(1632 S. K. m. 50, 51, 79) (765 S. K. m. 59)
Sanık hakkında "Kendini askerliğe elverişsiz hâle getirmek" suçunu işlediğinin kabulü ile ASCK'nın 79/2, ASCK'nın 50, 5l/B, TCK'nın 59/2'nci maddeleri uygulanarak, on ay beş gün hapis cezası ile mahkûmiyetine, eylemi sonucu meydana gelen hazine zararının tazmin ve tahsili hakkının saklı tutulmasına karar verilmiş, sanık müdafii, "müvekkilinde suç kastının bulunmadığını, olayın kaza olduğunu, müvekkilinin psikolojik rahatsızlığı bulunduğu yönünde tanıkların beyanlarına rağmen, kararda değerlendirilmediğini mahkûmiyet kararının bozulması gerektiğini", ileri sürerek temyiz etmiştir.
Askerlik hizmetini yapmakta iken, olay tarihinde (16.2.2001 günü) 18.00-21.00 saatleri arasında, garaj-1'de 14 R 236 seri no.lu G-3 piyade tüfeği ile nöbet tutan sanığın; saat 19.50 sıralarında kendisine görev nedeniyle verilmiş ve zimmetli, yarım dolduruşta (dolu şarjör silâha takılı, silahın emniyeti kapalı, namluda mermi sürülmemiş vaziyette) olan, G-3 Piyade tüfeğini tam dolduruşa getirmek suretiyle (dolu şarjörü çıkartıp, dolu şarjörlerden alman (1) adet dolu fişeğin boş şarjöre basılmak suretiyle tekrar tüfeğe takıldığı, dolu fişek silâhın namlusuna sürüldüğü, tüfeğin emniyetinin açıldığı), sol ayak diz üstüne doğru bitişik atış mesafesinden ateşlediği, sol femur kırığı oluşacak şekilde kendisini yaraladığı, bu yaralama nedeniyle sevk edildiği Ankara GATA Sağlık Kurulunun 23.1.2003 tarih ve 749 no.lu raporu ile "sol femur kırık ameliyatlısı" teşhisi ile askerliğe elverişli olmadığı dosyadaki sözlü ve yazılı delillerden tereddütsüz bir biçimde anlaşılmaktadır.
Oluş şekli yukarıda açıklanan, suç tarihinde garaj-1 nöbetçisi olan sanığın, kendisine zimmetli olan G-3 Piyade tüfeği ile sol ayak diz üstüne (sol uyluk bölgesine) bitişik atış pozisyonunda, kasıtlı ve bilinçli olarak ateşlemek suretiyle yaraladığı, bu yaralama sonucu askerliğe elverişsiz hale geldiği kabulü ile "kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmek" suçundan ASCK' nın 79/2'nci maddesi uygulanarak mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de;
Sanığın, suç tarihinde garaj-1 nöbetçisi iken, üzerine zimmetli G-3 piyade tüfeği ile bilerek ve isteyerek, suç kastı ile müsnet eylemi gerçekleştirdiği ve atılı suçu işlediğine ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin eki olan açıklamaların (II)'nci maddesinde, yükümlü er ve erbaşlara hastalık ve arızalar listesinin uygulanması başlıklı bölümde, tüm hastalık ve arızalar askerliğe uyarlık açısından yönetmelik kapsamına alındığı, hastalık ve arızalar listesinde her madde hastalık ve arızaların ağırlık derecesine göre A, B, C, D dilimlerine, dilimler de fıkralara ayrıldığı, (A) dilimlerinde askerliğe elverişli olan hastalık ve arızalar, (B) ve (D) dilimlerinde askerliğe elverişli olmayan hastalık ve arızaların toplandığı, (C) dilimlerinde; A, B, D dilimlerinde toplanan hastalık ve arızaların tedavi ve nekahet hâllerinde, geçici olarak askerliğe elverişli olmayan durumların belirtildiği, (D) dilimlerinde barış ve savaşta sürekli olarak askerliğe elverişli olmayan, (B) dilimlerinde barışta askerliğe elverişli olmayan, ancak savaşta gereksinme duyulduğu zaman askerliğe alınabilecek durumların belirtildiği görülmektedir.
Bu duruma göre, TSK sağlık kurulu raporunda "sol femur kırık ameliyatlısı" teşhisi ile B/59 F 4 askerliğe elverişli değildir" karan verilen sanık hakkında, müsnet eyleminin her nevi askeri maksatlar için, çalışmak kabiliyetini mahvetmiş olduğunu söylemek mümkün değildir. Sanığa müsnet olayda, askerliğe elverişli olmayan hastalık ve arızalar olarak sağlık kurulu raporunda (B) dizininde olduğu belirtilmiştir. Sanığa müsnet eylemin, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Hastalık ve Arızalar Listesinin madde 59/B-4'e uyacak şekilde, askerliğe elverişsiz hâle gelmesine, bu da barışta askerliğe elverişli olmayan, savaşta gereksinme duyulduğu zaman, askerliğe alınabilecek durum olarak belirlenmesi karşısında; askeri mahkemece hüküm kurulurken, "Kendini askerliğe yaramayacak hale getirmek" suçundan, ASCK'nın 79/2'nci maddesinin uygulanması kanuna aykırı görülmekle, sanık hakkında kurulan hükmün suç vasfının tayinindeki isabetsizlikten bozulması gerekmiştir.
Askeri mahkeme hükmü sanık müdafii tarafından, müvekkilinde suç kastı olmadığı, olayın kaza olduğuna yönelik olarak temyiz edilmiş ise de, askerî mahkemece sabit olan maddî olaya göre, sanığın suç kastını değerlendirmesinde, olayın kaza olmadığına ilişkin kabulünde yeterli yasal ve isabetli gerekçeler gösterildiğinden, tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükmün suç vasfından bozulmasına karar verildiğinden, diğer hususlara ilişkin temyiz incelemesi yapılmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy