(1632 S. K. m. 91) (5237 S. K. m. 3, 61, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 24.09.2010 tarihinde katılan Hv.Tbp.Yb. S. İ.ye karşı üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 91/1'inci maddesinin az vahim hal cümlesi ile TCKnın 62/1'inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; Askeri Savcı tarafından, sabit görülen eylemin, tehlikeli aletle üste fiilen taarruz suçunu oluşturduğu ileri sürülerek, sanık tarafından ise sebep gösterilmeden temyiz etmiştir.
Tebliğnamede; eylemin sübut bulan işleniş biçimi karşısında, sanık hakkında alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ve hükmün cezanın tayinindeki hata sebebiyle bozulması gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 24.09.2010 tarihinde muayene amacıyla gittiği
Asker Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde katılan Hv.Tbp.Yb. S. İ. tarafından muayene edilmesini müteakip, kendisine istirahat verilmediğini öğrenmesi üzerine, eline geçirdiği kalemle odasında çalışmakta olan katılana saldırdığı, kendisini korumak isteyen katılan ile sanık arasında bir boğuşma yaşandığı ve odaya giren diğer askeri personelin sanığa müdahalesiyle son bulan olay sebebiyle, katılanın dudağında sıyrık ve sol el dördüncü parmağında iki ay süreyle istirahatını gerektirir biçimde kırılma meydana geldiği sübuta ermiş bulunmaktadır.
Eylemde kullanılan kalemin dava dosyasında delil olarak muhafaza edilmemesi ve saldırı anında ne şekilde kullanıldığının, keza, kesici, delici veya yaralayıcı mahiyette olup olmadığının net bir biçimde tespit edilememesi sebebiyle, bu konuda ortaya çıkan şüphenin sanık lehine yorumlanarak, sanığın ASCKnın 91/1inci maddesi gereğince cezalandırması yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Askeri Savcının konuya ilişkin temyiz sebebi kabule değer görülmemiştir.
5237 sayılı TCK'nın 61inci maddesinin birinci fıkrasında temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken hususlar; "suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik şeklinde düzenlenmiş, Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi başlıklı üçüncü maddesinin birinci fıkrasındaki; suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur biçimindeki hüküm ile işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbiri arasında orantı bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hakime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir.
Ancak, hakimin cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, bu düzenlemelere uygun olarak, suçun işleniş biçimi, suç işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile dosya içeriğine yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır.
Bu açıklamalar doğrultusunda;
Sanığın üste fiilen taarruz teşkil eden eyleminin, katılanın tabiplik hizmetine devam ettiği bir sırada ve tamamıyla tıbbi mevzuata uygun bir biçimde icra ettiği mesleki faaliyetine duyulan haksız ve yersiz bir tepkiden kaynaklanan sebeplerle işlenmesi, keza, sanığın eylemi sonucunda, katılanın dudağında sıyrık ve sol el parmağında iki ay süreyle istirahatını gerektirir şekilde kırılma meydana gelmesi, yine, sağlık hizmetleri sunan bir hastanede işlenen eyleme pek çok kişinin şahit olması nedeniyle, gerek askeri disiplinin gerekse katılanın mesleki onurunun ağır bir biçimde ihlal edilmesi gözetilerek, sabit görülen eyleme TCKnın 3/1 ve 61/1'inci maddeleri gereğince alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerekirken, eylemin kendisine özgü işleniş biçimine ve Kanun'un yukarıda açıklanan kriterlerine uygun düşmeyen birtakım gerekçelere yer verilmek suretiyle asgari hadden ceza tertibinde isabet görülmemiş ve hükmün temel cezanın takdir ve tayinindeki isabetsizlik sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy