(5252 S. K. m. 6) (1632 S. K. m. 1, 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4)
a) 1.9.2003-5.2.2004 tarihleri arasında yakalanma ile sona eren bakaya suçunu işlediğinden bahisle, ASCK'nın 63/1-A (üç aydan sonra yakalananlar cümlesi) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca beş ay ağır hapis cezası,
b) 8.2.2004-11.2.2004 tarihleri arasında yoldan savuşmak suçunu işlediğinden bahisle, ASCK'nın 63/1-B, TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddeleri uyarınca, 371.25 YTL (üç yüz yetmiş bir yeni Türk Lirası yirmi beş yeni kuruş) ağır para cezası, ile cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri, sanık tarafından, .. cezaların tecil edilmediği, ağır hapis cezasının paraya çevrilmediği, cezaevinde olduğundan askere gidemediği .... ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
28.2.2000 tarihinde yoklamasını yaptıran, Mayıs 2000 tarihinde celbe tâbi olmasına rağmen, kendisine askerlik şubesince çağrı pusulası tebliğ edilmeyen, başka suçlar nedeniyle cezaevinde bulunan, cezaevinden tahliyesinden sonra, Durağan Askerlik Şubesine getirilen sanığın, 15.8.2003 tarihinde askere sevk edildiği, (15) günlük yasal hazırlık ve yol süresi sonunda 1.9.2003 tarihinde birliğine katılması gerektiği halde katılmadığı, ancak 5.2.2004 tarihinde Gülüşkür Jandarma görevlilerince yakalandığı, bakaya süresinin uzunluğuna göre geçerli bir mazeretinin bulunmadığı, 10.9.2003-5.2.2004 tarihleri arasında bakaya suçunu;
5.7.2004 tarihinde mevcutlu olarak Palu Askerlik Şubesine teslim edilen sanığın, birliğine (2) gün yol süresi tanınarak sevk edildiği, en geç 8.2.2004 tarihinde birliğine katılması gereken sanığın, yasal mazereti olmadığı halde, 3 gün gecikerek 11.2.2004 tarihinde katılmakla, 8.2.2004-11.2.2004 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya (kıtasına varmadan savuşmak) suçunu;
İşlediği dosyadaki deliller ile sabit bulunduğu görülmekle beraber, ağır hapis cezasının bulunduğu ASCK'nın 1'inci maddesinin, cürüm ve cezaları yönünden atıfta bulunduğu 765 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılmış olması, bu kanun yerine kabul edilen ve 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'da, ağır hapis cezasının yer almaması, anılan kanunda cezaların hapis ve adli para cezası olarak belirlenmiş bulunması, 5237 sayılı Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkındaki 5252 sayılı Kanunun 6'ncı maddesinde, özel ceza kanunları ile, ceza içeren kanunlarda öngörülen ağır hapis cezalarının hapis cezasına dönüştürüldüğü şeklindeki düzenleme ile, 3'üncü maddesindeki mevzuatta, yürürlükten kaldırılan TCK'ya yapılan yollamaların, 5237 sayılı TCK'nın bu hükümlerin karşılığı olan maddelere yapılmış sayılacağı , şeklindeki düzenleme ve 5252 sayılı Kanunun 6'ncı maddesinde değişiklik yapan 5349 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde yer alan, kanunlarda öngörülen ağır hapis cezalan hapis cezasına dönüştürülmüştür tarzındaki düzenleme karşısında, sanık hakkında ağır hapis cezasına hükmedilmesi mümkün bulunmadığından, ağır hapis cezasının, hapis cezasına dönüştürülmesi ve hapis cezası yönünden değerlendirme yapılarak, cezanın şahsileştirilmesi bakımından bakaya suçuna ilişkin hükmün, ayrıca, yoldan (kıtaya varmadan) savuşmak suçundan, tesis edilen mahkûmiyet hükmünün de buna bağlı olarak, 5237 ve 5252 sayılı Kanunlarda lehe olan hükümlerin değerlendirilmesi yapılması açısından ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy