(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 74) (353 S. K. m. 221) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Askeri Mahkemece; sanığın, 23.7.2014-30.7.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62/1, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; Askeri Mahkemece; sanığın, 16.7.2014 tarihinde 7 gün süreyle gönderildiği izinden 23.7.2014 tarihine kadar dönerek Birliğine katılması gerekirken, 30.7.2014 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı, böylece 23.7.2014-30.7.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCK’nın 66/1-b maddesinde; “Kıt’asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler”in cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu suçun oluşması için, kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren 6 gün içerisinde dönmemeleri yeterli olmayıp, iznin özürsüz olarak geçirilmiş olması da gereklidir.
Ancak, özür kavramı Kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 57 (Başta kendi sıhhi mazereti olmak üzere ailesi fertlerinden birinin ağır hastalığı veya ölümü, kaza, doğum, yangın gibi beklenmeyen felaketler) ve 58’inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir. Sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle Birliğinden ayrı kaldığı, Birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye ve bir an önce Birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi gerekmektedir.
Sanığın aşamalardaki savunmalarında; babasının kalp ameliyatı olduğunu, önce … Devlet Hastanesinde ardından …. Tıp Fakültesi Hastanesinde yattığını ve kendisinin refakatçi olduğunu, bu sebeple geç geldiğini beyan ettiği, Askeri Mahkemenin gerekçeli kararında; sanığın yerine başkasını refakatçi olarak bırakabilmesi ve daha önce de izin süresini geçirmeyi alışkanlık hâline getirmesi nedeniyle, ileri sürdüğü bu mazeretin, askerlik hizmetine tercih edilebilecek bir mazeret olmadığı ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu belirtilerek, sanığın ileri sürdüğü mazeretlerin araştırılmadığı ve geçerli mazeret olarak kabul edilmediği görülmektedir.
Sanığın ileri sürdüğü mazeretin doğru olması durumunda, annesi sağ ve diğer aile fertlerinin de babasıyla ilgilenebilecek durumda olmasına rağmen, babasının ameliyatı ve tedavisi sürecinde sanığa da ihtiyaç duyulabileceği, sanığın zor ve üzüntülü günlerinde ailesinin yanında bulunmasının Türk aile yapısına, örf ve adetlerine uygun olduğu, izin tecavüzünde kaldığı sürenin kısalığı ve kendiliğinden Birliğine katılması dikkate alındığında, ileri sürdüğü mazeretin araştırılması, bu kapsamda öncelikle sanığın kardeşlerini de kapsayacak şekilde vukuatlı nüfus kaydının dava dosyasına dâhil edilmesi, ardından babasının suç tarihlerinde hastanede yatarak tedavi görüp görmediği, görmüş ise sanığın babasının yanında refakatçi olarak kalıp kalmadığı hususlarının araştırılması ve elde edilecek delil durumuna göre, sanığın ileri sürdüğü mazeretin kabul edilebilir nitelikte olup olmadığı, suç kastıyla hareket edip etmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin hükme varılmasının noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, gerekçeli hükmün sanığa tebliğine çalışıldığı sırada, sanığın Birliği Komutanlığınca 14.4.2015 tarihli yazının ekinde gönderilen … 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 2.2.2015 ve 16.2.2015 tarihli yazılarından (Dz. 70-71); sanığın …. 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinin 25.11.2013 tarihli, 2013/177-189 Esas ve Karar sayılı kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ile, iki ayrı suçtan 8 yıl 4 ay ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve söz konusu hükümlerin infazı için 30.1.2015 tarihinde … 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna kapatıldığı anlaşıldığından, bu kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin ve infaz evrakının getirtilmesinin ardından, sanığın suç tarihlerinde cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve askerliğe elverişli olup olmadığı konusunda ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için, psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayenesinin yaptırılıp, bilirkişinin lüzum görmesi hâlinde tam teşekküllü bir askeri hastanede CMK’nın 74’üncü maddesine göre adli gözlem altına alınması ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen sebeplerle, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
2.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe sebepte kısmen farklı, sonuçta uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy