(1632 S. K. m. 12, 30, 47, 131) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 218)
Askeri Mahkemece; sanığın, 02.06.2010 tarihinde, askeri eşyayı zimmetine geçirmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 131/1 (az vahim hal), TCKnın 50, 52 ve 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle üç bin Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın altı aylık taksitler halinde dört eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, ASCKnın 30/1-B maddesi gereğince Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkartılmasına, yasal imkansızlık nedeniyle sonuç cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, Askeri Savcı tarafından, suça konu malzemelerin, İlçe Jandarma Komutanlığı hizmet binasının inşasını yapan firmanın artan malzemeleri olduğu, hizmet binasının ve kışlanın ihtiyaç durumuna göre bakım ve onarımda kullanılmak amacıyla bulundurulduğu, envantere kayıtlı olmadığı gibi bir personelin sorumluluğunda da bulunmadığı, dolayısıyla askeri eşya olmadığı, sanığa görevi nedeniyle tevdi ve emanet de edilmediği, eylemin görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu ileri sürülerek; sanık tarafından ise, suça konu hurdaları satmadığı, M.T.nin sorumluluktan kurtulmak için kendisini suçladığı, malzemelerin Belediye arazisi içerisinde olduğu, jandarmaya ait olmadığı, envantere kayıtlı olmadığı, kendisine görevi nedeniyle teslim edilmediği, suç kastının bulunmadığı, haksız menfaat sağlamadığı, maddi durumunun iyi olmadığı ileri sürülerek ve duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki talebin reddine, hükmün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
353 sayılı Kanunun 218inci maddesi uyarınca, on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde istem üzerine veya resen, bir yıldan fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde ise, Askeri Yargıtayın lüzum görmesi üzerine, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılabileceğinin belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkındaki cezanın miktarı itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına yasal imkan bulunmadığından, sanığın bu konudaki isteminin reddine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede; hurdacılık işiyle uğraşan ve zaman zaman haber elemanı olarak da kullanılan sivil şahıs M. T.nin 01.06.2010 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığına gelerek, J.Bçvş. Y. T.ye tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili bir olay hakkında bilgi verdikten sonra hizmet binasının batısındaki 3 Numaralı Nizamiye bölgesinde bulunan hurdaları alıp alamayacağını sorduğu, Y. T.nin olumsuz yanıt vermesi üzerine ayrıldığı, 02.06.2010 tarihinde saat 02:00 sıralarında, hurdalığın da bulunduğu 3 Numaralı Nizamiye bölgesinden yaklaşan üç kişinin, Çevre Emniyet Nöbetçisi J.Er Ö. F. S.ye, Nöbetçi Astsubay olarak görevli olan sanığı sordukları, durum kendisine bildirilen sanığın 3 Numaralı Nizamiye bölgesine geldikten sonra Bunlar istihbarattan geldiler, tamam sen gidebilirsin nöbetin bitti diyerek J.Er Ö. F. S.yi gönderdiği, 1 Numaralı Nizamiye Nöbetçisi J.Er M. C. T.ye ise; Buraya bir araba gelecek onu içeri al diye talimat verdiği, saat 02:30 sıralarında bir aracın farları sönük vaziyette 1 Numaralı Nizamiye nöbet yerine bitişik olan iki numaralı bölgeden giriş yaparak 3 Numaralı Nizamiye bölgesine ilerlediği, ardından sanığın da aracın yanına gittiği, Nöbetçi Çavuş J.Er O. U.nun 1 Numaralı Nizamiye Nöbetini yeni teslim alan J.Er S. A.nın yanına gelerek Arka tarafta araba ile üç kişi var, ne olup olmadığını bilmiyorum tedbirli ol dediği, bir müddet sonra sanığın ön tarafa geldiği ve gelenlerin kim olduğunu soran S.A.ya gelenlerin istihbaratçı olduklarını söyleyip tekrar arka nizamiyeye döndüğü, yaklaşık 15-20 dakika sonra aracın farları sönük vaziyette ve 3 Numaralı Nizamiye bölgesindeki hurdalar aracın kasasına yüklenmiş bir şekilde dışarı çıktığı, Nöbetçi Çavuş O.U.nun durumu
Komutanı J.Kd.Bçvş. Y. C.ye bildirdiği, on dakika sonra Y.C. ile İdari İşler Astsubayı J.Bçvş. M. A.nın
ilçesi istikametine giden aracı takibe başladıkları, yolda
Merkez Karakol Komutanı J.Bçvş. Ş. A.yı telefonla arayıp, aracın plakasını bildirerek durdurulması istedikleri,
ilçesinin girişinde
plakalı BMC Leyland marka beyaz kamyonetin durdurulduğu, yapılan kontrolde araçta sivil şahıs M. T.nin olduğunun, kasasında ise;
Komutanlığı bahçesinde duran 7,10 metre uzunluğunda beş adet köşebent demir, 8 metre uzunluğunda bir adet sokak lambası direği, 7 metre uzunluğunda iki adet demir su tesisatı borusu, 5,50 metre uzunluğunda bir adet demir sokak lambası direği, 5 metre uzunluğunda bir adet demir su tesisatı borusu, 7 metre uzunluğunda iki adet birbirine kaynaklı 6 santimetre çaplı demir boru, 4 metrelik bir adet demir su tesisatı borusu, 3,20 metre uzunluğunda bir adet demir profil merdiven, 3,20 metre uzunluğunda sekiz adet muhtelif demir parçası, altı adet muhtelif çap ve ebatlarda inşaat demiri, dört adet muhtelif ebatlarda küçük demir parçaları, bir adet sac soba altlığı, altı adet plastik ekmek kasası, bir adet 50x50 santimetre ebadında metal ve plastikten oluşan jandarma tanıtım panosu ve bir adet inşaat küreğinin bulunduğunun tespit edildiği, sorulduğunda M. T.nin bu malzemeleri
Komutanlığından aldığını, karşılığında sanığa 60 TL verdiğini beyan ettiği, Nöbetçi Astsubay olarak görevli ve bu görevi nedeniyle birlik içerisinde bulunan tüm askeri eşyaların muhafaza ve denetim sorumluluğu üzerinde olan sanığın, sorumluluğu altındaki hurda eşyayı, sivil şahıs M.T.ye 60 TL karşılığında satmak suretiyle temellük kastı ile hareket ederek atılı suçu işlediği kabul edilip cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu hurda malzemelerin, 2008 yılında İlçe Jandarma Komutanlığı hizmet binasını inşa eden müteahhit firmanın malzemelerinden artan, envanter kaydı olmayan, hizmet binasının ve kışlanın ihtiyaç durumuna göre bakım ve onarımda kullanılmak amacıyla bulundurulan malzemeler olduğu, kovuşturma aşamasında dinlenilen bilirkişinin mütalaa ve raporuna nazaran, bu malzemelerin askeri eşya niteliğinde olmamakla birlikte, 3212 sayılı Kanun ile, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin esasları düzenleyen Bakanlar Kurulunun 86/11035 sayılı Kararı, Silahlı Kuvvetler İhtiyaç Fazlası Mal ve Hizmetlerin Satış, Hibe, Devir ve Elden Çıkarılmasına Ait Yönerge (MSY:310-6) ve JGY 59-2 Taşınır Mal Yönergesi hükümleri dikkate alındığında, suça konu olan ve İlçe Jandarma Komutanlığı içerisinde bulunan hurda malzemenin satma ve satın alma usulleri konusunda Makine Kimya Endüstrisi Ana Statüsü Hükümlerinin uygulanacağı, hurda durumunda olup ekonomik değeri de mevcut olan bahse konu malların JGY 59-2 Taşınır Mal Yönergesi uyarınca MKE Kurumuna teslim edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Kamu görevlisinin kendisine tevdi olunan veya vazife dolayısıyla muhafaza, murakabe veya mesuliyeti altında bulunan paraları, taşınır malları kendisi ya da başkası lehine mal edinmesi zimmet suçunu oluşturmaktadır. Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya eşyanın zilyetliğinin kamu görevlisine devredilmiş olması veya kamu görevlisinin bu para veya mal üzerinde görevinden kaynaklanan koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunması gerektiğinden, faillerin mallar üzerinde göreve dayalı hukuki zilyetliği zimmet suçunun öncelikli şartıdır. Zimmet suçu açısından kamu görevlisinin mal edindiği para veya eşyayı maddeten elinde bulundurması şart olmayıp, onlar üzerinde tasarrufa yetkili olması, yani hukuken zilyet olması yeterlidir. Zimmete geçirilen şeylerin devlete ait olması şart değildir. Bu suçla korunmak istenen, kamu görevlisinin dürüstlüğüne ilişkin kamu menfaatidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda temyiz konusu olay irdelendiğinde; sanığın olay tarihinde Nöbetçi Astsubay olarak görevli olması nedeniyle, ASCKnın 12nci maddesi kapsamında askeri hizmet ifa ettiği açıktır. Dosyada mevcut Nöbetçi Astsubay Çizelgesi ve Görev Talimatında, diğer görevlerinin yanında sanığın, İç Hizmet Yönetmeliğinin 400üncü maddesinde de belirtildiği üzere, Eşya ve malzemelerin yerli yerinde, düzenli, tertipli ve temiz bir halde bulundurulmasını sağlamak ile görevli olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda; Nöbetçi Astsubay Görev Talimatı ile belirlenen statüsü gereğince, İlçe Jandarma Komutanlığında mevcut diğer malzemeler gibi, dava konusu hurda malzemeler ile sanık arasında denetim ve gözetim sorumluluğundan kaynaklanan hukuki bir zilyetlik ilişkisi bulunmaktadır.
Bu itibarla; sanığın Nöbetçi Astsubay olarak ifa ettiği askeri hizmet nedeniyle, hukuken zilyetliğini üstlendiği İlçe Jandarma Komutanlığı sınırları içerisindeki 3 Numaralı Nizamiye bölgesinde bulunan hurda malzemeleri, temellük kastıyla hareket ederek, sivil şahıs M.T.ye satmak suretiyle zimmet suçunu işlediği anlaşılmakta olduğundan, Askeri Savcının suç vasfına, sanığın ise sübuta yönelik temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
Mal Saymanlığı Ana Malzeme ve Kitle Saha Sorumlusu olan sanığın, fiilen kontrolü ve denetimi altında bulunan Kitle Sahasındaki envantere kayıtlı olmayan askeri malzemeleri satarak para temin etmek maksadıyla birlik hudutları dışına çıkarmasının zimmet suçunu oluşturduğuna dair Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 04.11.2004 tarihli, 2004/159-145;
Mutfak Nöbetçi Astsubayı olan sanığın, görevi gereği mutfağın işletilmesi ve emniyetinden sorumlu olması ve hangi nedenle olursa olsun mutfakta bulunan malzemeyi de koruması gerektiğinden, kendisine bizzat teslim edilmese de mutfakta artan malzemeleri kışla dışına çıkarmasının zimmet suçunu oluşturduğuna dair Dairemizin 21.06.1995 tarihli, 1995/361-360;
Alay Nöbetçi Subayı olan sanık ile erbaş ve erlere yedirilmek üzere tahsis edilen gıda malzemeleri arasında hukuki zilyetlik ilişkisinin bulunduğuna ve sanığın temellük kastıyla hareket ederek bu malzemeleri mal edinmesinin, görevi kötüye kullanmak suçunu değil zimmet suçunu oluşturduğuna dair Dairemizin 17.03.2010 tarihli, 2010/728-712;
Zimmet suçunun teşekkülü için sanığın bizzat mala vazülyet olmasının şart olmayıp silah ve mühimmat deposunun ve içindeki malzemenin nöbetçi olan sanığa muhafaza ve emniyet bakımından tevdi ve emanet edilmesinin kafi olduğuna dair Askeri Yargıtay 5inci Dairesinin 20.04.1983 gün ve 1983/300-277;
Nöbetçi olması nedeniyle bütün araç, gereç ve malzemenin sorumlusu olan Nöbetçi Subayı sanığın, P-10 Kurtarma aracından benzin alıp kendi özel otosuna koyarken yakalanmasının zimmete teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin 28.11.1989 tarihli, 1989/469-457;
Birlik envanterinde yer almasa da bataryanın kullanımına fiilen tahsis edilen televizyonun, Batarya Komutanı olan sanığın hukuki zilyetliğinde bulunduğuna ve sanığın anılan televizyonu evine götürüp kullanmasının zimmet suçunu oluşturduğuna dair Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 15.01.2003 tarihli, 2003/3-27;
Esas ve Karar sayılı kararlarında da aynı görüşler yer almaktadır.
Askeri Mahkemece; sanık hakkında, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan cezalandırılmasına dair hüküm kurulurken, ASCKnın 47/1-A ve Ek 10uncu maddelerindeki yasal engeller nedeniyle, hapis cezasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiş ise de;
23.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 47/1-A madde, fıkra ve bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında; uygulamaya yönelik bu konularda, yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekli görüldüğünden, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy