(5271 S. K. m. 230, 231, 232)
Yapılan incelemede; sanığın, 10.10.2010 tarihinde, mağdur Kd.Bçvş. İ.K.ye yönelik olarak, toplu asker karşısında amire fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde kanun yolu denetimine konu olabilmektedir.
CMKnın 231/11inci maddesi, Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. hükmünü içermekte olup, aynı Kanunun 230 ve 232nci maddesinde de hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar ile hüküm fıkrasının içereceği hususlar gösterilmiştir.
Bu anlamda, açıklanması gerekenin tüm yönleri ile bir hüküm olduğu, bunun mahkemece taraf teşkili sağlanarak yapılacak yargılama sonunda açıklanması ve gerekçesinin de CMKnın 230 ve 232nci maddelerine uygun olarak oluşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
CMKnın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230uncu maddesinde, hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi neticesinde ulaşılan kanaatin açıklanarak, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması, TCKnın 61 ve 62nci maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi gerektiği hususları düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddeleri, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükmünü haiz bulunmaktadır.
Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, kamuyu bilgilendirmek, denetimde kolaylık sağlamak için hükmün gerekçeli olması bir zorunluluktur (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.3.2007 tarihli, 2007/26-23 Esas ve Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalar doğrultusunda temyize konu olaya bakıldığında, açıklanan hükme ilişkin gerekçeli kararda; iddia ve yargılama aşamalarına ilişkin bilgiler verildiği, bu kapsamda, daha önce verilmiş olan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığının belirtildiği, ancak açıklanması geri bırakılan ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanan hükümde gösterilmiş olan gerekçelerin gösterilmediği, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmediği, tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, ulaşılan kanaatin açıklanmadığı ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ne olduğunun ortaya konulmadığı, maddi olayın açıklanmadığı, deliller ile sonuç arasında bir bağ kurulmadığı, fiilin nitelendirilmesinin yapılmadığı, TCKnın 61 ve 62nci maddelerindeki esaslara göre cezanın nasıl belirlendiğinin gösterilmediği, sanık hakkında atılı suçla ilgili olarak önceden verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı hâlde sanıktan hükümlü olarak bahsedildiği görülmektedir.
Ayrıca kısa kararda açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı belirtilmekle birlikte, açıklandığı belirtilen hükmün tarih ve sayısının da farklı olduğu anlaşılmaktadır.
CMKnın 34/1, 230/1-a-b-c, 232nci maddelerine aykırı olan ve 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil eden bu durum nedeniyle mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir (Dairemizin 25.1.2012 tarihli, 2012/114-114; 25.11.2014 tarihli, 2014/980-977; 2.12.2015 tarihli, 2015/549-568; 17.2.2016 tarihli, 2016/91-131; 17.2.2016 tarihli, 2016/93-132; 17.2.2016 tarihli, 2016/101-138; Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 26.11.2014 tarihli, 2014/942-940; 24.12.2014 tarihli, 2014/1023-1030; 30.12.2015 tarihli, 2015/786-787; Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin 12.2.2013 tarihli, 2013/340-349; 25.3.2014 tarihli, 2014/300-280; 22.4.2014 tarihli, 2014/373-363; 16.6.2015 tarihli, 2015/345-353; Askeri Yargıtay 4üncü Dairesinin 9.12.2014 tarihli, 2014/872-874; 9.9.2015 tarihli, 2015/584-557 ve 15.12.2015 tarihli, 2015/751-758 Esas ve Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir).
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usul yönünden BOZULMASINA,
27.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy