(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 59, 62, 63, 66, 67) (5271 S. K. m. 216) (353 S. K. m. 9, 217, 227) (AYDK 02.10.2003 T. 2003/68 E. 2003/72 K.)
Önceki mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına ilişkin Dairemizin 11.12.2013 tarihli, 2013/1526-1507 Esas ve Karar sayılı ilamına uyan Askeri Mahkemece; sanığın, 21.7.2001-14.3.2007 tarihleri arasında, firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a (teşdiden), TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri uygulanmak suretiyle altı bin beş yüz Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın taksitler hâlinde ve yirmi dört eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tek seferde tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm; müdafi tarafından, askerliğe elverişsizlik raporunun suçu kapsaması gerektiği; sanık tarafından ise, yargılamanın askeri mahkemede değil asliye ceza mahkemesinde yapılması gerektiği, aradan 10 yıl geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğraması gerektiği, son sözün tarafına verilmediği, tecil talebi hakkında bir karar verilmediği, kazanılmış hakkının ihlal edildiği, hastalığı ile savunmalarının ve ileri sürdüğü delillerin dikkate alınmadığı, mahkemenin kanuna uygun şekilde teşekkül etmemiş olduğu, red talebi vaki olup da beraat hükmü verildiği hâlde hakimin geçmiş zaman ve şimdiki zaman diye suçu ayırarak hürriyeti bağlayıcı ceza tayininin hukuka aykırı olduğu, mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmakla kendisini vazifeli ve selahiyetli gördüğü, şifahi duruşma sonucu verilen hükümde aleni mahkeme kaidesinin ihlal edildiği, hüküm için gerekli noktalarda mahkeme kararı ile savunma haklarının elinden alınıp kısıtlandığı, hakkında TCK’nın 59’uncu maddesinin uygulanmadığı, mali ve ekonomik durumu, ailesinin geçimini sağlayamaması, hasta, raporlu, mağdur ve aciz olduğu, adli para cezasını ödeyecek durumunun bulunmadığı ileri sürülerek ve ….. İlçesi … Mahallesi Muhtarlığınca tanzim edilmiş 14.12.2015 tarihli Fakirlik Belgesi ile …. Eğitim Hastanesinin 30.1.2015 tarihli Sağlık Kurulu Rapor Ön Bildirim Belgesi ve ekleri ibraz edilerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Aynı hüküm ile sanık hakkında 31.7.2007-17.2.2011 tarihleri arasındaki firar suçundan tesis edilen beraat hükmü temyiz edilmemiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 21.7.2001 tarihinde birliğinden uzaklaştığı, bir süre firar hâlinde kaldıktan sonra 14.3.2007 tarihinde yakalandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, 30.6.2015 tarihinde, müdafiin hazır bulunduğu, ancak istemi doğrultusunda duruşmalardan bağışık tutulmasına karar verilen sanığın yokluğunda yapılan duruşmada, esas hakkındaki mütalaadan sonra, savunma ve son sözü yerine geçmek üzere, hazır bulunmayan sanığın dosyadaki ifadelerinin okunduğu ve son olarak müdafiin savunmasını yaptığı görülmektedir.
Her ne kadar, son olarak müdafiin savunmasını yapmış olması CMK’nın 216/3’üncü maddesine aykırılık teşkil etmekte ise de; sanığın savunma ve son sözü yerine geçmek üzere ifadelerinin okunmasının, duruşmada hazır bulunmaması sebebine bağlı olarak yerine getirilmiş olması ve son olarak müdafiin esasa ilişkin savunma yapmış olması karşısında, sıralamaya uyulmamış olması şeklindeki usule aykırılığın, hükmü etkileyecek nitelikte olmadığı ve savunma hakkını kısıtlamadığı sonucuna varıldığından, söz konusu usule aykırılık bozma sebebi sayılmamıştır (Askeri Yargıtay 1’inci Dairesinin 18.12.2013 tarihli, 2013/1325-1315; Askeri Yargıtay 3’üncü Dairesinin 13.9.2011 tarihli, 2011/577-557; Askeri Yargıtay 4’üncü Dairesinin 31.3.2010 tarihli, 2010/902-892 ve 12.2.2013 tarihli, 2013/412-403 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır).
Unsurları ve cezası Askeri Ceza Kanununda düzenlenmiş olan firar suçu ile ilgili olarak, 353 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi gereğince yargılama yapmaya askeri yargının görevli olması, TCK’nın 66 ve 67’nci maddelerindeki düzenlemelere nazaran dava zamanaşımı süresinin dolmamış olması, erteleme (tecil) konusunda, dosya kapsamına uygun olarak, gerekçesi de gösterilerek karar verilmiş olması, ilk hükümde verilen sonuç cezanın bir yıl on beş gün hapis cezası olmasına karşılık bozma ilamından sonra tesis edilen hükümde verilen cezanın altı bin beş yüz Türk Lirası adli para cezası olması karşısında, 353 sayılı Kanunun 227/3’üncü maddesinin ihlalinin söz konusu olmaması, Askeri Mahkemenin 353 sayılı Kanunun 2 ve 19’uncu maddelerine uygun olarak kurulmuş olması, duruşmaların aleniyet ilkesine uygun olarak açık şekilde yapılması, hakları konusunda bilgilendirilen sanığın, mahkeme kararı ile savunma hakkının kısıtlanması durumunun söz konusu olmaması, 765 sayılı TCK’nın 59’uncu maddesinin karşılığı olan 5237 sayılı TCK’nın 62’nci maddesinin sanık hakkında uygulanmış olması, firar suçlarında mazerete yer verilmemesi nedeniyle savunmalarına itibar edilmemesinde ve gözlem altına alınması sonucunda hakkında düzenlenen ve dosya kapsamına da uygun olduğu anlaşılan ve ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konulan sanığın 18.7.2007 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığına ve askerliğe elverişsizlik hâlinin suç tarihlerini kapsamadığına dair …. Eğitim Hastanesinin 30.1.2015 tarihli, 1470 sayılı Sağlık Kurulu Raporuna itibar edilmesinde hukuka aykırılığın bulunmaması karşısında, sanık ile müdafiin bu yöndeki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
Askeri Mahkemece, gözlem altına alınması suretiyle cezai ehliyetinin tam ve halen askerliğe elverişsiz olmakla birlikte suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu saptanan sanığın, genel kastla işlenebilen ve tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, karar yerinde gösterilen yasal ve inandırıcı gerekçelerle, temadi süresinin uzunluğu dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde, takdiri indirim maddesinin tatbik edilmesinde, dosya kapsamına uygun olarak gösterilen gerekçelerle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmeyerek tayin edilen hapis cezasının asgari hadden adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık ve müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Ancak;
1) Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının takside bağlanmasında taksit vadelerinin gösterilmemiş olması, TCK’nın 52’nci maddesine aykırı ise de; bu eksiklik, hükmün özüne etkili olmadığından ve infazda tereddüt hâlinde duruşmasız işlere ait bir kararla taksit vadelerinin belirlenmesi imkân dâhilinde bulunduğundan (Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 2.10.2003 tarihli, 2003/68-72; Dairemizin 8.2.2012 tarihli, 2012/127-179; 12.2.2014 tarihli, 2014/212-214; 9.7.2014 tarihli, 2014/735-727; Askeri Yargıtay 1’inci Dairesinin 22.1.2014 tarihli, 2014/87-80; 6.5.2015 tarihli, 2015/328-334 ve Askeri Yargıtay 3’üncü Dairesinin 12.4.2005 tarihli, 2005/405-401 Esas ve Karar sayılı ilamları),
2) Şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâller nedeniyle geçirilmiş sürelerin hükmolunan cezadan TCK’nın 63’üncü maddesi uyarınca mahsubuna karar verilirken;
a) Sanığın 17.2.2011-8.3.2011 tarihleri arasında sevk tutuklusu olarak geçirdiği süreler yerine 17.2.2012-8.3.2012 tarihleri yazılmak suretiyle bu sürelerin mahsubuna karar verilmesi,
b) Sanığın tutuklulukta geçirdiği 8.3.2011-12.5.2011 tarihleri arasındaki sürenin cezasından mahsubuna karar verilmesine karşılık, bu süre içerisinde gözlem altına alınması işleminin ikmalinin de yapılması nedeniyle, 9.5.2011-10.5.2011 tarihleri arasındaki sürenin ikinci kez cezasından mahsubuna karar verilmesi hukuka aykırı olmakla birlikte, infazda kazanılmış hakkın söz konusu olmaması ve belirtilen hususların infaza ilişkin olması,
Karşısında bozma sebebi yapılmayan bu hatalara işaret ile yetinilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık ve müdafiin, kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
2.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy