(353 S. K. m. 9, 12, 176) (5237 S. K. m. 206) (211 S. K. m. 6, 7)
Askeri Mahkemece; sanığın, 28.06.2012 tarihinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, atılı suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, asker kişi aleyhine işlenmemiş olması ve askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlenmemiş olması nedeniyle, yargılama yapma görevinin adliye mahkemesine ait olduğu kabul edilerek, 353 sayılı Kanunun 9 ve 176ncı maddeleri gereğince Askeri Mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleşmesini müteakip dava dosyasının Ankara Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
Hüküm; Komutan tarafından, sanığın eyleminin askerlik hizmet ve görevleri kapsamında işlenmiş olması nedeniyle, yargılamanın Askeri Mahkemede görülmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; görevsizlik kararının onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, olay tarihlerinde
Grup Komutanlığı emrinde görevli olduğu, 2010 yılında Eskişehir Askeri Hastanesinde yapılan muayenesi sonucu Sol ventrikül hipertrofisi tanısı ile üç ay hava değişimi verilmesi nedeniyle uçuşunun kapandığı,
Söz konusu rapor nedeniyle uçucu personel yıllık periyodik muayenesine gitmesine gerek bulunmayan ve bunun yerine kontrol muayenesine gitmesi gereken sanığın, 27.06.2011 tarihinde Uçucu personel yıllık periyodik muayenesine gitmek için kendisini Etimesgut Asker Hastanesine sevk ettirdiği, muayeneye gitmeden önce uçuşunun kapanmasına sebep olan raporun kaydının yapıldığı sağlık cüzdanını kaybettiğini ileri sürerek, yedek sağlık cüzdanı çıkarttığı ve işlemler sırasında bu sağlık cüzdanını kullandığı, muayene sırasında da kalp muayenesini yapan Dz.Tbp.Atğm. E.T.ye Sol ventrikül hipertrofisi tanısı konulmuş olan rahatsızlığını söylemediği,
Ayrıca muayene işlemleri tamamlandıktan sonra, muayene sonuçlarının yazılı olduğu Hava Kuvvetleri Uçucu Muayene Raporunun aslı yerine fotokopisini Sağlık Kuruluna ibraz ettiği, bu rapor üzerinden işlem yapılarak sanığın Pilotaja elverişli olduğuna karar verildiği, Sağlık Kurulu idari kısmında raporun onaya çıkarılması için yapılan işlemler sırasında Hava Kuvvetleri Uçucu Muayene Raporunun suret olduğunun belirlendiği,
Sanığın, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine göre, kontrol muayenesi yerine uçucu personel yıllık periyodik muayenesine gitmek için sevk kağıdı alması, uçuşunun kapandığına dair bilgiyi içeren sağlık cüzdanını kaybettiğini ileri sürerek, yeni çıkardığı yedek sağlık cüzdanıyla muayeneye gitmesi, kardiyoloji uzmanı tabibe rahatsızlığını belirtmemesi ve Sağlık Kurulunda uçuşunun kapandığını söylememesi suretiyle, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçunu işlediği iddia olunarak, TCKnın 206/1inci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonucu, atılı suçun askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, asker kişi aleyhine işlenmemiş olması, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlenmemiş olması nedeniyle, yargılama görevinin Askeri Mahkemeye ait olmadığı değerlendirilerek görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.
5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 15inci maddesiyle, Askeri Mahkemelerin görevlerini belirleyen Anayasanın 145inci maddesi; ..Bu mahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir... şeklinde değiştirilerek, asker kişilerin askeri mahallerde işledikleri suçlarla ilgili olarak Askeri Mahkemelerin görevinde sınırlamaya gitmiştir.
353 sayılı Kanunun Genel görev başlıklı 9uncu maddesi de Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmünü içermekte iken, Anayasa Mahkemesinin 26.06.2012 tarihli ve 28335 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 15.03.2012 tarihli ve 2011/30 ve 2012/36 E.K. sayılı kararıyla; Askeri mahallerde ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Bu değişiklik sonrasında, artık askeri kişiler tarafından, askeri mahalde işlenen, fakat; askeri suç olmayan, asker kişiye karşı işlenmemiş olan suçlarla ilgili yargılamanın Askeri Mahkemelerde görülme olanağı kalmamıştır. Ancak Askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlenmiş olan suçların halen Askeri Mahkemelerde görülmesi gerekmektedir.
Sanığın üzerine atılı olan Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçu, Askeri Ceza Kanununda yer alan suçlardan olmadığı gibi, Askeri Ceza Kanununun atıfta bulunmak suretiyle cezalandırdığı suçlar arasında da bulunmadığı, unsur ve yaptırımlarının tamamen Türk Ceza Kanununda düzenlendiği, dolayısıyla Askeri suç niteliğinde olmadığı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Ancak, sanığın, halen TSKnde görevli olması nedeniyle, atılı suçla ilgili davaya bakma görevinin Askeri Mahkemeye ait olup olmadığın belirlenebilmesi için, 353 sayılı Kanunun, Askeri Mahkemelerin genel olarak görevlerini düzenleyen 9uncu maddesinde, Askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suç şeklinde yer alan ölçüt kapsamında değerlendirme yapmak için, askerlik hizmet ve görevinin somut olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Belirtmek gerekir ki, Askerlik hizmet ve göreviyle ilgili olarak kavramı, askerlik hizmet ve görevinden daha geniş bir içeriğe sahip bulunmaktadır.
Askeri Ceza Kanununun 12nci maddesinde, hizmet; Bu kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir.,
211 sayılı TSK İç Hizmet Kanununun 6ncı maddesinde; Hizmet: Kanunlarla nizamlarda yapılması veyahut yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir tarafından yazı veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir., 7nci maddesinde ise; Vazife: Hizmetin icap ettirdiği şeyi yapmak ve menettiği şeyi yapmamaktır. şeklinde tanımlanmıştır.
Buna göre, askerlik hizmet ve görevinin, mevzuatın asker kişilere yüklediği hak ve sorumluluklara göre belirlenmesi gerekmektedir. Mevzuatın, aynı hak ve sorumlulukları asker olmayan kişilere de (Diğer kamu görevlileri gibi) yüklemesi halinde, diğer bir deyişle, aynı hizmet ve görevin asker olmayan kişilerce de yerine getirilmesinin söz konusu olduğu hallerde, asker kişiler yönünden askerlik hizmet ve görevinin bulunmadığını ileri sürmek mümkün değildir.
Zira, askerlik hizmet ve görevi tanımlanırken, doğrudan doğruya yurt savunmasının sağlanması, askeri disiplinin tesisi, askeri yarar ve gereklerin korunması gibi sınırlamaya gidilmemiş, diğer taraftan Jandarmanın görevlerinde olduğu gibi bir ayrım da yapılmamıştır.
Bu bağlamda, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Yetişmiş Uçuculara Uygulanacak Sağlık İşlemleri başlıklı 70/1-B maddesinde, Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan yetişmiş pilotların, her yıl Hava Sağlık ve Muayene Merkezlerinde periyodik kontrol muayenesine tabi tutulacakları, ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığınca yapılacak bir program dahilinde beş yıllık periyodik kontrol muayenelerinin Eskişehir Asker Hastanesi Sağlık Muayene Merkezince, fizyolojik eğitimlerinin de Eskişehirdeki Uçucu Sağlığı Araştırma ve Eğitim Merkezi Başkanlığınca yapılacağı, burada yapılan muayene ve eğitimlerini tamamlamayan uçuculara uçuş görevi verilmeyeceği belirtilmiştir.
Sağlık Komutanlığının 23.11.2011 tarihli yazısında da, TSKdaki yetişmiş pilotlarla ilgili sağlık muayenesi ve kontrol muayenesinin anılan Yönetmelik hükümleri gereğince yapılmakta olduğu bildirilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında iddia konusu olay ele alındığında; sanığın, muayenesi sırasında, geçmişteki muayene sonuçlarının yazılı olduğu sağlık cüzdanını göstereceği ve kendisine daha önceki muayenelerinde yapılan sıhhi işlem sonuçlarını ilgili hekime bildireceği yönünde yasal bir zorunluluk bulunmamakla birlikte, sanığın talebi ve amirinin sevk yazısı üzerine uçucu personel yıllık periyodik muayenesine gönderilmiş olması, düzenlenecek olan raporun doğrudan icra edeceği uçuş görevine etki edecek nitelikte belgeler olması göz önüne alındığında, sanığın muayenesine ilişkin işlemlerin, sadece kendisinin özlük haklarına ilişkin hususlar olduğunu, askerlik hizmet ve göreviyle ilgili olmadığını söylemek mümkün görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın üzerine atılı olan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçunun, askerlik hizmet ve göreviyle ilgili olarak işlenen suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden ve halen asker kişi statüsünde bulunan sanık hakkındaki davaya bakma görevinin askeri mahkemeye ait olduğu anlaşıldığından, görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy