(1632 S. K. m. 47, 49, 66, Ek m. 8, 10) (5237 S. K. m. 7, 50, 52, 62) (765 S. K. m. 102, 104) (1111 S. K. m. 2) (353 S. K. m. 220)
Askeri Mahkemece; hükümlü hakkında Askeri Mahkemenin 24.01.2007 tarihli, 2007/71-29 Esas ve Karar sayılı hükmü ile 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasında ve 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasında işlediği iki ayrı firar suçundan dolayı ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle tesis edilip kesinleşen iki ayrı on aylık hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen on aylık hapis cezasının TCKnın 50 ve 52nci maddeleri gereğince beher günü on bin eski Türk Lirası üzerinden hesap edilmek suretiyle adli para cezasına çevrilerek hükümlünün üç milyon eski Türk Lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen on aylık hapis cezasının da TCKnın 50 ve 52nci maddeleri gereğince beher günü on bir Türk Lirası üzerinden hesap edilmek suretiyle adli para cezasına çevrilerek hükümlünün üç bin üç yüz Türk Lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hükümler, hükümlü tarafından, cezaların infaz edildiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasındaki firar suçundan tesis edilen hükmün zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bozulmasına ve 353 sayılı Kanunun 220/C maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine, 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasındaki firar suçundan tesis edilen hükmün ise uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.01.2007 tarihli, 2007/71-29 Esas ve Karar sayılı hükmü ile; hükümlünün, 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasında ve 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62nci maddeleri uygulanmak suretiyle ayrı ayrı on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin; Dairemizin 10.06.2009 tarihli, 2009/1217-1214 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiği,
İnfaz aşamasında, Anayasa Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 49/1-A madde, fıkra ve bendinin ... fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin ...bitmesinden itibaren işlemeye başlar. bölümünün, firar suçu yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, yine Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla da; ASCKnın 47/1-A madde, fıkra ve bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasının ... kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
bölümünün ve Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında, Askeri Savcılığın talebi üzerine; duruşma açılmak suretiyle yapılan lehe kanun uyarlamasına dair yargılama sonucunda temyize konu hükümlerin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
1) 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasındaki firar suçu yönünden değerlendirme:
Yapılan incelemede; hükümlü hakkında, 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasında işlediği firar suçu ile ilgili olarak, 26.02.2002 tarihinde, 4616 sayılı Kanunun 1/4üncü maddesi gereğince kamu davası açılmasının ertelenmesine karar verildiği, ancak deneme süresi içinde suç işlemesi üzerine 07.02.2006 tarihinde iddianame düzenlendiği, 24.05.2006 tarihinde sorgusunun tespit edildiği, 24.01.2007 tarihinde mahkumiyet kararı verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine,
Dairemizin 10.06.2009 tarihli, 2009/1217-1214 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu yargılama safahatına göre, hükümlünün işlediği firar suçunun düzenlendiği ASCKnın 66/1inci maddesinde öngörülen hapis cezasının üst sınırı üç yıl olduğundan, suç tarihlerinde yürürlükte olan ve zamanaşımı konusunda, 5237 sayılı TCKya nazaran daha lehe hükümler içeren 765 sayılı TCKnın 102/4 ve 104/2nci maddelerine nazaran, yedi yıl altı aylık dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, ancak firar fiilleri hakkında dava müruru zamanının, bütün askeri mükellefiyetlerin bitmesinden itibaren işlemeye başlayacağına dair ASCKnın 49/1-A maddesindeki ayrıksı hüküm nedeniyle, firar suçları hakkında dava zamanaşımı, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2nci maddesinde belirtildiği üzere, ilgilinin 41 yaşına girdiği Ocak ayının birinci gününden itibaren işlemeye başladığından ve sanığın da 1981 doğumlu olması nedeniyle, hükmün verildiği ve kesinleştiği tarihlerde zamanaşımı sürelerinin dolması bir yana işlemeye dahi başlamadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, Anayasa Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 49/1-A madde, fıkra ve bendinin ... fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin ...bitmesinden itibaren işlemeye başlar. bölümünün, firar suçu yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi nedeniyle, firar suçu yönünden TCKnın zamanaşımı konusundaki genel hükümlerinden ayrılmayı gerektiren istisnai durum ortadan kalkmış ve bu suçlarla ilgili olarak dava zamanaşımının, temadinin kesintiye uğradığı tarihten itibaren hesaplanması gerekli hile geldiğinden, hükümlü hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkumiyet kararı ile ilgili olarak lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, temyize konu olay incelendiğinde; temadinin kesintiye uğradığı tarihten itibaren hesaplanması gereken dava zamanaşımı süresinin, Dairemizce hükmün onanmasına karar verilmesinden ve hatta hükümlü hakkında kamu davası açılmasından önce, 20.04.2003 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, hükümlü hakkında, 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasında işlediği firar suçu ile ilgili olarak, tesis edilen mahkumiyet hükmünün zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bozulmasına, bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/C maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
2) 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasındaki firar suçu yönünden değerlendirme:
Dosyanın incelenmesinde, hükümlü hakkında,20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasında ve 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, ayrı ayrı on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Askeri Mahkemenin 24.01.2007 tarihli, 2007/71-29 Esas ve Karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin, Dairemizin
10.06.2009 tarihli, 2009/1217-1214 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilip kesinleşmesinden sonra, hükümlünün 18.11.2010 tarihinde ele geçirilerek, hükümde yazılı toplam yirmi ay hapis cezasının infazı için 19.11.2010 tarihinde
E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna kapatıldığı,
Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2010 tarihli müddetnamesinde, temadisi 20.04.1998 tarihinde sona eren suçtan verilen on ay hapis cezasının 4616 sayılı Kanuna tabi olması nedeniyle, on ay hapis cezasının bihakkın tahliye tarihine eklendiğinin belirtildiği ve
Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2010 tarihli, 2010/392 Değişik İş Nu.lı kararı ile hükümlünün, nezarette, yolda ve tutuklulukta geçirdiği süreler de dikkate alınarak, bihakkın tahliye tarihinin 25.04.2012 tarihi olduğu belirtilip 01.01.2011 tarihi itibariyle koşullu salıverilmesine karar verilmesi üzerine hükümde belirtilen cezanın infaz edildiği belirtilerek infaz evrakının Askeri Savcılığa iade edildiği, Askeri Savcılık tarafından, hükmün infazının tamamlanmadığı belirtilerek, hükümlünün yeniden aranmasına başlandığı,
Anayasa Mahkemesinin 11.04.2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 49/1-A madde, fıkra ve bendinin ... fiilleri hakkında dava müruru zamanı, bütün askeri mükellefiyetlerin ...bitmesinden itibaren işlemeye başlar. bölümünün, firar suçu yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, Askeri Savcılığın talebi üzerine Askeri Mahkemenin
05.11.2012 tarihli, 2004/1120 Esas ve 2012/212 Müt. Karar sayılı Duruşmasız İşlere Dair Karar ile hükümlü hakkında 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasındaki firar suçundan verilip kesinleşen on ay hapis cezasını havi hükmün infazının durdurulmasına karar verildiği,
Yine Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla da; ASCKnın 47/1-A madde, fıkra ve bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasının ... kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
bölümünün ve Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, Askeri Savcılığın 18.01.2013 tarihli yazısı ile,
gerektiğinde duruşma açılmak suretiyle lehe kanun hükümlerinin uygulanması, hükümlünün mağduriyetine neden olunmaması için öncelikle infazın durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, Askeri Mahkemenin 22.01.2013 tarihli, 2007/71 Esas ve 2013/261 Müt. Karar sayılı Duruşmasız İşlere Dair Karar ile hükümlü hakkında 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasındaki firar suçundan verilip kesinleşen on ay hapis cezasını havi hükmün infazının durdurulmasına karar verildiği,
Daha sonra da, duruşma açılıp taraf teşkili sağlanarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda, Askeri Savcının talebine uygun olarak, temyize konu olan uyarlama mahkumiyet hükmünün tesis edildiği, hükümlü tarafından ise, belirtilen cezanın infaz edildiği belirtilerek temyize gelindiği anlaşılmaktadır.
TCKnın 7/2nci maddesi, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağını ve infaz edileceğini öngörmekle birlikte, bu uygulamanın ön koşulunu infazın tamamlanmamış olması oluşturmaktadır. İnfazı tamamlanmış hükümlerle ilgili olarak ancak hukuki yarar varsa lehe olan hükmün belirlenmesine yönelik olarak uyarlama yargılaması yapılabilir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, hükümlü hakkında, 20.06.1995-20.04.1998 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen mahkumiyet hükmünün zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi karşısında, 28.04.2002-26.05.2004 tarihleri arasındaki firar suçundan verilip kesinleşen on ay hapis cezasının,
Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2010 tarihli, 2010/392 Değişik İş Nu.lı kararı ile hükümlünün bihakkın tahliye tarihinin 25.04.2012 tarihi olduğu belirtilip 01.01.2011 tarihi itibariyle koşullu salıverilmesine karar verilmesi ile infaz edildiği, Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı iptal kararının ise, hükmün infazının tamamlanmasından sonra yürürlüğe girdiği nazara alındığında, Askeri Savcılığın uyarlama yargılaması yapılması yönündeki talebinin, dolayısıyla da uyarlama davasının reddine karar verilerek, Askeri Savcı ile hükümlü arasında oluşan hukuki uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, uyarlama davasının kabulü ile hükümlünün yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan, uyarlamaya ilişkin mahkumiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy