(5237 S. K. m. 29, 50, 52, 62) (1632 S. K. m. 85, 130) (AYDK 18.10.2007 T. 2007/94 E. 2007/108 K.) (AYDK 26.04.2001 T. 2001/44 E. 2001/43 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın;
1) 17.10.2010 tarihinde P.Uzm.Çvş. M. E.ye karşı üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 85/1 (birinci cümle), TCKnın 29, 62, 50 ve 52nci maddeleri gereğince 360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
2) 27.10.2010 tarihinde P.Alb. İ. Ö.ye karşı amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 85/1 (birinci cümle), TCKnın 62, 50 ve 52nci maddeleri gereğince 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
3) 27.10.2010 tarihinde askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCKnın 130/1 ve TCKnın 62nci maddeleri gereğince iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezalarının, sanığın pişmanlığı ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak, TCKnın 50/1-b maddesi gereğince kamunun uğradığı 31,92 TL zararın tazmin edilmesi suretiyle tamamen giderilmesi tedbirine çevrilmesine;
Karar verilmiştir.
Hükümler; sanık tarafından, sebep gösterilmeksizin, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; üste hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına, amire hakaret ve askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin ise ayrı ayrı onanmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
1) Üste hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün değerlendirilmesi:
Yapılan incelemede, sanığın,
Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğünde tutuklu bulunduğu sırada olay günü olan 17.10.2010 tarihinde pansumanının geciktiğini gardiyanların, P.Uzm.Çvş. M. E.ye iletmelerini söylediği, P.Uzm.Çvş. M.E.nin gelmemiş olmasına sinirlenen ve pansuman için bekleyen sanığın bağırmaya başladığı, bir süre sonra gelen P.Uzm.Çvş. M. E.nin bağıran ve pansuman beklemekte olan sanığa, Ne bağırıyorsun lan. dediği, bunun üzerine sanığın sinirlenerek, Ne kadar lan varsa a..na koyayım. dediği, bunun üzerine, mağdurun sanığa, Ben de senin a..na koyayım. dediği ve pansumanı yapmadan idari kısma geri döndüğü, bunun üzerine, sanığın tellere tırmanıp diğer tarafa geçtiği sırada askerler tarafından tutulduğu, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Asker kişilerin üstlerine veya amirlerine karşı işledikleri hakaret suçları, ASCKnın 85inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, suçun basit halini düzenleyip yaptırım altına alırken; ikinci cümlesi, hakaretin Hizmet esnasında veya Hizmete müteallik bir muameleden dolayı işlenmesi, yani nitelikli halini düzenlemektedir. Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; üstü konumundaki mağdurun rütbe ve makamını aşağılayıcı, onurunu kırıcı, küçük düşürücü, şeref ve haysiyetine tecavüz edici nitelikte olduğu kabul edilen sözlerin hakaret suçunu oluşturduğunda kuşku bulunmamaktadır (Benzer olaylarla ilgili olarak verilen, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 18.10.2007 tarihli, 2007/94-108 Esas ve Karar sayılı, 26.04.2001 tarihli, 2001/44-43 Esas ve Karar sayılı ve 21.04.1994 tarihli, 1994/48-48 Esas ve Karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır.).
Yargılama sırasında dinlenen tanıklar R.B., E. D. ve mağdur M.E.nin beyanları ile sanığın ikrarından, üstü durumundaki P.Uzm.Çvş. M. E.ye Ne kadar lan varsa a..na koyayım. dediği anlaşılan sanığın sarf ettiği bu sözlerin üst durumundaki mağdurun bireysel onurunu ve askerlik mesleğinin itibarı, vakar ve haysiyetini zedeleyebilecek nitelikte olduğu ve mağduru toplum içerisinde küçük düşürme olasılığı yaratabilecek içerik ve yoğunluğa sahip olduğu, sanığın bu sözleri söylemek suretiyle üste hakaret suçunun maddi unsurunu, bu sözleri bilerek ve isteyerek söylemek suretiyle üste hakaret suçunun manevi unsurunu gerçekleştirdiği dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı üste hakaret suçu ile ilgili eylemin sübutunda ve nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu itibarla, yargılama sırasında dinlenen bilirkişi vasıtasıyla sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu ve askerliğe elverişsizlik halinin belirlenmesi için adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı belirlendikten sonra, Askeri Mahkemece; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, eyleminin birinci cümle kapsamında kabul edilerek, temel cezanın alt sınırdan verilmesi, sanığın cezasından haksız tahrik hükümlerine göre indirim ve takdiri indirim yapılması, yasal imkansızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden herhangi bir isabetsizlik ve hukuka aykırılık bulunmadığından, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Ancak, hükümde, sanığa ASCKnın 85/1 (birinci cümle), TCKnın 29, 62, 50 ve 52nci maddeleri gereğince verilen 18 gün hapis cezasının, günlüğü 20 TLden adli para cezasına çevrilerek yazıyla doğru şekilde üç yüz altmış TL olarak, rakamla ise 500 TL şeklinde yazıldığı görülmektedir. Yazı ve rakam arasındaki kabule uygun düşmeyen bu farklılık nedeniyle hükmün bozulmasına, ancak maddi hatanın yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle, 353 sayılı Kanunun 220/2-D maddesi gereğince, rakamla (500-TL) olarak belirtilen ceza miktarının (360-TL) şeklinde düzeltilerek, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2) Amire hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün değerlendirilmesi:
Yapılan incelemede, sanığın 27.10.2010 tarihinde avluda bulunduğu sırada kırdığı camın fotoğrafını çekmek üzere elinde fotoğraf makinesi ile koğuşa giden görevliyi görüp sinirlenerek, Zaten ne kırdığımı herkes biliyor. Ne diye fotoğraf çekiyorsunuz! ve Bunu da çekin o zaman. diyerek yanında bulunan nöbet kulübesinin camına da tekme atıp kırdığı, idare binasına girerken sinirli şekilde,
Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürü P.Alb. İ. E.yi kastederek, Birazdan albayı s...ceğim, Onun da fotoğrafını çekersiniz. dediği, bu sözleri söylerken P.Kd.Bçvş. N. S.nin sanığın ağzını kapatmaya çalıştığı, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında dinlenen tanık N. S.nin beyanlarından, sanığın amiri durumundaki P.Alb. İ. E.'yi kastederek, Birazdan albayı s...ceğim, onun da fotoğrafını çekersiniz. dediği, bu sözlerin amir durumundaki mağdurun bireysel onurunu ve askerlik mesleğinin itibarı, vakar ve haysiyetini zedeleyebilecek nitelikte olduğu ve mağduru toplum içerisinde küçük düşürme olasılığı yaratabilecek içerik ve yoğunluğa sahip olduğu, sanığın bu nitelikteki sözleri söylemek suretiyle amire hakaret suçunun maddi unsurunu, bu sözleri bilerek ve isteyerek söylemek suretiyle amire hakaret suçunun manevi unsurunu gerçekleştirdiği dikkate alındığında, atılı amire hakaret suçu ile ilgili eylemin sübutunda ve nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, eyleminin birinci cümle kapsamında kabul edilerek, temel cezanın alt sınırdan verilmesi, cezasından takdiri indirim yapılması, yasal imkansızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden herhangi bir isabetsizlik ve hukuka aykırılık bulunmadığından, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
3) Askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün değerlendirilmesi:
Yapılan incelemede, sanığın olay günü olan 27.10.2010 tarihinde,
Askeri Ceza ve Tutukevi koğuşunda bulunan pencere camını kırdığı, taşkınlık yapmaya başlaması nedeniyle P.Uzm.Çvş. H. A.nın olay yerine gelerek kendisine müdahale ettiği ve sakinleşmesi için dışarı çıkarttığı, dışarı çıkarken yine başka bir koğuş camını kırdığı, P.Kd.Bçvş. N. S. ile gardiyan P.Er A. C. tarafından idare binasına götürülürken, avluda bulunduğu sırada kırdığı camın fotoğrafını çekmek üzere elinde fotoğraf makinesi ile koğuşa giden görevliyi görüp sinirlenerek, Zaten ne kırdığımı herkes biliyor. Ne diye fotoğraf çekiyorsunuz! ve Bunu da çekin o zaman. deyip, yanında bulunan nöbet kulübesinin camına da tekme atıp kırdığı, idare binası içindeyken taşkınlığa devam edip duvarda bulunan panonun camını yumrukla vurarak kırdığı, kırılan tüm camlar nedeniyle 31,93 TL Hazine zararının oluştuğu, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan temel cezanın alt sınırdan verilmesi, cezasından takdiri indirim yapılması, yasal imkansızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, takdiren cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilerek, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden herhangi bir isabetsizlik ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Türk Borçlar Kanununun 49uncu maddesi gereğince, gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar veren kişinin o zararı tazmin etmesi mecburdur ve zarar gören kişinin, o zararın tazmini için ilgili hukuk mahkemesinde dava açma hakkı bulunmaktadır.
353 sayılı Kanunun 16ncı maddesine göre, suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarının kamu davaları ile birlikte askeri mahkemelerde görülmesi mümkün olduğu gibi, ASCKnın 130/3üncü maddesine göre kaybedilen, kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip edilen veya harap olmasına sebebiyet verilen eşyanın ödettirilmesine ayrıca hükmolunur. Bu maddelere göre, askeri savcıların Hazineye ilişkin zararları tespit ederek ve iddianameye yazarak askeri mahkemelerde kovuşturma ve dava etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ceza davası yanında açılan istirdat ve tazmine ilişkin hukuk davalarına ilişkin yargılamanın özel hukuka ilişkin yasal düzenlemelere göre yürütülmesi gerekmektedir.
Sanığın eylemi neticesinde oluşan 31,93 TL tutarındaki Hazine zararının sanıktan tazmin edilmesi için sanık hakkında, ceza davasının yanında, tazminat davasının açılmış olması ve sanık hakkındaki ceza davasının mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması halinde, tazminat davasının sonucu olarak Hazine zararının sanıktan aynen tazmin edilecek olması birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hile getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi yaptırımına çevrilmesi hukuka aykırı bulunmaktadır (Benzer olaylara ilgili olarak verilen, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 10.02.2011 tarihli, 2011/11-11 Esas ve Karar sayılı; 3üncü Dairesinin 25.09.2007 tarihli, 2007/1880-2018 Esas ve Karar sayılı; 4üncü Dairesinin 19.02.2008 tarihli, 2008/284-282 Esas ve Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.).
Ancak, temel cezanın alt sınırdan tayin edilmesi ve cezadan takdiri indirim yapılmasından sonra kısa süreli hapis cezasının sanığın en lehine olan kamunun uğradığı zararın aynen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesi, sanık aleyhine temyize gelinmemesi ve Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 05.03.2004 tarihli, 2004/1-1 Esas ve Karar sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, bu hukuka aykırılığın tek başına bozmayı gerektirmediği kabul edilmiş, hükmün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy