(5271 S. K. m. 216, 222) (353 S. K. m. 207) (1632 S. K. m. 85, 91) (5237 S. K. m. 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 23.10.2011 tarihinde;
1) Üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 91/1'inci maddesinin az vahim hal cümlesi ile TCKnın 62/1'inci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2) Üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 85/1'inci maddesinin ilk cümlesi ve TCKnın 62/1'inci maddesi uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Karar verilmiştir.
Hükümler; sanık tarafından, esasa yönelik sebeplerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlerin uygulama yönünden bozulmaları gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Mağdur sanık P.Çvş. İ. K.nin sanığa karşı işlediği kabul edilen asta müessir fiil suçuyla ilgili mahkumiyet hükmü, temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, inceleme dışında tutulmuştur.
Yapılan incelemede; sanığın, 23.10.2011 tarihinde bir mesele yüzünden tartıştığı mağdur sanık P.Çvş. İ. K.yi yakasından tutup, ittirmek, vurmak ve beline tekme atmak suretiyle üste fiilen taarruz, yine, bu kişiye karşı
senin ananı si
ceğim, o
çocuğu demek suretiyle de üste hakaret, suçlarını işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Her iki sanıkla ilgili davanın ilk duruşmasının yüzlerine karşı 06.02.2012 tarihinde yapıldığı, sanıkların sorgularının tespiti ve tanıkların dinlenilme işlemlerinin tamamlanmasının ardından, duruşmaya katılan sanıkların duruşmalardan bağışık tutulma yönünden talepte bulundukları, aynı celse alınan ara kararla her iki sanığın duruşmalardan bağışık tutulmalarına, dava dosyasının karar için tetkike alınmasına ve duruşmanın 13.02.2012 gününe bırakılmasına karar verildiği, sanıkların yokluklarında icra edilen 13.02.2012 tarihli ikinci duruşmada ise, dava dosyasında yer alan belgelerin okunmasının ve soruşturmanın genişletilmesini gerektiren bir talep veya husus bulunmadığının tespitinin ardından, duruşmaya katılan Askeri Savcının her iki sanıkla ilgili olarak esas hakkındaki mütalaasını bildirdiği ve akabinde, Sanığın esas hakkındaki savunması ve son sözü yerine geçmek üzere dosyada bulunan tüm ifadesi ayrı ayrı okundu şeklinde duruşma zaptına geçen usulü işlemin ardından, duruşmaya son verilerek, hükümlerin tefhim edildiği anlaşılmaktadır.
CMKnın Duruşma tutanağının ispat gücü başlığını taşıyan 222nci maddesinin açık hükmü karşısında, duruşmanın kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun biçimde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi konusunda ancak duruşma tutanağında yazılı olan içeriğe itibar edilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu dava dosyasında, bağışık tutulmalarını istemeleri sebebiyle, duruşmaya katılmayan her iki sanığın, savunma ve son sözleri yerine geçmek üzere, dosyada yer alan tüm beyanlarının ayrı ayrı okunması gerekirken, isim ve soyadı belirtilmeyen ve bu yönüyle hangisi olduğu belirlenemeyen tek bir sanık yönünden bu işlemin yapılarak, mahkumiyet kararı verilmesinin, CMKnın 216 ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine aykırı düştüğü sonucuna varılmış ve mahkumiyet hükümlerinin usule aykırılık sebebiyle ayrı ayrı bozulmalarına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy