(765 S. K. m. 46, 47, 301, 302)
Muhafazasına memur olduğu hükümlünün firarını hazırlamak, kolaylaştırmak suçundan sanık Svl. Me. Ahmet KARACAN hakkında Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 27.09.2005 gün ve 2005/832-369 esas ve karar sayılı beraet hükmünün, Askeri Savcı tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 gün ve 2005/5677 sayılı tebliğnamesi ekinde hükmün onanması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İsnad konusu suç ile ilgili olarak sanık hakkında evvelce verilen 31.12.2004 gün ve 2004/630-537 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün Dairemizin 15.06.2005 gün ve 2005/637-669 esas ve karar sayılı ilamı ile sübut yönünden bozulduğu, Askeri Mahkemenin de bozma ilamına uyarak sanık hakkında beraat kararı verdiği görülmektedir.
Yapılan İncelemede;
Afyon E-Tipi Kapalı Cezaevinde Gasp ve Hırsızlık suçlarından toplam 19 yıl 3 ay 29 gün hapis cezasına hükümlü iken; Eskişehir 1 nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinde 2003/682 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden İzin Tecavüzü suçundan yargılaması sırasında, bir müzekkere ile TCKnın 46 ve 47nci maddelerinden yararlanıp yararlanamayacağının ve askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti için en yakın Asker Hastanesine sevkinin talep edilmesi üzerine, Adalet Bakanlığının emirleriyle iade edilmek üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı emrine gönderilen Mehmet EFEnin, Buca Kapalı Cezaevi Müdürlüğünün yazıları ile 21 Nisan 2004 günü İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi tutuklu ve hükümlüler koğuşuna kapatıldığı, karantina binasının girişinin sağ tarafında, içinde oturmak için sandalye, telefon ve nöbet talimatının asılı bulunduğu Askeri İnzibat Kulübesinin yanında demir parmaklıklı, asma kilitli giriş kapısı olan koğuşun, bir koridorun sağ tarafına dizilmiş bir tuvalet-banyo ile 5 odadan oluştuğu ve koğuşta olay tarihlerinde başka tutuklunun bulunmadığı, Mehmet EFEnin buraya kapatıldıktan sonra aynı yerde gardiyan olarak atanmış 16 yıldır görev yapan sanık Ahmet KARACAN ile konuşmaya başladığı, uzun süredir cezaevinde olup ailesi ile görüşemediğini söyleyerek yardım istediği, verdiği telefon numarasından ailesini aramasını talep ettiği, sanık Ahmet KARACANın hükümlü Mehmet EFEnin evini arayarak durumu anlatıp, kendisine ait cep telefonunun numarasını verdiği ve ailesinin her arayışında cep telefonu ile konuşmalarını, bilahare sanığın ziyaretçileri gibi nizamiyeye gelen Mehmet EFEnin yakınlarını refakatinde tutukluluk koğuşuna getirip, kendisindeki anahtar ile kapıyı açıp açık görüş yapmalarını temin ettiği, bu olayların bir çok kez tekrarlandığı, olay günü olan 28.04.2002 tarihinde saat 09.45 sularında tutuklu koğuşu tuvaletinin tavanında bir akıntı görülüp, arızanın tespiti için çağrılan sıhhi tesisatçı Erler Şaban AYDIN ve Ali KARACAnın sanık tarafından koğuşa alındığı, tesisatçıların koğuşu terk etmelerini müteakip, Mehmet EFEnin açık bırakılan kapıdan kaçtığının anlaşıldığı;
Sanık Ahmet KARACANın uzun süredir gardiyan olarak görev yaptığı, kendisini Tim Komutanı olarak tanıtıp, nöbetçi erlere böyle kabul ettirdiği ve sözünü dinlemeyenler hakkında tutanak tutup, Komutanlarına bildireceğini söyleyerek korkuttuğu, bazen de gelen ziyaretçileri görüştürmek için karakoldan izin aldığını beyan ettiği, tasarruf nedeniyle bir kişiye indirilen nöbet yerinde adı geçen Tim Komutanı olarak, nöbetçilerin Ahmet KARACANı bildikleri, koğuşun bir anahtarının nöbetçi askerde, diğerinin sanık Ahmet KARACANda bulunduğu, bu nedenle içeri aldığı kişileri nöbetçiye üst araması yaptırmadan ve üzerindeki anahtarla serbestçe içeri alabildiği, bu şekilde gelişen olayda sanık Ahmet KARACANın yakınlık kurup birçok kere telefona ve açık görüşle yakınları ile görüştürdüğü, yanında taşıdığı anahtarla kapıyı açıp kaçmasına yardımcı olup, muhafazasına memur olduğu hükümlünün kaçmasını hazırlayıp, kolaylaştırdığı, böylece müsnet suçu işlediği;
Her ne kadar sanık doğrudan tutuklunun muhafazasına memur değil ise de; uzun süredir görev yaptığı bu bölümde fiilen bu görevleri yürüttüğü, görev yapan erbaş ve erlere de bunu hissettirdiği, uzun süredir üzerinde taşıdığı ve iade etmesi gereken anahtarları üzerinde bulundurmanın verdiği kolaylıkla eylemini gerçekleştirdiği ileri sürülerek sanık hakkında kamu davası açılmış ise de,
Tebliğnamede de isabetle belirtildiği gibi, psikiyatri kliniğinde gardiyan olan sanığın, koğuşun tertip, düzen ve temizliğinden sorumlu olup, fiziki (dış) emniyet görevinin Merkez Komutanlığında bulunduğu, Merkez Komutanlığınca bu görevlerin nöbetçi inzibatlar vasıtası ile sağlandığı, sanığa, idarenin hatalı uygulaması neticesi koğuşun bir anahtarını taşıma yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır.
TCKnın 301nci maddesinde herhangi biri tarafından tutuklu ya da hükümlünün firarına yardım etmenin suç olarak düzenlendiği; eğer fail, kaçan mevkuf veya mahkumun muhafazasına memur ise uygulama maddesinin TCKnın 302nci maddesi olacağı, suça konu eylemde sanığın firari hükümlünün muhafazasına memur olmadığı; yanlış uygulama gereği koğuş anahtarını taşıyor olmasının sanığın görev ve statüsünde değişiklik yapmayacağı ve bu durumda TCKnın 301nci maddesinde düzenlenen suçun faili olabilmesi mümkün olan sanığın, hükümlünün firarını hazırladığı ya da kolaylaştırdığı, özellikle koğuş kapısını onun açıp, açmadığı hususunda doğan şüphe; (tesisatçı erlerin dışarı çıktıklarında nöbetçi diğer askerleri gördüklerine ilişkin anlatımları da dikkate alınarak) ortadan kaldırılamamıştır.
Bu itibarla; mahkumiyet hükmünü sübut yönünden bozan Daire ilamında belirtilen esaslar dahilinde hareket eden Askeri Mahkemenin; isnat konusu eylemin sübutu konusunda ortaya çıkan şüpheden sanığı yararlandırarak beraet kararı vermesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Askeri Savcının suçun sübuta erdiğine ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle beraete ilişkin hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyizinin 353 Sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİ ile usul ve esas yönüyle kanuna uygun olan beraet hükmünün ONANMASINA,
18.01.2006 tarihinde tebliğnameye uygun olarak Oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy