(1632 S. K. m. 91, 92) (5237 S. K. m. 29, 62) (2918 S. K. m. 36) (5326 S. K. m. 2) (5252 S. K. m. 7) (5271 S. K. m. 231)
Askeri mahkemece; sanığın, 27.2.2005 tarihinde P.Onb. F.K.'ya karşı üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 91/1 (az vahim hal cümlesi), 92, TCK'nın 29/1 ve 62/1'inci maddeleri gereğince, bir ay yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık, olayın Onbaşı F.'nin tahriki üzerine meydana geldiğini, ona beraat kararı verildiğini, cezanın para cezasına çevrilmesi gerektiğini belirterek, hükmü yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir.
Tebliğnamede; hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanığın, Adana Orduevi Müdürlüğü emrinde askerlik görevini yapmakta olduğu, 27.2.2005 günü saat 14.00 sıralarında kısım komutanı tarafından P.Onb. F.K.'ya terasın temizlenmesi amacıyla verilen emir doğrultusunda, Onbaşının subay restoran bölümünde görevli garson erleri yanına çağırarak terasa götürürken kasa görevlisi olan sanık P.Er O.K.'ya da gelmesi konusunda emir verdiği, sanığın yeterli fırça olmadığını belirterek almak üzere restorana gidip dönmesi üzerine Onb. F.'nin sanığın yanına gelerek Pezevenk, siktir git şeklinde hakaret etmesi üzerine tartışmanın şiddetlendiği ve sanığın üstü olan Onbaşı'ya iki kez yumruk ile vurduğu, tanık beyanları ve dosya kapsamıyla maddi olay olarak sübuta ermekte olup, mahkemenin kabulü de yöndedir.
Askeri mahkemece, karar yerinde yazılı olduğu şekilde, yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, sanığın üste fiilen taarruz suçunu işlediğinden bahisle, alt sınırdan, haksız tahrik hükümleri uygulanarak, takdiri indirime de gidilmek suretiyle, tayin olunabilecek en az ceza ile cezalandırılmasına, yasal imkansızlık nedeniyle hapis cezasının adli para cezası ya da diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmemesine ve ertelenmemesine ilişkin hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın temyiz sebepleri kabule değer bulunmamakla birlikte;
Her ne kadar, tebliğnamede sanığın bu suçtan önce başka bir suçtan sabıkasının bulunduğunu gösteren adli sicil kaydı nedeniyle, hakkında 5728 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilerek hükmün onanması talep edilmiş ise de; dosya Dz.41'de mevcut adli sicil kaydı incelendiğinde, sanığın 2918 sayılı Kanun'un 36'ncı maddesine aykırı davranmaktan üç ayrı hafif para cezasına mahkum edildiğinin anlaşıldığı, Uşak 1 'inci Sulh Ceza Mahkemesinin 18.9.2001 tarihli kararı ile 125.382.800 TL hafif para cezasına mahkum edilip 5.2.2002 tarihinde kesinleşen bu hükmün yerine getirildiği görülmekte ise de; 13.11.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349/3 sayılı Kanun ile değişik 7'nci maddesi ile kanunlarda hafif hapis veya 'hafif para' cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. şeklinde bir düzenleme getirildiğinden ve 31.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2'nci maddesinde Kabahat deyiminin, Kanun'un, karşılığında idari yaptırımlar uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır denildiğinden, sanığın sabıka kaydına göre mahkumiyetlerinin kasıtlı suça ilişkin olmayıp, kabahat niteliğine dönüşmüş olması karşısında, hakkında 5728 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması mümkün olduğundan, Başsavcılığın görüşüne iştirak edilmemiştir.
Hükümden sonra, 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562'nci maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231inci maddesi uyarınca; atılı suçla ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda askeri mahkemece değerlendirme yapılmasını temin bakımından, mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy