(1632 S. K. m. 131) (5237 S. K. m. 35, 50, 52, 62)
Askeri eşyayı çalmak suçunun niteliği itibarıyla bir Tehlike suçu değil, Mal aleyhine işlenen suçlardan olması karşısında, "Vahim/az vahim hal" ayrımının; suç konusu askeri eşyanın miktar ve değerinin göz önüne alınarak yapılması gerekmektedir.
Askeri Mahkemece; sanıkların, 01-25.01.2011 tarihlerinde askeri eşyayı çalmaya teşebbüs suçlarını işledikleri kabul edilerek, ASCKnın 131/1(Az vahim hal), 50, 51/A (Sadece sanık J.Mu.Onb. Y.Ö. hakkında), TCKnın 35 (3/4 indirim oranı), 62/1, 50/1, 52/2 ve 4üncü maddeleri uygulanmak suretiyle yedi yüz kırkar TL adli para cezaları ile mahkûmiyetlerine, verilen adli para cezalarının aylık, on eşit taksit halinde tahsiline, taksitlerden herhangi birinin zamanında ödenmemesi halinde geriye kalan kısmın tamamının tahsiline, ödenmeyen adli para cezalarının hapis cezalarına çevrilmesine, yasal olanaksızlıklar nedeniyle adli para cezalarının ertelenmesine ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükümler; sanık terhisli J.Mu.Onb. Y.Ö. tarafından, sebepleri gösterilerek ve özetle, suça konu malzemeleri görev gereği yanlarında bulundurdukları, bu eşyaları çalma kastı taşımadıkları, hakkında öncelikle beraat kararı verilmesi, aksi kanaatte olunduğu taktirde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiği ileri sürülerek, sanık terhisli J.Er O.Ö. tarafından, sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlerin ayrı ayrı onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
İl J.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yerine getiren sanık J.Er O.Ö.'nün 07.01.2011 tarihine kadar MEBS Bakım Kısım Amirliğinde Elektronik Sistem Teknisyen Yardımcısı olarak görev yaptığı, diğer sanık J.Mu.Onb. Y.Ö.nün ise Mu.Mrk.Kısmında Telsiz İşletmeni olmakla birlikte, 22.09.2010-12.10.2010 tarihleri arasında
İl J.K.lığı Merkez Lojmanları Merkezi Uydu Yayını Dağıtım Tesisi çalışması ile
Jandarma Karakol Komutanlığının 20.12.2010-12.01.2011 tarihleri arasında yeni hizmet binasına taşınması sırasında telsiz kısmının taşınması ve Merkezi Uydu Yayını için yapılan alt yapı çalışmalarına katıldığı, sanıkların bu görevleri nedeniyle sık sık MEBS Bakım Kısmına girip çıktıkları, bu görevleri sırasında, Jandarma Genel Komutanlığı MEBS malzemeleri envanterinde kayıtlı bulunan bilgisayar işletme ve ana malzemeleri niteliğindeki; dört kalemi kullanılmış malzeme olan, 281,97 TLlık maddi değere sahip on kalem ve on dört adet malzemeyi gizlice alarak, sanık J.Mu.Onb. Y.Ö.'nün Erbaş ve Er Valizliğinde bulunan çift kilitli çantasına sakladıkları, bu valizlikte 25.01.2011 tarihinde yapılan aramada söz konusu malzemelerin sanık J.Mu.Onb. Y.Ö.'nün çantasında bulunduğu, böylece sanıkların askeri eşya vasfındaki malzemeleri birlik dışına çıkaramadan yakalanmış olmaları nedeniyle, birlikte askeri eşyayı çalmaya teşebbüs suçunu işledikleri, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Toplanan deliller karşısında, sanık terhisli J.Mu.Onb. Y.Ö.nün malzemeleri görev nedeniyle yanlarında bulundurduklarına ve suç kastı ile hareket etmediklerine ilişkin temyiz itirazlarında haklılık görülmemiştir.
Askeri eşyayı çalmak suçu; failin, taşınır mal niteliğindeki askeri eşya veya malzemeyi bulunduğu yerden rıza dışında alıp, faydalanmak amacıyla birlik komutanlığının egemenlik ve tasarruf alanından çıkarması ve kendi hakimiyet sahasına geçirmesi ile oluşmaktadır.
Askeri Yargıtayın uyum ve kararlılık gösteren yerleşik kararlarında; failin hırsızlığa konu eşya üzerinde serbestçe tasarruf etme olanağını elde etmesi halinde suçun tamamlanacağı; salt şüphe üzerine olsa bile suç mahallinden ayrılma imkanı bulamadan yada suç mahallinden ayrılmış olsa bile sürekli ve kesintisiz takip sonucu veya çaldıkları eşyaları kışla sınırları dışına çıkartamadan yakalanan faillerin eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalacağı kabul edildiği gibi, yine yerleşik uygulamada, askeri eşyayı çalmak suçunun maddi unsurunun, hırsızlık suçunun maddi unsurunu teşkil eden Almak olduğu, kışla hudutları dışına çıkarılması halinde yararlanılabilecek olan silah ve benzeri askeri eşyanın çalınması söz konusu ise; Almak unsurunun, eşyanın kışla dışına çıkarılmasıyla oluşabileceği, bu tür eşyanın bulunduğu yerden alınmakla birlikte kışla dışına çıkarılamadan yakalanması halinde suçun teşebbüs aşamasında kalacağı, bunun dışında, birlik içerisinde kullanımı ve tüketimi mümkün olan askeri eşyaların, failler tarafından kendi tasarruf alanına dahil edilmeleri ile suçun tamamlanmış olacağı, bir başka anlatımla; askeri eşyayı çalmak suçlarında, hırsızlık konusu silah ve benzeri askeri eşyadan ancak birliğin hakimiyet alanı olan kışla hudutlarının dışına çıkarılması halinde tam olarak istifade edilebileceğinden, hırsızlık konusu askeri eşya henüz birliğin hakimiyet alanı dışına çıkarılamamış ve tam manası ile sanığın hakimiyet alanına geçirilememiş ise, suçun tamamlanmamış olduğu kabul edilmektedir. Zira; hırsızlık suçunda suçun tamamlanması, failin malı hakimiyet sahasına sokması ve mal üzerinde serbestçe tasarruf etme imkanı kazanmasına bağlıdır.
Temyize konu olayda, sanıkların görevleri nedeniyle, kışla içinde kullanılma olanağı bulunmayan askeri eşya vasfındaki malzemeleri çaldıkları ve birlik dışına çıkaramadan yakalandıkları, açıkça anlaşıldığından, Askeri Mahkemece atılı suçlara teşebbüs halinin sübut bulduğunun kabul edilmesinde hukuki isabet görülmüştür.
Askeri Ceza Kanununun 131inci maddesinde düzenlenen suçlar bakımından biri diğerine göre daha ağır ceza öngören iki ayrı durumun varlığı kabul edilmesine rağmen; Az vahim hal kavramı tanımlanmadığı gibi, yasada bu kavramın kapsamı konusunda herhangi bir kritere de yer verilmemiştir. Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, Az vahim halin, zaman ve mekana, eylemin işleniş tarzına ve amacına, suç konusu para veya eşyanın ekonomik değerine, suçtan doğan neticenin ağırlığına veya hafifliğine göre hakim tarafından belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Askeri Yrg.Drl.Krl. 01.07.1999, 1999/170-152; As.Yrg.4üncü Dairesinin 23.06.1999, 1999/331-474 tarihli ve sayılı kararları)
Askeri eşyayı çalma suçunun niteliği itibarıyla bir Tehlike suçu değil, Mal aleyhine işlenen suçlardan olması karşısında, Vahim/az vahim hal ayırımının; suç konusu askeri eşyanın miktar ve değerinin göz önüne alınarak yapılması gerekmektedir. Bu nedenle; Askeri Mahkemece, sanıkların eylemlerinin çalınan askeri eşyanın miktarı ve niteliği gözetilerek, az vahim hal kapsamında değerlendirilmesinde de isabet bulunmaktadır.
Dairemizin 28.11.2012 tarihli ve 2012/1395-173 Esas ve Karar sayılı ara kararı ile, ASCKnın 47 ve Ek 10uncu maddelerinin askeri eşyayı çalmak suçu yönünden Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş olması nedeniyle, bu hususunun bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş, yapılan başvurumuz hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından 17.01.2013 tarihinde karar verilmesi üzerine temyiz incelemesine devam edilmiştir.
Askeri Mahkemece; sanıkların, askeri eşyayı çalmaya teşebbüs suçlarını işledikleri sabit görülerek, karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle temel cezaların alt sınırdan tayininde, teşebbüs nedeniyle azami ölçüde yasal indirimler yapılmasında, sanık J.Mu.Onb. Y.Ö. hakkında ayrıca, ASCKnın 50, 51/A maddeleri uyarınca asgari hadden yasal artırım yapılmasında, her iki sanık hakkında takdiri indirimler uygulanarak, verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların adli para cezalarına çevrilmesinde ve taksitlendirilmesinde; usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden herhangi bir isabetsizlik görülmemekle beraber;
Anayasa Mahkemesinin 23.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve tüm mahkemeler yönünden bağlayıcı hale gelmiş olan 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, ASCKnın 47nci maddesinin birinci fıkrasının 4551 sayılı Kanunun 12nci maddesi ile değiştirilen (A) bendinin birinci, ikinci cümlelerinin ve ASCKnın Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Askeri eşyayı çalmak suçu yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında; uygulamaya yönelik bu konularda, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği bulunması nedeniyle, mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy