(1632 S. K. m. 117) (765 S. K. m. 2, 30, 59, 72, Ek m. 2, 6) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 148, 220) (5083 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7, 45, 52) (5252 S. K. m. 5)
5 ayrı asta müessir fiil suçundan sanık Per. Yzb. Fırat GÜNEY hakkında 12nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 24.11.2004 gün ve 2004/368-617 esas ve karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık tarafından yasal süresi içinde sebep gösterilerek temyiz edilmesi üzerine dava dosyası Askeri Yargıtay Başsavcılığının 15.12.2005 gün ve 2005/5410 sayılı tebliğnamesi ekinde noksan soruşturma nedeni ile bozulması gerektiği görüşü ile Dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri mahkemece sanığın beş ayrı asta müessir fiil suçunu işlediği sabit görülerek, eylemlerine uyan ASCKnın 117/1, karar tarihinde yürürlükte bulunan TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4ncü maddelerinin beşer kez tatbiki ve TCKnın 72nci maddesine göre verilen bu para cezalarının içtima ettirilerek neticeten 156.485.000 TL.sı ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hükümler sanık tarafından atılı suçları işlemediği, kendisine komplo kurulduğu, savunma tanıklarının ifadelerine itibar edilmediği eksik soruşturma yapıldığı belirtilerek temyiz edilmiş, tebliğnamede duruşma hazırlığı evresinde tensip kararı ile dinlenilmesine karar verilen Kadir GİTMEZin talimatla ifadesinin alınmadığı ve 353 sayılı Kanunun 148nci maddesi çerçevesinde de dinlenilmesinden vazgeçilmediği ve yargılamaya bu noksanlığa rağmen devam edilerek karar verildiği belirtilerek noksan soruşturma nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanığın Muş/Malazgirt Askerlik Şubesi Başkanı olduğu dönemde 2001 yılı Kasım ayında jeneratörlerin çalıştırılmamasına sinirlenerek görevli erlerden Erhan ERBAŞ ve Kenan DEMİRELLİnin, 2002 yılı Mayıs ayı içerisinde kalorifer kazanını yakmadıklarından bahisle P.Çvş.Yusuf MERTCAN ve P.Er Mehmet ÇAĞIRın yine 18 Mayıs 2002 tarihinde kazan dairesinde çıkan yangın nedeniyle nöbetini düzgün tutmadığından bahisle nöbetçi Onb.Yasin DURANı vücut bütünlüklerine yönelik olarak müessir fiilde bulunduğu, mağdurların her aşamadaki beyanları, tanıklar Astsb.Erkan KOÇAK, Ümit DEMİR, Enez ACAR, Yusuf KARAKUŞ ve İbrahim AKINın beyanları ile tüm dosya kapsamından hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmaktadır.
Sanığın savunma tanıkları Hikmet YALÇIN ve İhsan KIRTAYın olayları görmediklerine dair beyanlarının, mahkemenin gerekçeli hükmünde de belirttiği gibi olayların olmadığı anlamına gelemiyeceği, aksine bu kişilerin görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığını teyit ettiği, mağdurların ve tanıkların bir çoğunun askerliğinin bitimine müteakip istinabeyle alınan ifadelerinde sanığın müessir fiil eylemlerini net olarak anlatmaları, sanığa iftira etmeleri için herhangi bir nedenlerinin bulunmaması karşısında, sanığın savunma tanıklarının beyanlarının değerlendirilmediği ve kendisine komplo kurulduğuna dair temyiz nedenlerine itibar olunmamıştır. Yine sanığın eksik soruşturma olduğunu beyan etmesine rağmen bu eksikliğin ne olduğuna dair somut bir talebi de bulunmaması ve olayın aydınlanması nedeniyle bu konuyla ilgili temyiz nedenine de itibar edilmemiştir.
Mahkeme tarafından hazırlık aşamasında birliğinde ifadesi alınan (Dz.16) tanık Kadir GİTMEZ hakkında tensip ile dinlenilmesine karar verildiği, ancak bu tanık hakkında talimat yazılmadığı ve dinlenilmesinden vazgeçildiğine dair bir kararda alınmadığı, böylece usul kurallarına aykırı davranıldığı anlaşılmakta ise de; sanığın eylemlerinin aydınlatılmış olması, bahsi geçen kişinin birlik ifadesinde anılan eylemlerle ilgili olarak görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığını (duyama dayalı bir beyanı da bulunmamaktadır.) belirtmesi, iddianamede bu tanığın beyanına dayanılmaması ve gerekçeli hükümde de beyanının değerlendirmeye alınmamış olması karşısında, bu usule aykırılığın esasa müessir olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki hükmün bu nedenden dolayı bozulması yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Ancak, 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun ile, para birimi Yeni Türk Lirası (YTL) olarak belirlenmiş ve Türk Lirası değerler Yeni Türk Lirasına dönüştürülürken bir milyon Türk Lirası eşittir bir Yeni Türk Lirası değişim oranının esas alınacağı öngörülmüştür. Diğer taraftan, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 45 ve 52nci maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5inci maddesi gereğince ağır para cezaları adli para cezası na dönüştürülmüştür.
1.5.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesiyle 5083 sayılı Kanunun 2nci maddesine eklenen 3üncü fıkrada ise, ilgili Kanunlar gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde bir Yeni Türk Lirasının ( 1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz hükmüne yer verilmiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCKnın 2/2nci ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın 7/2nci maddeleri lehe olan Kanunun uygulanması gerektiği hükmünü amir olup, yapılan yasal düzenlemeler ile suç tarihinde yürürlükte olan TCKnın 30/2nci maddesinde yer alan, para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz şeklindeki hükmün uygulanma olanağı kalmamıştır. Bu durumda suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4 ve 5inci maddelerinde belirtilen miktarların, TCKnın Ek 2 ve Ek 6ncı maddeleri gereğince yeniden değerleme oranları dikkate alınarak belirlenmesi sırasında gerek hesaplama sonucu bulunan, gerek üzerinde hesaplama yapılacak her miktar ve aşamada bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar dikkate alınmadan belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda sanığın mağdurlara yönelik her bir eylemi nedeniyle tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezaların 2001 yılında olanlarının beher gününün 4 YTL üzerinden 2002 yılında olanlarının beher gününün 6 YTL. üzerinden adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, para cezalarının yazılı olduğu şekilde belirlenmesinin yasaya aykırı olduğu sonucuna varılarak, mahkûmiyet hükümlerinin uygulama yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi gereğince mahkumiyet hükümleri aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Sanığın kabule değer görülmeyen tüm temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin sanığın temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince uygulama yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
Bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J maddesi gereğince;
a) P.Er Erhan ERBAŞın karşı işlediği asta müessir fiil suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, ... suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4, 5252 sayılı Kanunun 5 ve 9uncu maddeleri gereğince beher günü 4 YTL üzerinden adli para cezasına çevrilerek 20 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ... ,
b) P.Er Kenan DEMİRELLİe karşı işlediği asta müessir fiil suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, ... suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4 ve 5252 sayılı Kanunun 5 ve 9uncu maddeleri gereğince beher günü 4 YTL üzerinden adli para cezasına çevrilerek 20 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ... ,
c) P.Çvş.Yusuf MERCANa karşı işlediği asta müessir fiil suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, ... suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4 ve 5252 sayılı Kanunun 5 ve 9uncu maddeleri gereğince beher günü 6 YTL üzerinden adli para cezasına çevrilerek 30 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ... ,
d) P. Er Mehmet ÇAKIRa karşı işlediği asta müessir fiil suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, ... suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4 ve 5252 sayılı Kanunun 5 ve 9uncu maddeleri gereğince beher günü 6 YTL üzerinden adli para cezasına çevrilerek 30 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ... ,
e) P.Onb.Yasin DURANa karşı işlediği asta müessir fiil suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, ... suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Kanunun 4 ve 5252 sayılı Kanunun 5 ve 9uncu maddeleri gereğince beher günü 6 YTL üzerinden adli para cezasına çevrilerek 30 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ... , içtima ile ilgili bölümün neticeten 130 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
18.01.2006 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy