(1632 S. K. m. 88, 91) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 221)
Askeri Mahkemece, sanığın, 10.6.2014 tarihinde;
1) Toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 88/1 (birinci cümle), TCK’nın 62/1, 50/a ve 52’nci maddeleri uygulanmak suretiyle üç bin Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aylık taksitler hâlinde ve yirmi dört eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına,
2) Amire fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 91/1 (az vahim hâl), TCK’nın 62, 50/a ve 52’nci maddeleri uygulanmak suretiyle üç bin Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aylık taksitler hâlinde ve yirmi dört eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına,
Karar verilmiştir.
Hükümler; sanık tarafından, sebep gösterilmeden temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlerin noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Aynı hüküm ile sanık hakkında 9.6.2014 tarihinde işlediği iddia olunan emre itaatsizlikte ısrar suçundan tesis edilen beraat hükmü temyiz edilmemiştir.
Yapılan incelemede; 9.6.2014 tarihinde meydana gelen ve sanığın da karıştığı bazı disiplinsizlik olayları hakkında konuşmak amacıyla, İlçe Jandarma Komutanı olan mağdur J.Yzb. B.T.’in Birlik personelini içtimaya çıkarttığı, içtima esnasında mağdurun 9.6.2014 tarihinde meydana gelen kavga konusunda uyarmak için sanığı Birliğin önüne çağırdığı, sanığın el kol hareketleri yaparak konuşması üzerine mağdurun sanığa esas duruşa geçmesi için emir verdiği, sanığın esas duruşa geçmediği, mağdurun emri tekrar ettiği, ancak sanığın yine esas duruşa geçmediği, mağdurun sanığın yakasından tutarak kendisinden uzaklaştırmak istemesi üzerine sanığın mağdurun elini iteklediği, içtimada sanık ve mağdur haricinde yediden fazla personel bulunduğu, bu suretle sanığın atılı suçları işlediği kabul edilerek ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmaktadır.
1) Sanık ayniyet içeren savunmalarında, mağdurun kendisine esas duruşa geçmesi için emir vermediğini, kendisine “Oğlum ben sana kavga etmeyeceksin demedim mi lan!” dediğini, kendisini itekleyip tokatla vurmaya başladığını, kendisini korumak için elini yumruk yaptığını, mağdurun üzerine yürüdüğünü, yakasından tutarak iteklediğini, beyan etmiştir.
Mağdur ise, içtima toplandıktan sonra konuşmaya başladığını, bu esnada sanığın esas duruşta olmadığını, sanığa esas duruşa geçmesini birkaç defa emrettiğini, ancak sanığın esas duruşa geçmediğini, emri üzerine Bölüğün önüne çıkan sanığın burnunun dibine kadar sokulduğunu, kendisine kafa atacağını düşündüğü için sanığı yakasından tutarak uzaklaştırdığını, halen esas duruşta olmayan sanığın yumruklarını sıkıp söylenmekte olduğunu, tekrar esas duruşa geçmesi için birkaç kez emir verdiğini ancak sanığın geçmediğini, yerine geçmesini söylediğini, yerine geçtiğinde de esas duruşa geçmesi için emir verdiğini, ancak sanığın esas duruşa geçmediğini, beyan etmiştir.
Dava konusu olayla ilgili olarak kovuşturma aşamasında dinlenilen ve ifadeleri hükme esas alınan tanıklar J.Onb. E.A. ile J.Er Ö.O.N.; mağdurun sanığa neden kavga ettiğini sorduğunu, sanığın elini kolunu oynatarak konuşması üzerine mağdurun sanığa esas duruşa geçmesi için birkaç kez emir verdiğini, daha sonra Bölüğün önüne çıkartarak esas duruşa geçmesi için birkaç kez daha emir verdiğini, sanığın esas duruşa geçmediğini beyan etmişler, tanık Ö.O.N. bulunduğu yerden sanık ile mağdur arasındaki hareketleri görmediğini beyan ederken tanık E.A. ise, sanığın mağdura yaklaştığını, mağdurun sanığı göğsünden tutarak uzaklaşmasını istediğini, sanığın ise mağdurun eline vurarak “Elini çek öyle konuşalım” dediğini, bu esnada bir elini de yumruk yaparak vuracakmış gibi geriye doğru uzattığını, beyan etmiştir.
Tanık J.Ulş.Er S.D.’nin ifadesinin tespiti için yazılan talimatın bila ikmal iade edilmesi üzerine, adres araştırılması yapılmaksızın hazırlık ifadesinin okunulması ile yetinilmesine karar verilmiş ve tanığın Askeri Savcı tarafından tespit edilen ifadesi okunmuş ise de, bu tanığın beyanlarına hükümde yer verilmemiştir.
Görüldüğü üzere, olayla ilgili ifadelerine başvurulan sanık, mağdur ve tanıkların anlatımlarında farklılık bulunduğu gibi, sanığın savunmasında ileri sürdüğü mağdurun kendisine söylediği sözler ve vurma eylemlerinin mevcut olup olmadığı hususlarında mağdur ve tanıkların bilgi ve görgülerinin neler olduğu da belli değildir. Ayrıca mağdurun bu konudaki beyanı karşısında, olayın sabah yoklaması için yapılan içtima sırasında mı yoksa bu içtimadan sonra mağdurun emri ile yapılan içtima sırasında mı olduğu hususu da belli değildir.
Ceza yargılamasında maddi gerçeğin tespit edilebilmesi için sanığın lehine veya aleyhine olsun kuşkuları gidermeye yönelik tüm delillerin ve emarelerin toplanmasından sonra bir karara ulaşılması esastır. Olayın sübut şekli konusunda farklı anlatımlar bulunması nedeniyle, sanık, mağdur, kovuşturma aşamasında ifadelerine başvurulan tanıklar J.Onb. E.A. ile J.Er Ö.O.N.’nin, hazırlık ifadesinin okunulması ile yetinilen J.Ulş.Er S.D.’nin ve dosyada mevcut 10.6.2014 tarihli tutanakta isim ve imzaları bulunup soruşturma aşamasında Birlik Komutanlığı tarafından bilgilerine başvurulan, ancak kovuşturma aşamasında hiç dinlenilmeyen Uzm.J.Çvş. F.T., J.Er C.D., J.Er Y.Ö., J.Er A.Y.A., J.Er Y.S., J.Er O.B. ve J.Er Y.İ.T.’ın;
a) Dava konusu olayların sabah yoklaması için yapılan içtima sırasında mı olduğu, yoksa bu içtimanın sona ermesinden sonra İlçe Jandarma Komutanı olan mağdur J.Yzb. B.T.’in emri üzerine yapılan ikinci içtima sırasında mı meydana geldiği, içtima esnasında sanık ile mağdur haricinde kaç personelin hazır bulunduğu;
b) Mağdur J.Yzb. B.T.’nin sanığa “Oğlum ben sana kavga etmeyeceksin demedim mi lan!” şeklinde sözler söyleyip söylemediği ve sanığı itekleyip tokatla vurup vurmadığı, bu eylemleri gerçekleştirmiş ise, iddia konusuna göre sanığa esas duruşa geçmesini emretmesinden veya sanığın mağdurun elini iteklemesinden önce mi sonra mı olduğu;
Hususları da sorularak, olayla ilgili ayrıntılı ifadelerinin tespit edilmesi gerekmektedir.
2) Küçüklüğünden beri psikolojik sorunları olduğunu, tedavi gördüğünü, altı-yedi yıl uyuşturucu kullandığını, ancak birkaç aydır kullanmadığını, buna karşılık psikolojik tedavi kapsamında “….” ve “….” isimli iki ilaç kullandığını beyan eden sanık hakkında 19.9.2014 tarihinde yapılan duruşmada dinlenilen psikiyatri uzmanı bilirkişinin, antisosyal kişilik yapısında olan sanığın madde kullanımı veya yoksunluk belirtisinin gözlemlenmediği, kesinleşmiş veya infaz edilmiş hapis cezasının bulunmadığı, suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olup işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını değerlendirmesinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu ve gözlem altına alınmasına gerek olmadığı yönündeki mütalaasına itibar edilmiş ise de;
Sanığın, psikolojik rahatsızlığı ile ilgili gördüğü muayene ve tedavilere ait belgelerin, RDM tarafından takibi yapılmış ise buna ilişkin belgeler ile danışmanlık kartı ve kıta anket formunun dosyaya dahil edilmediği ve psikiyatri uzmanı bilirkişinin incelemesine sunulmamış olduğu, yine bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra temin edilen adli sicil belgesinde ise, sanığın uyuşturucu madde kullanmak suçundan tesis edilip kesinleşen adli para cezasına dair kaydın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, sanığın, uyuşturucu bağımlılığı ve psikiyatrik açıdan gördüğü tüm muayene ve tedavilerine ait belgelerin, adli sicil kaydında gözüken hüküm ve kararlar ile infaz evrakının temin edilmesini müteakip, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümleri uyarınca, sanığın askerliğe elverişsizliğini gerektirecek objektif şartlara sahip olup olmadığı ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun, usulüne uygun bir şekilde uzman doktora muayene ettirilmesi ve gerek görülmesi hâlinde, adli gözlem altına alınarak, bu suretle şüpheden uzak bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkûmiyet hükümlerinin noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, dosyadaki ilk belgede dizi numarası olarak hem “1” hem de “84” sayılarının yazıldığı, bu sayıların ardışık şekilde artarak “35” ve “118” sayılarına ulaşmasından sonra dizi numaralarının “119” sayısından itibaren devam ettiği, iddianame gönderme yazısının üzerinde dizi numarasının 204’ten ibaret olduğunun belirtildiği, temyiz incelemesi için dosyanın gönderilmesi esnasında da dosyanın dizi pusulasının “1’den 260’a” kadar olduğunun belirtildiği, oysa dosyada 177 adet belge bulunduğu, Birlik Komutanlığı tarafından düzenlenen dizi pusulası ve yapılan işlemlere ait belgeler itibariyle dosyada belge eksiği bulunmamasına rağmen, dizi numaralarının hatalı verildiği, ayrıca sanığın atılı suçlarla ilgili tutuklulukta geçirdiği sürelerin, tayin edilen cezasından mahsubunun yapılması gerekirken, yapılmamış olduğu anlaşılmakla bu hatalara işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, noksan soruşturma yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
9.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy