(5237 S. K. m. 6) (765 S. K. m. 189) (1632 S. K. m. 47, 91, Ek m. 8, 10) (YCGK 12.02.2008 T. 2008/3-25 E. 2008/22 K.) (ANY. MAH. 17.01.2013 T. 2012/80 E. 2013/16 K.)
Askeri Mahkemece, sanığın, 03.11.2011 tarihinde, P.Çvş. Y.B.ye yönelik olarak silahla üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 91/2 (Az vahim hâl), TCK'nın 29 ve 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal imkânsızlık nedeniyle sonuç cezanın seçenek tedbirlere çevrilmesine, ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm; Askeri Savcı tarafından, olayda Y.B.nin sanığın üstünde olması ve yaralanmasının boyutunun silahla yapılamayacak kadar az olması nazara alındığında, sanığın olay sırasında kullandığı fleksi tabir edilen aletin silah sayılamayacağı ileri sürülüp sanık lehine olarak; sanık tarafından ise, karşı tarafın kendisini itmesi, yere düşürmesi ve boğazına sarılması karşısında, psikolojik sorunları nedeniyle korkuya kapılıp kendini korumak için hareket ettiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükmün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Aynı hüküm ile P.Çvş. Y.B. hakkında asta müessir fiil suçundan tesis edilen mahkûmiyet hükmü temyiz edilmemiştir.
Yapılan incelemede; kazan dairesinde gündüz görevlisi olan sanık ile P.Çvş. Y.B.nin, 03.11.2011 tarihinde saat 12.30 sıralarında, kazan dairesinde iken, kısa bir süre sonra terhis olacak kazan dairesi sorumlusu P.Er Y.E.nin yerine kimin kazan dairesi sorumlusu olacağı konusunda konuşmaya başladıkları, sanığın kazan dairesi sorumlusu olmak istediğini söylediği, Y.B.nin ise, çavuş olduğu için kendisinin sorumlu yapılacağını belirttiği, konuşmaların tartışmaya dönüştüğü, bu esnada Y.B.nin sanığı geriye doğru ittirdiği, ardında da yakasından tutup yere yatırdığı, sanığın da yerde bulunan ve fleksi diye tabir edilen, lavaboların altında su bağlantısı yapmak için kullanılan metal, kıvrımlı, esnek su borusu ile Y.B.nin yüzüne vurduğu, Y.B.nin de sanığa yumrukla vurarak karşılık verdiği, gürültüler üzerine olay yerine gelen P.Er Y.E.nin tarafları ayırdığı, aynı gün saat 14.50de yapılan muayenede Y.B.nin Sağ göz altında 5 santimetrelik ekimoz, sağ kaş üstünde 1 santimetrelik ekimoz, sol ve sağ kulak altında 1 santimetrelik yüzeysel kesi, sol çenede 1 santimetrelik yüzeysel kesi bulunduğunun, sanıkta ise herhangi bir bulguya rastlanmadığının tespit edildiği dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmıştır.
Sanığın, kendisini tutup yere yatıran Y.B.ye esnek su borusu ile vurmasından sonra Y.B.nin sanığa vurduğunun tespit edilmesi karşısında, sanığın, saldırıdan korunmak amacıyla değil de, bunun ötesine geçerek, üstüne saldırmak ve cismani zarar vermek kastıyla hareket ettiği, meşru savunma şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, üste fiilen taarruz suçunun tüm unsurlarının gerçekleştiği, sanık hakkında dinlenilen psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaasına nazaran da, sanığın davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir.
5237 sayılı TCKnın 6/1-f madde, fıkra ve bendinde, ceza kanunlarının uygulanmasında silah deyiminden ne anlaşılması gerektiği düzenlenmiş, dördüncü alt bentte saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeylerin de silah olduğu kabul edilerek, mülga 765 sayılı TCKnın 189uncu maddesinde tanımı yapılan silah kavramı genişletilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.02.2008 tarihli, 2008/3-25 Esas ve 2008/22 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yasa koyucu bu düzenleme ile Fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olmak koşulu ile her nesneyi, imal edilip edilmediğine ve hangi amaçla yapılmış olduğuna bakmaksızın silah kapsamına dâhil etmiştir. Buradaki ayırıcı ölçüt; Saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişliliktir. Kullanılan alet veya diğer eşyanın işlenmesi kast edilen suç açısından saldırı ve savunmada etkinliği sağlamaya elverişli olması yeterlidir. Fiilen istenen sonucun gerçekleşmesi, kullanılan şeyi silah olarak değerlendirmek açısından, hâkime bir kanaat verebilecek ise de, sonucun gerçekleşmesi zorunlu bulunmamakta, kalkışma safhasında kalma hâllerinde de, silah faktörünün varlığını kabul ve buna göre ceza tertibi olanaklı bulunmaktadır.
Bu açıklamalara göre temyize konu olay değerlendirildiğinde; sanığın olay esnasında kullandığı fleksi diye tabir edilen, lavaboların altında su bağlantısı yapmak için kullanılan metal, kıvrımlı, esnek su borusunun üste fiilen taarruz suçu yönünden saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli özelliğe sahip olduğu, bu kapsamda Askeri Mahkemece silah olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından Askeri Savcının aksi yöndeki temyiz sebeplerine de itibar edilmemiştir.
Askeri Mahkemece; sanık hakkında, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan cezalandırılmasına dair hüküm kurulurken, ASCKnın 47/1-A, Ek 8 ve Ek 10uncu maddelerindeki yasal engeller nedeniyle, hapis cezasının ertelenmesine, seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiş ise de;
23.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 47/1-A madde, fıkra ve bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasının ... kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
bölümünün ve Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında; uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekli görüldüğünden, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy