(1632 S. K. m. 87) (5237 S. K. m. 62, 297) (5271 S. K. m. 231)
Askeri mahkemece; sanığın 16.7.2007 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 87/1 (İlk cümle) ve TCK'nın 62'nci maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm; sebep gösterilmeksizin sanık tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; tesis edilen hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı vurgulandıktan sonra hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562'nci maddesi ile değişik CMK'nın 231'nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi bakımından hükmün bozulması yolunda görüş ve istem bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Birlik içinde cep telefonu bulundurulmayacağı yönündeki hizmet emrinin daha önce kendisine tebliğ edilmesine ve bu hizmet emrini bildiğini açıkça kabul etmesine karşın sanığın 16.7.2007 günü firardan döndüğünde beraberinde bir adet Nokia marka cep telefonunu da kışla içine soktuğu, aynı gün disiplin ceza evine götürüldüğünde sanığın üst aramasında bu cep telefonunun ele geçirildiği anlaşılmaktadır.
Disiplin ceza evine kapatılma işlemi esnasında gerçekleştirilen aramada bu cep telefonunun sanığın üzerine ele geçirildiğine bakılarak eyleminin 5237 sayılı Yasa'nın 297/1'nci maddesinde yer alan, infaz kurumuna veya tutuk evine elektronik haberleşme eşyası sokmak suçuna teşebbüs etmek olarak vasıflandırılabileceği ilk bakışta akla gelmekle beraber sanığın, firardan dönüp adamlı olarak disiplin ceza evine götürüldüğü ve kapatılma işlemi esnasında bu cihaz ele geçirildiğine göre sanığın gizlice kışlaya soktuğu cep telefonunu adamlı olarak götürülme sırasında üzerinde zorunlu olarak taşıdığı ve disiplin cezaevine girişinde de yapılan arama sonucu bu cep telefonunun hemen ele geçirildiği cihetle sanığın eyleminin tipiklik ve manevi unsur yönünden TCK'nın 297/1inci maddesindeki suça uymadığı, aksine kışla içine cep telefonu sokup bulundurmak suretiyle yukarıda belirtilen hizmet emrine hiç uymamak suretiyle yasal tipiklik açısından ASCK'nın 87/1'nci maddesinin ilk cümlesinde yer alan emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut verdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Müsnet suç, sırf askeri suçlardan olup sadece hukuken ve tıbben askerlik yapabilme yeteneğine haiz failler tarafından işlenebileceği açıktır.
Bu kapsamda dosyada yer alan safahat çizelgesi incelendiğinde sanığın birçok disiplinsiz eylemlerinden dolayı disiplin cezaları ile cezalandırıldığı, adli ve askeri suçlardan dolayı mahkemeye verildiği, RDM'ye birçok defa gönderilerek takip ve kontrol altında tutulmakta olduğu, antisosyal kişilikte anksiyete bozukluğu tanısı ile 1,5 ay hava değişimine gönderildiği, temyize konu suç ile ilgili yargılama aşamasında firara gittiği, adli sicil kaydına nazaran daha önceden adli suçtan ötürü mahkûmiyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Askerlik hizmeti ile uyum sağlayamadığına dair ciddi kuşkuları ortaya koyan bu tespitler karşısında sanığın askerliğe elverişli olup olmadığı ve cezai ehliyetinin tespiti bakımından adli müşahedesine gerek bulunup bulunmadığı konusunda en azından psikiyatri uzmanı bilirkişinin görüşüne başvurulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olduğundan, hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma nedeni karşısında daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında CMK'nın 231'nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının irdelenmesi bakımından hükmün bozulması yolunda tebliğnamede ortaya konan görüş ve istem bu aşamada incelenmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy