(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 61, 62) (1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 34, 230, 231, 232) (353 S. K. m. 207) (AYDK 29.03.2007 T. 2007/26 E. 2007/23 K.)
Askeri Mahkemenin 23.12.2013 tarihli, 2013/547-470 Esas ve Karar sayılı kararıyla; sanığın, 31.8.2012-21.3.2013 ve 4.4.2013-18.9.2013 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uygulanmak suretiyle ayrı ayrı on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231’inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, taraflarca itiraz edilmeyen kararlar 20.2.2014 tarihi itibariyle kesinleşmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların kesinleşmesinden sonra, beş yıllık denetim süresi dolmadan, sanığın 19.8.2014 tarihinde işlediği uyuşturucu madde ticareti yapmak veya sağlamak suçundan … 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli, 2014/346-355 Esas ve Karar sayılı hükmü ile, on iki yıl altı ay hapis ve yüz Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilip hükmün Yargıtay 10’uncu Ceza Dairesinin 27.5.2015 tarihli, 2015/2624-31563 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinin belirlenmesi üzerine, Askeri Mahkemece, duruşma açılıp taraf teşkili de sağlanarak yapılan yargılama sonucunda, temyize konu olan, 15.9.2015 tarihli, 2015/347-307 Esas ve Karar sayılı hüküm ile, sanık hakkında atılı suçtan açıklanması geri bırakılan hükmün, CMK’nın 231/11’inci maddesi gereğince açıklanarak, sanığın; 31.8.2012-21.3.2013 ve 4.4.2013-18.9.2013 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uygulanmak suretiyle ayrı ayrı on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hükümler; sanık tarafından, anne ve babasının olmaması ve psikolojik sorunlarından dolayı atılı suçu işlediği, pişman olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlerin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 31.8.2012-21.3.2013 ve 4.4.2013-18.9.2013 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde kanun yolu denetimine konu olabilmektedir.
CMK’nın 231/11’inci maddesi, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” hükmünü içermekte olup, aynı Kanun’un 230 ve 232’nci maddesinde de hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususular ile hüküm fıkrasının içereceği hususlar gösterilmiştir.
Bu anlamda, açıklanması gerekenin tüm yönleri ile bir hüküm olduğu, bunun mahkemece taraf teşkili sağlanarak yapılacak yargılama sonunda açıklanması ve gerekçesinin de CMK’nın 230 ve 232’nci maddelerine uygun olarak oluşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230’uncu maddesinde, hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi neticesinde ulaşılan kanaatin açıklanarak, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması, TCK’nın 61 ve 62’nci maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi gerektiği hususları düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasanın 141/3 ve CMK’nın 34/1’inci maddeleri, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükmünü haiz bulunmaktadır.
Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, kamuyu bilgilendirmek, denetimde kolaylık sağlamak için hükmün gerekçeli olması bir zorunluluktur (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.3.2007 tarihli, 2007/26-23 Esas ve Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalar doğrultusunda temyize konu olaya bakıldığında, açıklanan hükme ilişkin gerekçeli kararda; iddia ve yargılama aşamalarına ilişkin bilgiler verildiği, bu kapsamda, daha önce verilmiş olan mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığının belirtildiği, ancak açıklanması geri bırakılan ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanan hükümde gösterilmiş olan gerekçelerin gösterilmediği, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmediği, tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, ulaşılan kanaatin açıklanmadığı ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiillerinin ne olduğunun ortaya konulmadığı, maddi olayların açıklanmadığı, deliller ile sonuç arasında bir bağ kurulmadığı, fiillerin nitelendirilmesinin yapılmadığı, TCK’nın 61 ve 62’nci maddelerindeki esaslara göre cezaların nasıl belirlendiğinin gösterilmediği, yargılama safahatı açıklandıktan sonra cezanın kişiselleştirilmesine yönelik kurumlardan sadece takdiri indirim maddesinin uygulanması açısından gerekçe oluşturulduğu görülmektedir.
CMK’nın 34/1, 230/1-a-b-c, 232’nci maddelerine aykırı olan ve 353 sayılı Kanun’un 207/3-G maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil eden bu durum nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir (Dairemizin 25.1.2012 tarihli, 2012/114-114; 25.11.2014 tarihli, 2014/980-977; 2.12.2015 tarihli, 2015/549-568; Askeri Yargıtay 1’inci Dairesinin 26.11.2014 tarihli, 2014/942-940; 24.12.2014 tarihli, 2014/1023-1030; 30.12.2015 tarihli, 2015/786-787; Askeri Yargıtay 3’üncü Dairesinin 12.2.2013 tarihli, 2013/340-349; 25.3.2014 tarihli, 2014/300-280; 22.4.2014 tarihli, 2014/373-363; 16.6.2015 tarihli, 2015/345-353; Askeri Yargıtay 4’üncü Dairesinin 9.12.2014 tarihli, 2014/872-874; 9.9.2015 tarihli, 2015/584-557 ve 15.12.2015 tarihli, 2015/751-758 Esas ve Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir).
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, usul yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
17.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy