Oğuz KARA isimli teğmenin bulunduğu aracın durması üzerine 49ncu hudut taşı yanında durdukları, tekrar hareket ettikleri sırada aracın geriye kaydığı, ancak durumu kurtarıp yola devam ettikleri, saat 17.45 sıralarında personel değişimini tamamlayıp geri dönüş yolunda seyir etmeleri sırasında 49ncu sınır taşının bulunduğu viraja geldiklerinde aracın virajı alamayarak yuvarlandığı, kaza sonucu araçta bulunanlardan Muhammet AKBULUT ve Serdal ŞAHİNin 7 gün, Mustafa DEMİRin 20 gün iş ve güçten kalacak, Ergün ÇETİNin ise hayati tehlike geçirecek derecede yaralandıkları, araçta 4.153.626.000TL. hazine zararının oluştuğu, kaza sonrası yapılan tespitte aracın üçüncü viteste bulunduğu hususunda dosya içerisindeki deliller itibariyle herhangi bir şüphe bulunmamaktadır.
Askeri mahkemece her ne kadar sanığın 4/8 kusuru ile müsnet suçu işlediği kabul edilerek hakkında mahkumiyet hükmü tesis olunmuş ise de;
1- 07.06.2005 tarihli oturumda usulüne uygun olarak bilirkişi tayin olunan, yemini verildikten sonra dava dosyası teslim olunarak raporu hazırlaması için süre tanınan bilirkişi İrfan DEMETin (D/286) hazırladığı raporu celse arası dosyaya vermesini takip eden 23.08.2004 tarihli oturumda (D/295) ve müteakip oturumlarda bilirkişi huzura alınıp raporun kendisine ait olup olmadığı varsa tarafların sorularına açıklık getirmesi sağlanmadan sadece raporunun okunması ile yetinilmiş olması,
2- Tanık Önder KOCABAŞın istinabe duruşma tutanağında (D/205) Hakim, C.Savcısı ve Katibin ad ve soyadlarının yer almaması ve bu tanığın hükmün gerekçesinde deliller arasında sayılmış olması (353 sayılı Kanunun 177.mad)
3- Tanık Muhammet AKBULUT, hakkında yazılan talimatın adreste bulunamadığından bahisle bila ikmal iade olunmuş ve bu husus 26.03.2003 tarihli duruşma tutanağına (D/221) geçirilmiş olmasına rağmen, bu ve diğer celselerde adı geçen tanığın aranmaya devam olunması ya da dinlenilmesinden vazgeçilmesi yönünde herhangi bir karar alınmaksızın hazırlık beyanının gerekçeli hükümde delil olarak gösterilmesi (353 sayılı Kanunun 155 mad.)
4- Tanık Serdal ŞAHİNin Alanya Asliye Ceza Muhakemesinde tespit olunan talimat ifadesinde (D/197), daha önce verdiği ifadesine atıfta bulanarak aynısını tekrar ettiğini söylemesi ve bu tanığın beyanının hükmün gerekçesinde delil olarak değerlendirilmiş olması (353 sayılı Kanunun 61 ve 155.mad.)
5- Dava dosyasında konuya ilişkin olarak görüş içeren 1 adet teknik rapor (D/38), trafik kaza raporu (D/49), 1 adet Askeri Savcılıkça dinlenen bilirkişiye ait rapor (D/153) ve Askeri mahkemece dinlenen bilirkişiye ait rapor (D/292) mevcuttur. Bunlara göre
a) Teknik raporda (D/38) kaza sonrası aracın teknik açıdan incelenmesi yapıldıktan sonra kazanın hızlı gidilmemesi gereken stabilize yolda hızlı gidilmesi nedeniyle araç şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybederek virajı alamaması nedeniyle şoförün dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiği,
b) Jandarma Trafik Timleri tarafından tutulan Trafik kaza raporuna göre sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 84ncü maddesinde belirtilen diğer hususlardan 47/1-d (Trafik güvenliği ve düzeniyle ilgili olarak diğer kural, yasak, zorunluluk ve yükümlülüklere uymamak) kuralını ihlâl ettiğinden kusurlu olduğu,
c) Askeri Savcılıkça dinlenen bilirkişi J.Ord.Tek.Bçvş.Uğur BOZDAĞLInın raporuna göre (D/153), bir yokuşu hangi viteste çıkmışsan o viteste in kuralını ihlâl etmesi nedeniyle sanığın 6/8 oranında kusurlu olduğu, 1/8 kusurun sanığa yeterli intibak eğitimi verilmemesine, 1/8 kusurun ise araç komutanına ait olduğu,
d) Askeri mahkemece dinlenen bilirkişi J.Ulş.Çvş.İrfan DEMETin (D/292) raporuna göre ise, sanığın çıktığı viteste inmeme ve aracın süratini yol, hava ve görüş şartlarına göre ayarlama kurallarına uymaması nedeniyle 4/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmektedir. Dolayısı ile bilirkişi raporları arasında gerek kusur oranları gerekse de kusurun tespitinde istifade edilen ihlâl edildiği ileri sürülen kurallar açısından farklılıklar mevcuttur. Ayrıca askeri mahkemenin kararına esas olarak aldığı son bilirkişi raporunda araç komutanının, sanığın aracı arazi vitesinde kullanmasına engel olduğu kabul edilmekle birlikte arazi vitesinde kullanılmamış olmasının kazanın oluşumuna etkisi yeterince değerlendirilmediğinden, konunun teknik detayları da bulunduğu gözönüne alınarak dava dosyasının Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinde gönderilerek sanığın kusurunun bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi davranışları nedeniyle hangi oranda kusurlu bulunduğu hususunda rapor alınması gerekmektedir. Bu hususun yerine getirilmemiş olması,
6) Kaza sırasında araçta bulunan ve 7 gün iş, güçten kalacak şekilde yaralanan mağdurlar Çvş.Muhammet AKBULUT, Er Fuat KAHRAMAN ile hayati tehlike geçiren Er Engin ÇETİNin suçtan zarar gören sıfatı ile davaya müdahil olarak katılma imkanları bulunduğu göz önüne alınarak olaya ilişkin tanıklıklarına başvurulması gerekirken, Fuat KAHRAMAN ile Engin ÇETİNin adreslerinde bulunmadıklarından bahisle hazırlık beyanlarının okunması ile yetinilmesi,
7) Meydana gelen kaza nedeniyle askeri araçta meydana gelen hasar Jandarma Ordu Donatım Ana Tamir Fabrika Komutanlığınca detaylandırılarak toplam ödetme maliyeti 4.153.626.000.-TL. olarak tespit edilmişken (D/229), askeri mahkemece hatalı olarak hazırlık soruşturma sırasında sadece hasara uğrayan parçaların fiatlarının toplanması suretiyle oluşturulan hasar tespit raporunda (D/40) belirtilen 9.884.000.000 TL. (9.884 YTL)nin hazine zararı olarak kabul edilmiş olması,
8) Yaralanmalı askeri araç hasarlarında ASCKnın 137nci maddesi gereğince yapılacak uygulamalarda, cezanın asgari haddinin taksirle yaralanma suçuna göre belirleneceği, Askeri Yargıtay İçtihatlarının da bu yönde bulunduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu husus askeri savcılığının iddianamesinde de (D/157) talep olunmuş ancak askeri mahkeme hükmünde değerlendirilmemiştir. Konuya ilişkin 765 sayılı TCKnın 459ncu maddesi 5237 sayılı yeni TCKnının 89ncu maddesinde bazı farklılıklar içerir şekilde düzenlenmiştir. Yeni TCKnın 89ncu maddesinde bilinçli taksir hali hariç olmak üzere bu maddenin kapsamına giren suçların soruşturulması ve koğuşturulması şikayete bağlıdır denmekle yaralanmanın derecesine bakılmaksızın mağdurun şikayetçi olmaması halinde sanığa ceza verilmemesi imkanı yaratılmaktadır. Bu nedenle olayın mağdurlarının olay nedeniyle şikayetçi olup olmadıklarının tespitine ve bunu takiben askeri mahkemece sanığın lehine olan kanun ve kanun maddesinin tespitinden sonra mevcut duruma göre uygulama yapılması gerektiğinden bu hususun değerlendirilmemiş olması,
9) Yaralanmalı trafik kazası olması nedeniyle bu konuda herhangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığının mahal C. Savcılığından araştırılmamış olması,
Noksan soruşturma olarak kabul edilerek hükmün tebliğnameye uygun olarak usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulması gerektiğini karar verilmiş, bozma sebepleri karşısında para cezasının hatalı olarak hesaplanmasına ve Adli para cezasına çevrilmemiş olmasına işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan sebeplerle, sanık hakkında tesis olunan mahkumiyet hükmünün Askeri Savcının temyizine atfen ve resen kazanılmış haklara halel gelmemek üzere 353 sayılı Kanunun 221/1nci maddesi gereğince USUL ve NOKSAN SORUŞTURMA yönlerinden BOZULMASINA,
18.01.2006 tarihinde tebliğnameye uygun olarak OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy