(5237 S. K. m. 51, 62, 257) (1632 S. K. m. 144)
Askeri Mahkemece;
1) Sanık J.Kd.Bçvş. L.G.nin, 10.08.2010 tarihinde ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda; atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilerek sanığın beraatına,
2) Sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin, 10.08.2010 tarihinde ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 144üncü maddesi delaletiyle TCKnın 257/2 ve 62nci maddeleri gereğince iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCKnın 51/1inci maddesi gereğince cezasının ertelenmesine,
Karar verilmiştir.
Sanık J.Kd.Bçvş. L.G. hakkındaki beraat hükmü; Askeri Savcı tarafından, atılı suçun sübut bulduğu ileri sürerek, sanık aleyhine,
Sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T. hakkındaki mahkûmiyet hükmü; sanık tarafından sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; beraat ve mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Harekat Eğitim Kısım Komutanı olarak görevli olan sanık J.Kd.Bçvş. L.G.'nin, genel atamalar nedeniyle yeni gelecek olan personel göreve başlayıncaya kadar, 01.07.2010 tarihinden itibaren asli görevi uhdesinde kalmak üzere geçici olarak Cezaevi Jandarma Karakol Komutanı olarak görevlendirildiği,
Sanık J.Kd.Bçvş. L.G.'nin, 10.08.2010 tarihinde öğleden sonra saat 15.00 sıralarında "Bahçedeki çimlerin çok uzamış olduğunu" söyleyerek kamelyada bulunan çim biçme makinesinin çalışıp çalışmadığını diğer sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.ye sorduğu, bunun üzerine sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin makineyi kontrol etmesi için Uzm.J.III.Kad.Çvş. H.M.Ü.'yü çağırdığı ve birlikte makineyi kontrol ederek çalıştırdıkları,
Daha sonra sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin çimlerin biçilmesi için çağırdığı J.Onb. S.Y.'nin makine ile kısa bir mesafede çimleri biçtiği, ancak çim ve toz artıklarının üzerindeki üniformaya bulaşması üzerine sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin bu kez üzerinde eşofman olan mağdur J.Er O.G.'yi yanına çağırdığı ve çim biçme makinesini alarak çimleri biçmeye devam etmesini söylediği, mağdurun makine ile çimleri biçmeye başladığı, ancak kısa bir süre sonra makine tekerleğinin zemine takıldığı, mağdurun ne olduğunu anlamak için elini makinenin uç kısmına sokması üzerine, halen faal durumda olan makinedeki bıçak ile temas etmesi neticesi sağ el orta parmağının ve yüzük parmağının uç kısmının koptuğu, olay sonrasında yapılan tıbbi müdahaleyle yüzük parmağının yerine dikildiği,
Mağdurun yaralanmasına yol açan çim biçme makinesinin, belediye ile anlaşmalı olan özel bir temizlik şirketi tarafından kullanılması nedeniyle herhangi bir zimmetinin, sorumlu personelinin, kullanma emniyet ve bakım talimatının bulunmadığı, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sabit görülen olayla ilgili olarak iddianamede;
İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Harekat Eğitim Kısım Komutanı olarak görevli olan ve 01.07.2010 tarihinden itibaren, genel atamalar nedeniyle yeni gelecek olan personel göreve başlayıncaya kadar, asli görevi uhdesinde kalmak üzere, geçici olarak Cezaevi Jandarma Karakol Komutanı olarak görevlendirilen sanık J.Kd.Bçvş. L.G.nin, söz konusu çim biçme makinesinin karakol envanterinde olup olmadığını, sorumlu personelin bulunup bulunmadığını, makinenin bakımlarının yapılıp yapılmadığını sorgulamadan çimlerin biçilmesi emrini vermek suretiyle, görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği,
Yaklaşık iki yıldır Karakol Komutan Yardımcısı olarak görev yapmakta olan sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin ise, birlik envanterinde olmayan ve sorumlu personeli bulunmayan bir makineyi, daha öncesinde makinenin çalışma ve güvenlik esasları hakkında bilgi ve tecrübesi olmayan mağdurun kullanım ve kontrolüne bırakmak suretiyle, görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği iddiasıyla TCKnın 257/1inci maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonucu Askeri Mahkemece; her iki sanığın TCKnın 257/2nci maddesinde düzenlenen görevi ihmal suçuna ilişkin ek sorguları tespit edildikten sonra, sanık J.Kd.Bçvş. L.G.nin beraatına, sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin eyleminin ise, TCKnın 257/2nci maddesinde düzenlenen görevi ihmal suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TSK İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliğinde, asker kişilerin şahsi temizliğinin yanı sıra, mıntıka bölgelerinin de temizliğini yapmaları gerektiğine, mıntıka temizliğinin nöbetçi heyeti ile sıralı amir ve komutanlar tarafından kontrol edilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalar yer almaktadır.
Buna göre, sanık J.Kd.Bçvş. L.G.nin karakol bahçesindeki uzamış olan çimlerin biçilmesi yönünde emir vermesinde ve diğer sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T.nin bu emre istinaden personel görevlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu yönüyle somut olayda, mıntıka temizliği kapsamında, kamelyada bulunan ve karakol zimmetinde bulunmayan çim biçme makinesinin kullanılmasına müsaade edilerek emir verilmesinin, ayrıca çim biçme makinesinin santralde görevli olan mağdura kullandırılmasının atılı suçları oluşturup, oluşturmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Askeri Ceza Kanununun üçüncü babının Hizmet ve vazifenin ihlali başlıklı dokuzuncu faslında Umumi surette ihmal ve tekasül başlığı altında 144üncü maddede düzenlenen ve Türk Ceza Kanununa atıf suretiyle cezalandırılan ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçunun düzenlendiği TCKnın 257/2nci maddesinin metni incelendiğinde, bu suçun maddi unsurunun Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız bir menfaat sağlama olduğu görülmektedir.
Suçun oluşabilmesi için, öncelikle memurun görevine giren bir işin bulunması, bu işi memurun Kanun ya da nizam gereği yapmakla yükümlü bulunduğu bir iş olması ve görevin gereklerinin memur tarafından bilinmesi gereklidir.
Maddi unsuru oluşturan fiil, kamu görevlisinin görevinin işi kasten yapmaması veya mevzuata uygun biçimde yerine getirmemesi veya geciktirmesi, gereklerine aykırı hareket etmesidir. Maddede görev gereklerine aykırı davranışın hangi hareket veya vasıtalarla yapılacağı konusunda bir sınırlama yapılmamıştır. Görevin gerekleri, failin yürüttüğü görevle ilgili yasa, tüzük, yönetmelik, genelge ve emir ya da talimat gibi düzenleyici işlemler ile belirlenir. Fail hangi konu, ya da kamusal faaliyet alanında çalışmaktaysa o alandaki mevzuata göre görevinin gerektirdiği davranış normunu belirlemek gerekir. Görevin gereklerine aykırı davranış aynı zamanda hukuka aykırı bir davranış olmaktadır.
Ayrıca, Türk Ceza Kanununun suç tarihinde yürürlükte olan 257nci maddesinde yer alan Kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan şeklindeki ifade dikkat alındığında fiil ile netice arasında cezalandırılabilme şartı olarak illiyet bağı arandığı görülmektedir.
İlliyet bağının varlığının kabulü için, failin hareketinden bağımsız bir etkenin sonuca tek başına neden olmaması gerekir. Sonucun tamamen mağdurun veya üçüncü bir kişinin kusurlu hareketinden kaynaklanması halinde, faili bu sonuçtan sorumlu tutma olanağı bulunmamaktadır.
İlliyet (Nedensellik) bağı, hareket ile netice arasındaki maddi ve manevi bağı ifade etmektedir.
Buna göre, her somut olayda, gerçekleştirilen hareketin neticeyi meydana getirmeye elverişli olup olmadığının, normal ve olağan hayatın olağan şartlarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu değerlendirmede, hareketin yapıldığı koşullara gidilip, o andaki koşullar üçüncü kişinin bilgi ve tecrübesine göre irdelenerek, gerçekleşen hareketin söz konusu neticeyi oluşturmaya uygun olup olmadığının belirlenmesi (Objektif değerlendirme), daha sonra ise, fail göz önünde bulundurularak subjektif bakımdan bir değerlendirme yapılması, birbiriyle uyum arz etmesi durumunda illiyet bağının mevcut olduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında sanık J.Kd.Bçvş. L.G. bakımından somut olay incelendiğinde;
Sanığın, olay tarihi itibarıyla, asli görevi uhdesinde kalmak üzere geçici olarak Cezaevi Jandarma Karakol Komutanlığına vekalet etmekte olması,
Binanın çevresinde bulunan ve uzamış durumda olduğunu gördüğü çimlerin, mıntıka temizliği faaliyeti kapsamında, biçilmesi yönünde haksızlık içermeyen bir emir vermesinin olağan olması,
Bu faaliyet için Karakol Komutanlığı bahçesinde bulunan çim biçme makinesinin kullanılması ile ilgili emri verdiği esnada, hangi sorumlu ve ehil personel tarafından emrin gereğinin yerine getirileceği, karakol personeli haricindeki kişilerce mi çalıştırılması gerektiği hususunda yeterli bir bilgiye sahip olmaması ve bunun görev süresi itibarıyla makul sayılabilecek bir durum olması,
Göz önüne alındığında, meydana gelen netice ile sanığın eylemi arasında doğrudan herhangi bir sebep-sonuç ilişkisi kurulması mümkün görülmediği gibi, sanığın da suç kastı ile hareket etmediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; Askeri Mahkemece, yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre, karar yerinde gösterilen, oluşa ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle sanık hakkında beraat hükmü tesis edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, Askeri Savcının temyizinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sanık J.Astsb.Kd.Çvş. K.T. bakımından somut olay incelendiğinde;
Sanığın, mıntıka temizliği kapsamında, mağdura sadece çim biçme makinesini kullanmasını söylemesi,
Mağdurun çim biçme makinesini kullandığı sırada yanında bulunarak bizzat kendisine nezaret etmesi,
Mağdura makinenin altına elini uzatması veya kontrol etmesi yönünde bir emir vermemesine rağmen, mağdurun aniden ve sanığın müdahalesine imkan bulunmayacak bir şekilde elini makinenin altına uzatmış olması,
Sabah 09.00 itibarıyla santraldeki görevi sona eren ve istirahata çekilen mağdurun, 15.00 sıralarında karakol bahçesinde ayakta olması nedeniyle yorgun ve dikkatsiz olduğunun söylenemeyecek olması,
Mağduru görevlendirmiş olmakla birlikte, bu görevlendirmenin Karakol Komutan Vekili olarak görev yapan diğer sanığın verdiği emir doğrultusunda, onun ve diğer karakol personelinin bulunduğu ve görebileceği bir ortamda yaşanmış olması,
Bilirkişi J.Kd.Bçvş. A.A.nın yeminli mütalaasına göre, söz konusu çim biçme makinesinin karakol zimmetinde bulunmamasına rağmen, birçok askeri birliğin zimmetinde ordu malı olarak bulunması ve kullanılması (Dz.62),
Tanık Uzm.Çvş. H.M.Ü.nün yeminli beyanına göre, uzun süredir karakolda bulunan çim biçme makinesinin zaman zaman erler tarafından kullanılarak çimlerin biçtirilmiş olması (Dz.49, 94),
Bu bağlamda, mağdurdan önce makineyi kullanan Nöbetçi Onbaşı J.Onb. S.Y.'nin, sadece kıyafetleri toz olduğundan bu görevi bırakması nedeniyle, makineyi kullanmanın özel uzmanlık gerektiren bir iş olduğunun veya kullanan kişinin acemiliğinden kaynaklanan bir nedenle kendisine zarar verebileceğinin öngörülmemiş olması,
Göz önüne alındığında, çimlerin makine ile biçilmesi yönündeki emrin haksızlık içermediği ve verilen emirle mağdurun yaralanması olayı arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmadığı, ayrıca sanığın da suç kastı ile hareket etmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; sanığın sabit görülen fiili, ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturmadığından, mahkûmiyet hükmünün esas (Sübut) yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy