(5271 S. K. m. 231) (1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 62, 191) (YCGK 20.03.2012 T. 2011/10-785 E. 2012/101 K.) (2. CD. 15.12.2010 T. 2010/30121 E. 2010/33646 K.)
Askeri Mahkemece; sanık hakkında firar suçundan verilen 03.07.2008 tarihli, 2008/68-261 Esas ve Karar sayılı mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMKnın 231/11inci maddesi uyarınca açıklanmasına; sanığın 09.05.200517.05.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-a, 73 ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından sebepleri gösterilerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 09.05.2005 tarihinde birliğinden firar ettiği, 17.05.2005 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, böylece 09.05.2005-17.05.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği, tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Askeri Mahkemece 03.07.2008 tarihli, 2008/68-261 Esas ve Karar sayılı hüküm ile sanığın beş ay hapis cezasıyla mahkumiyetine ve CMKnın 231/6ncı maddesinde yazılı şartları taşıması nedeniyle bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, bu hükmün 05.11.2008 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içerisinde istenilen sabıka kaydında sanığın,
02.02.2010 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, Ceylanpınar Sulh Ceza Mahkemesinin 15.06.2010 tarihli, 2010/55-104 Esas ve Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 21.07.2010 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine, Askeri Mahkemece duruşma açılmak suretiyle, 03.07.2008 tarihli, 2008/68-261 Esas ve Karar sayılı kararda belirtilen beş ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasına karar verildiği, anlaşılmaktadır.
CMKnın 231inci maddesi hükümlerine göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, yargılamada hükmün açıklanması sırasında dikkate alınması gereken, davayı ve cezayı ertelememekle birlikte, hükmün açıklanmasını erteleyen, kurulan hükmün sanık hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan, beş yıllık denetim süresi içinde kasten bir suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik hükümlerine uygun davranılması şartına bağlı olarak davanın düşmesine karar verilmesini sağlayan bir kurumdur.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, Mahkemece; CMKnın 231inci maddesine 5560 sayılı Kanunun 23üncü maddesiyle eklenen 11 inci fıkrasında belirtilen; Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar hükümlerine göre hareket edilecektir.
TCKnın 191nci maddesinde; (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı açılan davada mahkeme, birinci fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine karar verebilir. Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur.
(5) Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir düzenlemeleri yer almaktadır.
Söz konusu madde gereğince, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilecek olması karşısında, sanıkla ilgili olarak artık işlenmiş bir suç sebebiyle verilen ve kesinleşen bir hükmün varlığından ve buna bağlı olarak da, firar suçuna dair beş yıllık denetim süresi içerisinde yükümlülüklerin ihlalinden söz edilemeyecektir.
Yargıtay C.G.K.nun 20.03.2012 tarihli, 2011/785 E. 2012/101 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı TCKnın 191/2nci maddesi uyarınca tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına ilişkin kararların, durma kararı niteliğinde olması ve durma kararlarının davayı sonuçlandıran kararlardan olmadığı, temyiz değil, itiraz kanun yoluna tabi kararlar niteliğinde olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Öte yandan; Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 22.01.2008 tarihli, B.03.0.AİG.0.00.00.03/11 sayılı genelgesinde; TCKnın 191/2nci maddesi uyarınca hüküm vermeden önce verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararların, kesinleşmiş mahkumiyet hükmü niteliğinde olmadığı ve adli sicile kaydedilecek bilgi vasfı taşımadığı cihetle, adli sicile kaydedilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, bu kararlara ilişkin bildirme fişinin (Ceza, yerine getirme ve tali karar fişi) düzenlenmesine gerek olmadığı, belirtilmiştir.
Ayrıca; Yargıtay 2nci C.D.nin 15.12.2010 tarihli, 2010/30121 E. 2010/33646 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, CMK'nın 231/10uncu maddesinde belirtilen "Denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi" ibaresinden sanık hakkında denetim süresi içinde işlediği bir suçtan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi ve kesinleşmiş olmasının anlaşılması gerektiği de gözetilmelidir.
Somut olayda; sanık beş yıllık denetim süresi içerisinde 02.02.2010 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmuş ve bu eylemi sebebiyle TCKnın 191/2nci maddesi uyarınca, hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
Dosyada mevcut, Ceylanpınar Sulh Ceza Mahkemesinin 15.06.2010 tarihli, 2010/55-104 Esas ve Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurmak suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, bu sürede kendisine rehberlik edecek bir uzman görevlendirilmesine, tedaviden sonra olmak üzere denetimli serbestlik tedbirinin takdiren bir yıl daha devamına karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılması halinde açılan kamu davasının düşürüleceğinin, uyulmaması halinde davaya devam edileceğinin ihtar edildiği ve bu kararın 21.07.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Sanığın, uyuşturucu madde bulundurmak suçu nedeniyle belirlenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, yargılamaya devam olunarak mahkumiyet hükmü verilmesi ve bu hükmün kesinleşmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında belirtilen denetim süresi içerisinde suç işlendiği kabul edilerek, önceden açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması mümkün hale gelecektir.
Sonuç itibariyle, sanığın 03.07.2008 tarihli, 2008/68-261 Esas ve Karar sayılı kararda belirtilen beş yıllık denetim süresi içerisinde, CMKnın 231/10uncu maddesi anlamında kasten yeni bir suç işlediğinden bahsetmek mümkün olmadığından, hakkında açıklanan mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy