(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 7, 58, 62) (353 S. K. m. 220)
Askeri Mahkemece, sanığın; 19.01.2010-10.02.2010 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCK'nın 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCKnın 58/7 ve CGTİHKnın 108inci maddeleri gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, yasal imkansızlık nedeniyle sonuç cezanın adli para cezasına çevrilmesine, ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından, sebepsiz olarak temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 19.01.2010 tarihinde birliğinden izinsiz olarak ayrılan sanığın, bir süre firar halinde kaldıktan sonra, 10.02.2010 tarihinde yakalandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, adli gözlem altına alınması sonucunda cezai ehliyetinin tam ve askerliğe elverişli olduğu saptanan sanığın, genel kastla işlenebilen ve tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, karar yerinde gösterilen yasal ve inandırıcı gerekçelerle, hakkında alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak, yasal olanaksızlık nedeniyle; ASCKnın Ek 8, 47/A ve Ek 10uncu maddeleri gereğince hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesi, ertelenmemesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, Askeri Mahkemece; firar suçundan hüküm kurulurken, sanığın 10.04.2009 tarihinde, cep telefonu bulundurmak suretiyle işlediği emre itaatsizlikte ısrar suçundan tesis edilen, ...Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 03.07.2009 tarihli, 2009/998-392 Esas ve Karar sayılı mahkumiyet hükmü esas alınarak, sanık hakkındaki infazın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de;
TCKnın 7/1inci maddesinde; İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar şeklinde yer alan düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı, daha önce cezaya hükmedilmiş ise infazı ve kanuni neticelerinin kendiliğinden ortadan kalkacağı hüküm altına alınmıştır.
30.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6000 sayılı Kanunun 21inci maddesiyle, 16/06/1964 tarihli ve 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanuna, 61inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen Yasak edilen cihaz ve aletleri bulunduran veya kullananlar başlıklı 61/A maddesinde; Kıta, karargah ve kurumlarda ya da görev esnasında bulundurulması veya kullanılması emirle yasak edilen; cep telefonu, bilgisayar, radyo, teyp, fotoğraf makinesi gibi görüntü, ses ve benzeri verileri ve bilgileri kaydeden, depolayan veya ileten her türlü cihaz ve aletler ile aksamlarını bulunduran veya kullananlar on günden bir aya kadar oda veya göz hapsi cezasıyla cezalandırılırlar. şeklinde yer alan düzenleme ile, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçuna konu edilen eylemi disiplin suçu haline getirilmiştir. Disiplin suçlarının, TCKnın 58inci maddesinde belirtilen önceden işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla; sanık hakkında, disiplin suçuna dönüşmüş eylemi nedeniyle, tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı olduğundan, mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına, ancak, bu hukuka aykırılığın yeniden yargılamayı gerektirmemesi gözetilerek, 353 sayılı Kanunun 220nci maddesine göre hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy