(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 38/A, 74, 147) (353 S. K. m. 207, 221, 256)
Askeri Mahkemece; sanığın, 14.11.2013-1.1.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 66/1-b, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının TCK’nın 52/4’üncü maddesi gereğince aylık vadelerle 20 eşit taksitte tahsiline, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, usul, esas ve uygulamaya yönelik sebeplerle temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün, usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmesi gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 23.10.2013 tarihinde 2 gün yol süresi tanınarak 20 gün süre ile kanuni izne gönderilen sanığın, en geç 14.11.2013 tarihinde izninden dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, hâli izin tecavüzünde iken Bakanlar Kurulunun 21.10.2013 gün ve 2013/5501 sayılı kararı ile 1.1.2014 tarihinde askerlik hizmetinin 12 aya indirilmesi üzerine izin tecavüzü temadi başlangıç tarihi itibariyle 12 ay askerlik hizmeti bulunduğundan terhis edildiği, bu suretle 14.11.2013-1.1.2014 tarihleri arasında temadi eden izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, yapılan muhakeme işlemleri incelendiğinde;
1) Sanığın sorgu ve savunmasının tespitine dair "e-imza" ibaresi yer alan istinabe duruşma tutanağının, tutanak kâtibi tarafından imzalanmadan ve "Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır." şerhi düşülmeden gönderildiği görülmekte olup, bu durum CMK’nın 38/A ve 219’uncu maddelerine göre kesin hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
2) Yine İstinabe Mahkemesince, sorgu ve savunması tespit edilmeden önce CMK’nın 147’nci maddesinde düzenlenen hakları anlatılırken sanığa askeri mahkemelerde görülecek davaların giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceğine ilişkin 353 sayılı Kanun’un 256’ncı maddesine aykırı olarak, Baro tarafından görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemelerin mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceği hususu bildirilmiş olup, sanığın müdafi yardımından yararlanma iradesini olumsuz yönde etkileyen ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu durum da 353 sayılı Kanun'un 207/3-H maddesindeki sanığın “savunma hakkının kısıtlanması” anlamında Kanun’a mutlak aykırılık teşkil etmektedir.
Bu itibarla; mahkûmiyet hükmünün, değinilen sebeplere dayalı olarak usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer taraftan, Askeri Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere; izin tecavüzü suçunun mütemadi ve sırf askeri suç olması karşısında, zamanaşımı süresinin belirlenmesi, af kanunları ile diğer kanunların uygulanması bakımından olduğu kadar, maddi olayın doğru bir şekilde ortaya konması için suç başlangıç ve bitim tarihlerinin doğru ve kesin bir şekilde her türlü şüpheden arındırılmış bir şekilde ortaya konması gerekmektedir.
Askeri Mahkemece; somut olayda asker kişi sıfatı ve cezai ehliyeti bulunduğu kabul edilen sanığın, belirtilen tarihler arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek hükme varıldığı anlaşılmakta ise de;
Sanığın, sorgu ve savunmasında psikolojik sorunları nedeniyle ilaç kullandığını beyan ettiği; dosyada mevcut sağlık kayıtlarına göre uyum bozukluğu tanısı ile çeşitli tarihlerde istirahat ve iki kez bir ay süreli hava değişimi raporu aldığı, yine adli sicil kaydı ve hakkındaki gerekçeli hükümlere göre çeşitli tarihlerde işlediği muhtelif suçlardan dolayı yargılanması neticesinde beş kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, görülmektedir.
Yukarıda belirtilen adli ve psikiyatrik rahatsızlıklarına ilişkin belge ve bilgiler karşısında, asker kişi sıfatı ve cezai ehliyeti hususunda şüphe bulunan sanığın, psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayene ettirilerek, bilirkişinin gerekli görmesi hâlinde, CMK’nın 74’üncü maddesi uyarınca müdafi atanarak sanığın tam teşekküllü bir askeri hastanenin psikiyatri kliniğinde adli gözlem altına aldırılmak sureti ile, askerliğe elverişliliğinin, ceza ehliyetinin sağlık kurulu raporu ve adli raporla belirlenmesi keza, … Asker Hastanesinin 19.9.2013 tarihli ve 1 sayılı üç tabip imzalı sağlık kurulu raporu ile bir ay hava değişimine gönderilen sanığın, hava değişiminden hangi tarihte döndüğünün ve 13.11.2013 tarihinde kanuni izne gitmek üzere hangi saatte kışladan ayrıldığının, Birliğinden ve Askerlik Şubesi Başkanlığından, araştırılarak maddi vakıa tam olarak ortaya konması gerektiğinden, Askeri Mahkemenin bu hususlardaki kabulünün noksan soruşturmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen sebeplerle; yukarıda açıklanan hususlarda araştırma yapılmasından sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre hüküm kurulması gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden de bozulmasına karar verilmiştir
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık temyizine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince usul ve noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
2.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy