(1632 S. K. m. 12, 13, 87) (5237 S. K. m. 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 30.03.2012 tarihinde, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 87/1 (Birinci cümle) ve TCKnın 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle, yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal imkânsızlık nedeniyle, sonuç cezanın adli para cezasına çevrilmesine, ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, sebep gösterilmeden temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; gemiye alkollü içki sokulmasının, bulundurulmasının ve kullanılmasının yasak olduğuna ilişkin emirden haberdar olan sanığın, 30.03.2012 tarihinde, Mersin Limanında bulunan TCG
Komutanlığında Nöbetçi Polis Astsubayı olarak görevli olduğu, aynı Komutanlıkta görevli olup olay tarihinde izinli olarak çarşıya çıkan DSA.Astsb.Kd.Çvş. M.S.nin, iki kutu bira alarak, saat 20.30 sıralarında gemiye döndüğü, yanında getirdiği biraları, gemi yurt dışında iken personelin aldığı ithal içkilerin kilit altında muhafaza edildiği xbt kamarasına koymak istediğini söyleyerek sanığa verdiği, sanığın ise xbt kamarasının anahtarının kendisinde olmadığını, ancak anahtarı kendisinde bulunan niksi kamarasına koyabileceklerini söylediği, beraberce niksi kamarasına gittikleri, sanığın kapıyı açarak biraları kamaraya bıraktığı ve kapısını kilitlediği, bir süre sonra M.S.nin sanıktan niksi kamarasının anahtarını isteyip aldığı ve Tls.Üçvş. G.Y. ile beraber niksi kamarasında sigara içip sohbet etmeye başladığı, aynı gece Gemi Polis Amiri olan Çrk.Kd.Bçvş. H.H.Ç.nin gemi içinde yaptığı kontrolde, M.S. ve G.Y.nin niksi kamarasında bira içtiklerini, kamarada boş ve dolu kutu biraların bulunduğunu tespit ettiği, bu şekilde sanığın yasaklanmasına rağmen gemiye alkollü içki sokmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 22.06.2012 tarihli, 2012/288-120 Esas ve Karar sayılı hükmü ile; M.S. ve G.Y. hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilerek, sanık B.F.Ö. hakkında da suç ihbarında bulunulması üzerine, yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda temyize konu mahkûmiyet kararının verildiği, M.S. ile G.Y. hakkında 22.06.2012 tarihli, 2012/288-120 Esas ve Karar sayılı hüküm ile verilen mahkûmiyet kararlarının da adı geçenler tarafından temyiz edildiği ve 13.08.2012 tarihinde Askeri Yargıtaya gönderildiği anlaşılmaktadır.
ASCKnın 87/1inci maddesinin birinci cümlesinde yazılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için, amir tarafından verilmiş bir emrin bulunması, emrin konusunun hizmete ilişkin olması, bu hizmet emrinin suçun faili olan ast yönünden özelleştirilerek somut hâle getirilmesi ve failin emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket ederek emri hiç yapmaması gerekmektedir.
Ancak, bazı durumlarda, özellikle de belirli bir görevin yerine getirildiği durumlarda, uyulması istenen hususlar, görevin aksatılmadan gereği gibi yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlediğinden, bu yöndeki emirlere uyulmaması hâlinde, görevin özelliğine göre Askeri Ceza Kanununun Üçüncü Babının, Hizmet ve vazifenin ihlali başlıklı Dokuzuncu Faslında yazılı suçlardan birinin oluştuğunun kabul edilmesi gereklidir. Zira Askeri Ceza Kanununun 13üncü maddesine göre; 12nci maddede yazılı hizmeti ifa ile mükellef olan kimse memurdur. 12nci maddede ise, hizmet; gerek malûm ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması hâlidir. şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla, Askeri Ceza Kanununun 12nci maddesinde belirtilen nitelikte bir askeri vazifeyi yapmakla yükümlü bulunan kimse, bu görevin yerine getirilmesiyle ilgili olarak (zimmet, görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, rüşvet, irtikâp gibi) bir suç işlediği takdirde, ihlal ettiği kanun hükmüne göre yargılanmalıdır.
Mutfakta görevlendirilmesine rağmen bu görevine hiç gitmeyen failin eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayıp memuriyet görevini ihmal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dair Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 09.07.2009 tarihli, 2009/93-92;
Yemekhane sorumlusu olan failin görev yerini izinsiz terk etmesi eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayıp memuriyet görevini ihmal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dair Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin 13.02.2007 tarihli, 2007/296-291;
Nöbet hizmetini oluşturan ve nöbet talimatında belirtilen faaliyetlerin, İç Hizmet Yönetmeliğinin 635inci maddesinde belirtilen şekilde nöbet devir tesliminin yapılması ile başlayacağı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığından, bu aşamadan sonraki zaman dilimi içinde nöbetçi tarafından yapılması gereken görev ve sorumlulukların yerine getirilmemesi ile talimatta belirtilen hususlara riayet edilmemesinin, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayıp, söz konusu nöbet talimatına aykırılık teşkil eden eylem ve hareketler olarak değerlendirilmesi gerektiğine dair Dairemizin 22.04.2008 tarihli, 2008/1116-1194; 02.05.2012 tarihli, 2012/644-634 ve 20.03.2013 tarihli, 2013/634-627; Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı görüşler benimsenmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda temyiz konusu olaya bakıldığında; dosya dizi 26da mevcut belgeye göre, TCG
Komutanlığı Gemi Kuruluş Kurallar Kitabı ile gemi içerisinde alkol kullanılmasının yasaklandığı, bu kitabın sanığa da tebliğ edildiği, ancak kovuşturma aşamasında, 03.08.2012 tarihi itibariyle anılan geminin hizmet dışına ayrılmasına karar verildiğinden, ilgili belgelerin imha edildiği anlaşılmakta olup, sanık da; hem M.S. ve G.Y. hakkında yapılan yargılama sırasında tanık sıfatıyla tespit edilen ifadesinde, hem de kendisi hakkında yapılan kovuşturma sırasında sanık sıfatıyla tespit edilen ifadesinde, gemiye alkollü içki sokulmasının yasak olduğunu bildiğini beyan etmiştir.
Her ne kadar dosyada Nöbetçi Polis Astsubayının görev ve yetkilerinin neler olduğuna dair bir düzenleme bulunmamakta ise de, sanık, suç tarihinde TCG
Komutanlığında Nöbetçi Polis Astsubayı olarak görevli olup, ne gibi işlemleri görevi itibarıyla yerine getirmesinin zorunlu olduğu hususu, onun statüsünü belirten mevzuata göre tayin olunmuştur. Bununla beraber belirli durumlarda bir işlemi yapmak zorunluluğu bulunduğuna dair mevzuatta açık bir hükmün varlığına dahi ihtiyaç yoktur. İdare hukukunda usule, hatta geleneklere göre, görevin kapsamına giren her işlem, yapılması görev gereği zorunlu olan bir işlem olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, sadece yurt dışı görevde iken ithal içkilerin xbt kamarasına konulup kilit altında bulundurulması haricinde, sair zamanlarda, özellikle de Türk Karasuları içinde iken vazifenin icra edildiği gemilere alkol sokulmamasının gerektiği bilinen bir keyfiyet olup, gemiye alkol sokulmasının önlenmesi, Nöbetçi Polis Astsubayı olan sanığın bizatihi görev alanına giren bir işlemdir. Somut olayda sanığın görevi gereği, gemiye içki getiren personele engel olarak gemiye içki sokulmasını önlemesi gerekirken, görevinin gereklerine aykırı şekilde hareket ederek gemiye içki sokmak için müsaade isteyen M.S.nin getirdiği içkileri, inisiyatifini kullanarak gemiye soktuğu, bu suretle M.S.nin gemi içinde içki içme şeklindeki eylemini gerçekleştirmesini sağladığı anlaşılmaktadır.
Gemiye alkollü içki sokulmasının yasak olduğuna dair emir, Nöbetçi Polis Astsubayı olan sanık yönünden somutlaştırılmış bir emirden daha çok görev gereklerini ifade eden bir düzenlemeden ibaret olup, sanığın görevi bu emirle düzenlenen konuyu takip ve gemiye içki sokulmasını önlemek şeklinde ortaya çıktığından, eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suç vasfı kapsamında değerlendirilmesi olası görülmemiştir. Sanığın kendi görevine giren bir tasarrufta bulunduğu, nizam ve mevzuatın yapılmamasını emrettiği işlem veya tasarrufu bu amir hükümlere aykırı bir şekilde yaparak görev gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle Nöbetçi Polis Astsubaylığı görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Askeri Ceza Kanununun Hizmet ve vazifenin ihlali başlıklı Dokuzuncu Faslında yer alan 139uncu maddesinde, Bir askeri karakolun veya bir müfrezenin veya hususi bir vazife ile mükellef olan bir kısım askerin kumandanı iken veyahut subaylarından veya nöbetçi iken mani olabileceği ve vazifeten mene mecbur bulunduğu bir suçun yapılmasına göz yumarsa fiili kendisi yapmış gibi ceza görür. şeklinde, görevi kötüye kullanmak suçunun özel bir hâli olan Suç yapılmasına göz yummak suçu düzenlenmiştir. Temyize konu olayda gemide Nöbetçi Polis Astsubayı olan sanığın, gemiye içki getiren M.S.nin getirdiği içkileri niksi kamarasına koymasından sonra, anahtarı verip M.S. ve G.Y.nin anılan kamaraya girmesine ve içki içmelerine müsaade ettiği nazara alındığında, M.S. ve G.Y.nin eylemlerinin suç teşkil etmesi durumunda, sanığın eyleminin, ASCKnın 139uncu maddesinde düzenlenen suç, adı geçenlerin eyleminin suç teşkil etmemesi durumunda ise ASCKnın 144üncü maddesinde düzenlenen suç kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir (Dairemizin 24.12.2003 tarihli, 2003/1282-1274 Esas ve Karar sayılı ilamında Nizamiye Nöbetçi Subayı olan failin, diğer faillerin dışarıdan içki alıp nizamiyede içmelerine müsaade etmesi şeklindeki eyleminin ASCKnın 139uncu maddesinde yazılı suçu oluşturduğu kabul edilmiştir).
Bu itibarla; M.S. ve G.Y. hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan tesis edilen Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 22.06.2012 tarihli, 2012/288-120 Esas ve Karar sayılı hükümlerin temyiz incelemesi sonucunun beklenerek, oluşacak duruma göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy