(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 74) (353 S. K. m. 221) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 17)
Askeri Mahkemece; sanığın, 7.2.2014 - 18.9.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-b, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri gereğince 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın yirmi dört eşit taksit hâlinde tahsiline, daha önce kasıtlı suçlardan mahkûm olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 22.1.2014 tarihinde iki günü yol süresi olmak üzere toplam on altı gün süre ile yıllık izne gönderildiği, izin ve yol süresi sonunda en geç 7.2.2014 tarihinde saat 8.00'e kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmeyerek, bir süre sonra 18.9.2014 tarihinde işlemiş olduğu başka bir suç nedeniyle yakalandığı, böylece hükme konu edilen tarihler arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde 16.7.2008 tarihli değişiklik ile yürürlüğe giren 17 B-1 maddesinin antisosyal kişilik bozukluğu başlığı altında;
“AÇIKLAMA: Bu fıkraya gireceklerin; asker hastanelerin sağlık kurullarından antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması, adli veya askeri mahkemeler tarafından verilmiş en az bir antisosyal eyleminden dolayı ceza almaları, bu cezalarından en az birinin infaz edilmesine rağmen davranış bozukluklarının devam ettiğinin ve askerlik ile uyumlarının bozulduğunun kıt’a anketi ve diğer resmi belgelerle tespiti gerekir”;
17 D-1 maddesinin ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu başlığı altında;
“AÇIKLAMA: Bu fıkraya gireceklerin; antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alması, öldürme ve öldürmeye teşebbüs, gasp suçlarından en az bir hapis yada diğer antisosyal eylemlerden dolayı, disiplin mahkemesi dışında kalan mahkemelerce verilmiş en az üç hapis cezası alması ve cezalarının kesinleştiğinin belgelerle tespit edilmesi gerekir”;
Aynı madde ve fıkranın “Alkol ya da madde bağımlılığı” başlıklı 2’nci bendinde “Bu fıkraya gireceklerin; madde bağımlılığının süreklilik kazandığının gözlem, kimyasal analizler ve adli belgelerle ortaya konulması, askeri hastanede müşahede sonucu yoksunluk bulgularının saptanması gerekir.”
Şeklinde düzenlemeler mevcuttur.
Kovuşturma aşamasında bilirkişi olarak dinlenilen psikiyatri uzmanı tarafından, madde kullanımına yönelik yoksunluk belirtisi ve infaz edilen cezasının bulunmadığı değerlendirmesiyle, sanığın adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı ifade edilmiş ise de; dosya içeriğinde sanığın, suç tarihinden önce birden çok işlediği kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan hapis ve adli para cezaları ile birden çok hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlarının bulunması, kasten adam öldürme suçundan tutuklanmış olması, ayrıca savunmalarında uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu ve bu sebeple krize girdiğini beyan etmiş ve madde bağımlılığı nedeniyle tedavi görmüş olması hususları ile TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde; sanığa ait güncel adli sicil kaydının getirtilip, söz konusu kayıttaki özellikle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş dosyaların akıbeti ile diğer cezalarının infaz edilip edilmediği hususları araştırıldıktan sonra madde bağımlılığı bulunduğu yönünde kuvvetli şüphe bulunan sanığın, bu bağımlılığı ile diğer antisosyal eylemlerinin askerliğe elverişsizliğini gerektirecek derecede olup olmadığının ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma bulunup bulunmadığının, CMK’nın 74’üncü maddesi uyarınca müdafi atanarak, adli gözlem altına alınmak suretiyle tıbben belirlenmesi gerekirken, duruşma sırasında sanıkla çok kısa süren görüşme sonucu hazırlanan yetersiz bilirkişi mütalaasına dayalı olarak hüküm tesisi;
Diğer taraftan; izin belgesi düzenlenirken yazıldığı anlaşılan ‘08.00’ şeklindeki ayrılış saatinin yanında imza ya da paraf olmaması ve aşamalarda hangi saatte ayrıldığının sanığa da sorulmamış olması nedeniyle maddi gerçeği yansıtmaması olasılığı karşısında bu hususun Birlik nizamiye kayıtlarının getirtilmesi suretiyle açıklığa kavuşturulmadan, sanığın üzerine atılı izin tecavüzü suçunun başlangıç tarihini izin belgesindeki saate göre belirlenmesi;
Noksanlık olarak kabul edilmiş ve mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına, karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
24.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy