(1632 S. K. m. 153) (353 S. K. m. 218) (AYGK 30.11.1948 T. 1948/3469 E. 1948/3148 K.)
Askeri mahkemece; sanığın Ağustos 2004-Nisan 2005 tarihleri arasında karı koca gibi herhangi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 153/1'inci maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm; müvekkil sanığın savunma hakkının kısıtlandığı, delillerin hatalı değerlendirildiği, müvekkilinin P.S. isimli bayanla nikahsız olarak karı koca gibi bir yaşantısının olmadığı, kaldı ki P.S.'nin iffetsiz olduğuna dair bir tespit yapılmadığı, yüklenen suçun oluşmadığı ileri sürülerek sanık müdafii Av. R.Y. tarafından duruşma istemli olarak süresinde temyiz edilmiştir.
Sanık Müdafiine de tebliğ edilen tebliğnamede; koşulları bulunmadığı için temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki sanık müdafiinin isteminin reddi ve mahkumiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulması yolunda görüş ve istem bildirilmiştir.
a) Temyiz İncelemesinin Duruşmalı Yapılması İstemi Yönünden;
Gerek 5530 sayılı Kanun ile değişik hali, gerekse bu değişiklikten önceki içeriği itibariyle 353 sayılı Yasanın 218'nci maddesi gereğince temyiz incelemesinin duruşmalı yapılabilmesi için temyize konu mahkumiyet hükmünün öncelikle hapis cezasını içermesi gerekmektedir. Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılması cezası yer aldığı, bu cezanın hürriyeti bağlayıcı (hapis) ceza olmaması nedeniyle, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılabilmesinin koşulları bulunmadığı için sanık müdafiinin bu konudaki isteminin reddine karar verilmiştir.
b) Mahkumiyet Hükmü Yönünden:
2004 yılı genel atamalarında Burdur İl Jandarma Komutanlığı emrine atanan sanığın, 1989 yılından beri evli olmasına karşın daha önce Yalova İl Jandarma Komutanlığında görev yaparken 2002 yılında Yalova'da tanıştığı P.S. isimli bayan ile ilişki kurduğu, bu ilişkisinin Yalova İl Jandarma Komutanlığı personeli tarafından da bilinmekte olduğu, Burdur'a geldikten sonra da P.S. ile evlilik dışı ilişkisini devam ettirdiği, 2004 Ağustos ayında sanığın kanuni izinde bulunduğu sırada P.S.'nin annesinin Burdur İl Jandarma Komutanlığını arayarak sanığın yaklaşık iki yıldır kızıyla birlikte yaşamakta olduğunu bildirdiği, bu durumu öğrenen Burdur İl Jandarma Komutanı J.Alb. A.B.'nin bu ilişkisini sona erdirmesi hususunda 2004 Ağustos ayı içerisinde sanığı uyardığı, İl Jandarma Komutanı ve Şube Müdürü tarafından birkaç kez daha ikaz edildiği, buna rağmen sanığın gerek Yalova'ya gitmek suretiyle ve gerekse P.S.'nin Burdur'a gelmesi suretiyle ilişkisini devam ettirdiği, 15.2.2005 tarihinde sanığın P.S. ile beraber Burdur'a geldiği, 15-16 Şubat 2005 tarihleri arasında Burdur'da bir otelde yan yana odalarda kaldıkları, hatta eşi memleketine gittiği için P.S.'yi bir gün kendi evine getirdiği, kendi kızı ile tanıştırdığı, 19.2.2005 tarihinde Burdur'da Zafer Mahallesinde bir apartman dairesi kiraladığı, ev eşyaları satın alarak kiraladığı daireye getirdiği, gerek kira sözleşmesi yaparken gerekse ev eşyası satın alırken kendilerini evli veya nişanlı olarak tanıttıkları, sanığın sık sık bu eve gidip geldiği, P.S.'nin kendisini çevresindeki komşulara sanığın eşi olarak tanıttığı, 4.4.2005 tarihinde sanık ile P.S.'nin tartıştıkları, bunun üzerine P.S.'nin Burdur İl Jandarma Komutanlığına başvurarak sanıktan şikayetçi olduğu, sanığın bundan sonra da 21.4.2005 ve 26.4.2005 tarihlerinde de aynı bayanla beraber görülmesi üzerine, sanık hakkında yasal işlem başlatıldığı husus ve olguları sabit görülüp, böylece Ağustos 2004 döneminde İl Jandarma Komutanı tarafından uyarılmasına karşın, bir apartman dairesi kiralayıp bu daireyi mesken gibi döşeyerek bu eve sık sık gidip gelmek, çevresine evli olduklarını beyan etmek suretiyle sanığın, P.S. ile birlikte karı koca gibi nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek suçunu işlediği askeri mahkemece kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
ASCK'nın (22.3.2000 gün ve 4551 sayılı Yasa ile değişik) 153/1 'inci maddesi iffetsizliği anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenen veya evlilik bağını devam ettirmekte veya böyle bir kimseyi yanında bulundurmakta veya karı koca gibi herhangi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar eden asker kişiler hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasına ..... hükmolunur hükmünü taşımaktadır.
As. Yrg. İçt.Brl.Krl.'nun 30.11.1948 gün ve 1948/3469-3148 sayılı kararında da irdelenip kabul edildiği üzere; ASCK'nın 153/1'inci maddesi iki hali, ikinci hal ise üç şekli düzenlenmektedir:
I- İffetsizliği anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenmek;
II-a) Bu gibi kimse ile evlilik bağını devam ettirmekte ısrar etmek (evlendikten sonra iffetsizliği anlaşılan hal).
b) Bu gibi iffetsizliği anlaşılmış olan bir kimseyi yanında bulundurmakta ısrar etmek,
c) Karı koca gibi herhangi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek.
Bu değerlendirmelere göre yasa koyucu, birinci halde ısrar unsurunu aramamış, bilerek evlenmeyi yeterli görmüştür.
İkinci halin her üç şeklinde de ısrarı şart koşmuştur. Kendisine vaki olacak tebligat, bildirim, uyarı veya ikaza rağmen fail; iffetsizliği anlaşılmış o kişi ile evlilik bağını devam ettirir veya iffetsizliği anlaşılmış o kişiyi yanında bulundurmayı sürdürür ya da karı koca gibi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşar ise yasa maddesinin öngördüğü ısrar unsuru gerçekleşmiş olur.
İkinci halin (c) bendinde gösterilen suçta, devamlı surette yaşamanın karı koca gibi olması da gereklidir. Karı koca gibi unsuru, her iki tarafın yek diğerine karşı bir karı kocanın ev içi ve ev dışı birbirlerine karşı ifasına zorunlu oldukları cinsi ve toplumsal yükümlülükleri yerine getirmeleri ve aileler arasında geçerli olan adap ve görgü kurallarına uymak suretiyle yaşamaları ile oluşur. Bu bakımından geçici ilişkilerin bu suça vücut vermeyeceği kabul edilmektedir.
Diğer taraftan devamlılık unsuru yönünden, nikahsız olarak bir kimse ile ne kadar süre birlikte yaşanması gerektiği konusunda yasa maddesinde bir açıklık bulunmamakla beraber bu husus Askeri Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere karı koca gibi yaşandığını gösterecek veya belirleyecek kadar bir müddetin geçmesi ile bu unsurun da gerçekleşeceği öngörülmüştür.
As. Yrg. Gen. Krl.'nun 15.11.1941 gün E.886, K.1504; As. Yrg. 2. Dairesinin 14.3.1973 gün ve E.63, K.60; As. Yrg. 3'üncü Dairesinin 31.1.1984 gün ve E.79, K.68; As. Yrg. 1'inci Dairesinin 12.1.1976 gün ve E.2, K.l; As. Yrg. 3'ncü Dairesinin 13.6.2006 gün ve E.982, K.979 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere yukarıda unsurları irdelenen karı koca gibi herhangi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek suçu; herhangi bir kimse ile nikahsız olarak karı koca gibi yaşadığı tespit edilen bir asker kişiye, bu yaşantısına son vermesi için ilgililerce yapılan tebligat veya uyarıdan sonra dahi o asker kişinin bu yaşantısını aynen devam ettirmesi ile gerçekleşmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; sanığın 2004 Burdur İl Jandarma Komutanlığına atandıktan sonraki süreçte 2005 Şubat ayında ev kiralayıp içini döşemek, bu eve sık sık gitmek suretiyle P.S. isimli bayan ile 2005 Nisan ayına kadar nikahsız olarak karı koca gibi yaşadığı hususunda bir kuşku bulunmamakla beraber, bu yaşantısının, kendisine İl Jandarma Komutanı tarafından 2004 Ağustos ayında yapılan ikaz ve uyarı esnasında ve öncesinde de olup olmadığı, dava dosyasından açık bir şekilde anlaşılamamaktadır. Bir başka anlatım ile sanığın, Yalova İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaptığı dönem itibarıyla P.S. ile olan ilişkisinin hangi düzeyde seyrettiği; zaman zaman kesilip tekrar başlayan bir ilişki mi, yoksa karı koca gibi birlikte devamlı olarak yaşama derecesinde mi olduğu hususları araştırılmamıştır. Bunun sonucu olarak Burdur İl Jandarma Komutanının 2004 Ağustos ayında yaptığı uyarı ve ikaz esnasında sanığın böyle bir karı koca gibi nikahsız olarak sürdürmekte olduğu yaşantısının olup olmadığı kuşkusuzca belirlenememektedir.
Bu itibarla, müsnet suçun böyle bir yaşantısı saptanan asker kişiye bu konuda yapılacak bildirim veya uyarıya karşın o asker kişinin bu yaşantısını devam ettirmesi ile oluşacağına göre; sanığın P.S. ile olan ilişkisinin 2004 Ağustos ve öncesi itibariyle kapsam ve derecesine açıklık getirilmesi gerekli olup, bu çerçevede (adreslerinden sıkı bir şekilde takip edilerek) P.S. isimli bayanın, bu kişinin anne ve babasının, sanığın eşi N.A.'nın, 2002-2004 döneminde Yalova İl Jandarma Komutanlığında görev yapmış olan amir, üst ve arkadaşlarının, matbaacılıkla uğraşan Sedat isimli kişinin ve gerektiğinde bilgi ve görgüsü olabilecek diğer kişilerin tanıklığına başvurularak elde edilecek bilgi, bulgu ve kanıtlara göre bir irdeleme yapılması zorunluluğu gözetilmeyerek hükme varılması yasaya aykırı görülmüş ve hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüş ise de; askeri mahkeme önünde yöntemine uygun olarak sorgusu saptanan ve okunan tanık beyanları ile müzekkere yanıtlarına karşı diyecekleri tespit edilen sanığın, duruşmada bulunma zorunluluğundan bağışık tutulmayı talep etmesi üzerine bu istemi yerinde görülerek yokluğunda yargılanmaya devam edilip sonuçlandırılmasına yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Öte yandan temyize konu hükümde yer alan suç bir kimse ile karı koca gibi nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek suçu olup iffetsizliği anlaşılmış bir kimseyi yanında bulundurmakta ısrar etmek suçu değildir. Bu nedenle, askeri mahkemece kabul edilen suçun unsurları itibariyle anılan kişinin iffetsiz olup olmadığının araştırılmasına esasen gerek olmadığından, sanık müdafiinin bu hususlara ilişkin temyiz nedenleri kabule değer görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy