(5271 S. K. m. 225) (1632 S. K. m. 130, 134) (765 S. K. m. 59, 80) (647 S. K. m. 4, 6) (353 S. K. m. 165, 167)
Askerî mahkemece, sanığın;
1) 18.12.2002 tarihinde askerî eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 130/1-2, 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ile 6'ncı maddeleri uyarınca 814.128.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve verilen ağır para cezasının ertelenmesine, meydana gelen 2.402.400.000 TL tutarındaki hazine zararının, ASCK'nın 130/son maddesi gereğince, suç tarihi olan 18.12.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sanıktan tahsiline, sanıktan ayrıca 492 sayılı Kanun gereğince 129.720.000 TL nispi harç alınmasına,
2) 2001 ve 2002 yılları içerisinde müteselsilen hakikate muhalif rapor tanzim etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 134/1, 765 sayılı TCK'nın 80, 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ile 6'ncı maddeleri uyarınca, 1.272.075.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmolunan cezanın ertelenmesine karar verilmiş olup; hükümler sanık müdafii tarafından neden gösterilmeden temyiz edilmiştir.
1- Askerî eşyayı kasten tahrip etmek suçu yönünden yapılan incelemede;
Enez TCSG-130 Bot Komutanlığında Cephane ve Mühimmat Sorumlusu olarak görev yapan Dz. Astsb.Bçvş. A.U.'nun; atışta kullanılmak üzere 28 adedi tahsisli, 27 adedi ise, harp stoku niteliğindeki 55 adet uçaksavar top mermisini, askerlere emir vermek suretiyle 17.12.2002 tarihinde güvertede bulunan cephane sandığına yüklettiği, atışların iptal edilmesi üzerine, bu cephaneyi kendi başına sandıktan çıkartarak güverteye koyduğu, akabinde de bu mühimmatlardan 27 adet 40 mm'lik uçaksavar top mermisini denize attığı, bu mermilerden 5 tanesinin 9.1.2003 tarihinde Çanakkale/Eceabat sahil kesiminde karaya vurduğu, diğer 22 adet merminin ise bulunamadığı, bu suretle sanığın cephane fazlası durumundaki bu mermileri bilerek ve isteyerek denize atmak suretiyle, askerî eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Sanık A.U.; aşamalarda uyum ve istikrar gösteren sorgu ve savunmalarında, kaybettiği iddia edilen mermileri hiçbir surette denize atmadığını, atışların iptal edilmesi üzerine, askerlere kolaylık olması açısından mermileri geminin cephane sandığından çıkartarak güverteye koyduğunu, geminin dalga sebebiyle yalpa yapması üzerine sandıkların kayarak denize düştüğünü, geminin egzozundan çıkan yağ karışımının güvertenin zeminini kaygan bir hale getirdiğini beyan etmiştir. Sanığın bu mermileri denize attığını gördüğünü söyleyen herhangi bir tanık beyanı elde edilememiştir.
Olayı soruşturmakla görevlendirilen heyetin düzenlediği idari inceleme raporunda; sanığın beyanlarının doğru olamayacağı belirtilmiş ise de; meydana gelen neticenin olay anına özgü, harici ve dahili etkenlerle, neden-sonuç ilişkisi içerisinde olup olmadığı konusunun raporda detaylı bir biçimde açıklanmadığı görülmektedir.
Bot Komutanı Dz.Kd.Ütğm. B.T., huzurda tespit edilen yeminli ifadesinde, cephane sandıklarının üst üste konulması durumunda kıç üstü zeminin egzozdan dolayı kaygan hale gelebileceğini ve bunun etkisiyle de sandıkların denize düşebileceğini beyan etmiştir.
Sanığın beyanlarını doğrular tarzdaki bu açıklamalara rağmen, yargılamaya esas maddi gerçeğin ortaya konulması açısından da önem taşıyan, bu yöndeki savunmaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması cihetine gidilmemiştir. Oysa, yargılamaya esas maddi gerçeğin tahmin, yorum veya varsayıma mahal bırakmadan, hukukî nitelik taşıyan tüm imkanlar dahilinde araştırılması ceza yargılama hukukunun temel işlevidir.
Bu nedenlerle;
1) İddia konusu eylemin meydana geldiği 18.12.2002 tarihine ait hava, rüzgâr, yağış ve fırtına durumunu gösterir ayrıntılı meteorolojik bilgilerin ilgili kurumlardan istenilmesi,
2) Temin edilecek meteorolojik bulgularda dikkate alınarak, hadisenin meydana geldiği yer ve zamanda denizdeki dalga durumunun hangi şiddet ve seviyede olduğunun araştırılması,
3) Geminin fizikî özellikleri, olay anındaki seyir hızı ile, yük taşıma ve muhafaza kabiliyetine ilişkin bilgilerin dava dosyasına dahil edilmesi,
4) Tüm bu bilgilerin elde edilmesinin ardından, içerisinde mermi bulunan sandıkların (ağırlık ve konumunun hesaba katılıp, egzoz sebebiyle güvertenin kaygan hale gelebileceği şeklindeki beyanlarda dikkate alınarak) seyir halindeki gemiden harici ve dahili etkenlerin tesiri ile kendiliğinden denize düşüp düşemeyeceği hususunun, ehil ve tecrübeli personelden oluşturulacak, 3 kişilik bir bilirkişi heyetinin vereceği mütalaa marifetiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmış ve eksik incelemeye dayalı olarak tesis edilen mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2- Müteselsilen hakikate muhalif rapor tanzim etmek suçu yönünden yapılan incelemede;
Askerî savcılıkça düzenlenen 11.7.2003 gün ve 2003/327-296 Esas ve Karar sayılı iddianamede; sanığın askerî mahkemece askeri eşyayı kasten tahrip olarak vasıflandırılan hareketleri açıklandıktan sonra, bu ihlâlin ihtilasen zimmet suçunu oluşturduğu belirtilmiş ve sadece bu eylemi sebebiyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
Askerî mahkeme ise, askerî eşyayı kasten tahrip etmek suçunun yanı sıra, sanığın 9.10.2001 ve 21.1.2002 tarihlerinde "botta yakılan mermi miktarını gizleyen gerçeğe aykırı evrak düzenlemek" suretiyle, ayrıca müteselsilen hakikate muhalif rapor tanzim etmek suçunu işlediğini kabul etmiştir.
353 sayılı Kanunun 165'inci maddesi: "Hükmün konusu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemden ibarettir...." hükmünü; aynı kanunun 115'inci maddesi ise, "İddianame, sanığın kimliğini, suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu......gösterir." düzenlemesini içermektedir. Doktrin ve yerleşik uygulamada kabul gördüğü üzere; iddianamede, iddia konusu yapılan eylem açıkça belirtilmelidir. Eylemin anlaşılabilir bir şekilde sergilenebilmesi bakımından, olayın anlatımı içerisinde yer verilip de, açıkça iddia konusu yapıldığı vurgulanmayan veya iddia konusu yapıldığı hususunda tereddüt duyulan kimi vakıa ve eylemlerin dava konusuna dâhil olmadıklarının kabulünde hukuki zorunluluk bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerden dolayı; müteselsilen hakikate muhalif rapor tanzim etmek eylemi ile ilgili olarak, ek bir iddianame düzenlenmeden ve/veya 353 sayılı Kanunun 167'nci maddesinin öngördüğü usule ilişkin yasal koşullar gerçekleşmeden, sanık hakkında hükme varılması, kamu davası açılmayan bir eylemin yargılama konusu yapılamayacağını öngören 353 sayılı Kanunun 165'nci maddesine aykırı görülmüş ve bu suçla ilgili mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy