(1632 S. K. m. 146) (765 S. K. m. 455) (353 S. K. m. 160, 218, 251) (1412 S. K. m. 367) (5271 S. K. m. 239, 240, 241, 242)
Silah ve cephanesinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan sanık P.Er Murat Altun hakkında Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 08.09.2005 gün ve 2005/1075-614 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, Sanık Müdafii tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 27.12.2005 gün ve 2005/5687 sayılı tebliğnamesi ekinde, hükmün, usule aykırılık nedeniyle bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece sanığın, 14.05.2005 tarihinde, silah ve cephanesinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 146ncı maddesi delaletiyle TCKnın 455/1 (Teşdiden)-son, 59/2, maddeleri uygulanmak suretiyle sonuç olarak üç yıl dört ay hapis ve 407.-YTL. ağır para cezası ile mahkumiyetine, 15.05.2005 tarihinden itibaren tutuklulukta geçirdiği sürelerin 353 sayılı Kanunun 251/1inci maddesi gereğince cezasından mahsubuna, tutukluluk halinin devamına dair verilen karar, Sanık müdafii tarafından, duruşma talebini ihtiva eden temyiz dilekçesi ile, sebepleri gösterilerek temyiz edilmiştir.
Sanığın mahkumiyetine esas alınan suç; Ağır Cezalı Mevaddan olmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı temyiz incelemesi isteminin, 353 sayılı Kanunun 218nci maddesi gereğince reddi ile, incelemenin dosya üzerinden yapılması cihetine gidilmiştir.
Usul Yönünden yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, sanığın 14.05.2005 tarihinde üzerine zimmetli 263280 plaka sayılı araçta bulundukları sırada, J.Er Reşit Güngöre zimmetli ve yarım dolduruşta bulunan 272960 seri numaralı G-3 Piyade tüfeğini tam dolduruş konumuna getirerek şaka yapmak amacıyla ön koltukta oturan maktul P.Onb.Fahri Yılmaza doğrulttuğu sırada, tüfeğin ateş alması sonucu ölümüne sebebiyet verdiği kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
Muhakeme Hukukundaki hükmün özelliği; onun kollektif verilişidir. Bu itibarla muhakeme edenlerin sadece hakim olmadığı, hakimin yanında savcı, müdahil ve sanık müdafiinin de, hüküm verme, yani, muhakeme makamını teşkil ettiği, ileri sürülen tez ve anti tezlerin hakim tarafından senteze ulaştırılması ile (İddia-Savunma-Yargı-Hüküm) muhakeme sürecinin tamamlandığı ceza muhakemesinde doktrinel olarak kabul edilmiştir.
Esasen Muhakeme terimi tek başına, Kollektif olarak hüküm vermeyi ifade edebilecek anlamdadır. Hüküm kökünden gelen Muhakeme en az iki taraflı düşünmeyi ve hüküm vermeyi ifade etmektedir
Yargılama konusu eylemden zarar gören kişi olduğu kabul edilerek açılmış olan kamu davasına (talepleri doğrultusunda) katılmalarına karar verilen müdahillerin, 1412 sayılı CMUKnın 367 ve 5271 sayılı CMKnın 239, 240, 241 ve 242nci maddelerinin öngördüğü biçimde iddia makamı sıfatını kazanacakları ve tarafı oldukları yargılama faaliyetiyle ilgili istem ve taleplerini Askeri Mahkemece yürütülen yargılama süresinde ifade edebilme hakkına sahip olacakları ortadadır. Suçtan zarar görenin, davaya katıldığı ve bu hususta mahkemece bir karar verildiği takdirde, Müdahil sıfatiyle, yargılamanın iddia tarafında yer alması suretiyle, yargılamaya iştiraki sağlanmış olacaktır.
Somut olayımızda; 11.08.2005 tarihli duruşmada, gıyabında müdahilliğine karar verilen maktulün babası İlyas Yılmaz ve vekiline, Askeri Mahkemece, müteakip celselere ilişkin olarak duruşma gününün bildirilmesi için tebligat çıkarılması ve bu suretle, müdahil ve vekilinin esasa ilişkin iddialarını bildirmelerinin sağlanması cihetine gidilmesi gerekirken, bu hususların gözardı edilmesi suretiyle yargılamanın sona erdirilmesinin, ASMKYUKun 160ncı maddesine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, sanık hakkında müsnet suçtan tesis edilen mahkumiyete ilişkin hükmün, öncelikle bu usule aykırılık nedeniyle bozulması cihetine gidilmiştir.
Hükmün usul yönünden bozulması nedeniyle, sanık müdafii tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa ilişkin ve uygulamaya yönelik hususlarda şimdilik temyiz incelemesi yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Sanık Müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair talebinin, 353 Sayılı Kanunun 218nci maddesi uyarınca REDDİNE;
2) Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Yasanın 221nci maddesi uyarınca USULE AYKIRILIK nedeniyle BOZULMASINA,
18.01.2006 günü tebliğnameye uygun olarak OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy