(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 141) (353 S. K. m. 176) (1632 S. K. m. 66)
Sanığın, 13.08.2011-26.09.2011 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının sürdürülen yargılaması sonucunda; sanığın suç tarihlerinde asker kişi statüsü taşımadığı gerekçesiyle Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir.
Hüküm; Komutan adına Adli Müşavir tarafından, sanık hakkında beraat yerine görevsizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı düştüğü belirtilerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün bozulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın 06.08.2011 tarihinde yedi gün süreyle dağıtım iznine gönderildiği, 13.08.2011 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 26.09.2011 tarihinde yakalandığı, ancak, Elazığ Asker Hastanesinin 08.10.2013 tarihli, 9 sayılı Ek Sağlık Kurulu Raporu ile suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmadığı saptanan sanık hakkında Askeri Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanığın, askerliğe elverişsiz olduğunun anlaşılması karşısında, işlediği iddia olunan izin tecavüzü suçu işlenemez suça dönüşecektir. Sanığın işlenemez suç niteliğine dönüşen eylemi, diğer ceza kanunlarına göre bir suça vücut vermediği gibi, Kabahatler Kanunu kapsamında kabahat dahi teşkil etmemektedir.
Keza, sanığın, suç tarihlerinde askerliğe elverişsiz olması görevsizlik kararı verilmesi için yeterli olmayıp, isnat olunan eylemlerin de varlığını koruması ve bir suçun oluşması ihtimalini doğurması gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 176ncı maddesi dikkate alındığında, görevsizlik kararı verilebilmesi, görevsizliğe konu olabilecek nitelikte bir suçun varlığına bağlıdır. Ortada yargılama yapılmasını gerektirecek bir fiil kalmamışsa, doğal olarak görevsizlik kararı da verilemeyecektir.
Anayasanın 141/son maddesi Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. hükmünü içermekte olup;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6ncı maddesinde de, davaların makul bir süre içerisinde sonuçlandırılması, adil yargılanma hakkının bir parçası olarak düzenlenmiştir.
Bu hükümler birlikte dikkate alındığında, kesinlikle beraat edecek bir kimsenin yargılamasının sürdürülmesi ve bu suretle kişinin aklanma hakkının geciktirilmesi, gerek Anayasaya, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ruhuna aykırılık oluşturacaktır.
İşlenemez suçta, ortada gerçek anlamda bir suç bulunmadığından, yargılama hukuku ile ilgili hükümlerle değerlendirme yapılmamalıdır. Ceza yargılaması, kanunlarda unsurları belirtilen ve suç olarak düzenlenen fiillerle ilgilenir. Somut olayda, işlenmiş bir suç olmadığından, sivillerin adli yargıda yargılanmalarını öngören CMKnın 3üncü maddesi uygulanamayacaktır. Keza, barış halinde, sivillerin hangi suçlardan dolayı adli yargıda yargılanacağı 353 sayılı Kanunun 13üncü maddesinde tek tek sayılmış olup, bu suçların içerisinde, ASCKnın 66ncı maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü fiilleri yer almamaktadır.
Bu nedenlerle; yargılama sırasında, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmadığı saptanan sanığın, işlediği iddia olunan sırf askeri suçların, işlenemez suç niteliği kazanması ve ortada yargılama yapılmasını gerektirecek bir fiilin kalmaması karşısında, artık, suç tarihlerinde sivil kişi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilemeyeceği sonucuna varılmış ve Askeri Mahkemece tesis edilen görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy