(1632 S. K. m. 82, 85) (5237 S. K. m. 29, 50, 51, 62, 106) (353 S. K. m. 221) (AYDK 30.10.2008 T. 2008/173 E. 2008/177 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 12.11.2014 tarihinde,
1) Amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 85/1 (1’inci cümle), TCK’nın 29 (3/4 oranında) ve 62/1’inci maddeleri uyarınca onsekiz gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 51’inci maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine, bir yıl denetim süresi belirlenmesine;
2) Amiri tehdit suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 82/2 (1’inci cümlesi), TCK’nın 29 (3/4 oranında), 62/1’inci maddeleri uyarınca bir ay yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 51’inci maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine, bir yıl denetim süresi belirlenmesine;
Karar verilmiştir.
Hükümler; sanık tarafından, sebep belirtilmeksizin temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlerin, uygulama yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmesi gerektiği hususunda görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; …. İlçe Jandarma Komutanlığı …. Jandarma Karakol Komutanlığında görev yapan sanığın, 12.11.2014 tarihinde saat 9:20 sıralarında, silahlıkta sayım yapan Karakol Komutanı katılan J.Asb.Üçvş. M.E.’in yanına gelerek, "Ben Bölük Komutanı ile görüştüm. …'ya hastaneye gidiyorum." dediği; katılanın, "Ben buranın komutanıyım. Neden benden habersiz Bölük Komutanını arıyorsun?” diyerek sanığı uyardıktan sonra “durumunu Bölük Komutanı ile görüştüğünü, yarın hastaneye sevk edileceğini” belirttiği; bu cevap üzerine sanığın, kafasını sallayarak, "Ben gideceğim. Benim burada psikolojim bozuldu. Bana karışma" şeklinde saygısız ve disiplinsiz davranışta bulunduğu; bu duruma tepki veren katılanın, yerinden kalktığı ve sanığın yakasından tutarak, "Ben senin amirinim. Saygılı ol, esas duruşa geç” diyerek emir verdiği, uyarıyı dinlemeyen sanığın, katılanın üzerine yürüyüp yakasından tuttuğu ve bağırarak "Çek lan elini, iki tane çocuğun var, kendine dikkat et!" dedikten sonra araya girenlerce dışarı çıkarılırken de "Kimsin lan sen adam mı oldun?" dediği dosya kapsamındaki kanıtlardan maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
1) Amiri tehdit suçuna ilişkin değerlendirme:
Askeri Mahkemece; sanık tarafından, katılana sarf edilen "İki tane çocuğun var, kendine dikkat et." şeklindeki sözlerin; aralarında yaşanan tartışmadan sonra, çocuğun ebeveyn nezdindeki değeri dikkate alınarak ve katılanın çocuk sayısını belirtmek suretiyle söylenmesinin, katılanın ciddi şekilde iç huzurunu bozmaya, korku ve endişe yaratmaya ve de sonuç almaya elverişli olduğu değerlendirilerek, yüklenen suçun unsurları itibari ile oluştuğu kabul edilmiş ise de;
Amiri veya üstü tehdit suçunu düzenleyen ASCK’nın 82/2’nci maddesi; "Amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlere, ...cezası verilir. ..." düzenlemesini içermekte, maddede suçun unsurları konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı görülmektedir. Uyum ve kararlılık gösteren Askeri Yargıtay kararlarında, ASCK’nın 82/2’nci maddesinde yazılı tehdit suçunun unsurlarının TCK’nın ilgili maddesinde aranması gerektiği kabul edilmektedir.
Tehdit, TCK’nın 106/1’inci maddesinde, doktrin ve uygulamada belirlenen anlam ve kapsama uygun olarak "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etme ..." biçiminde tanımlanmıştır.
Tehdidin koruduğu hukuki değer kişilerin huzur ve sükunudur. Suçun oluşması bakımından tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Tehdidin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi gerekir. Yani, istenilen şeyin yerine getirilmemesi hâlinde tehdit konusu kötülüğün gerçekleşeceği ihtimali objektif olarak mevcut olmalıdır. Sarf edilen söz, gerçekleştirilen davranış muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun değilse, tehdidin oluştuğu ileri sürülemez. Objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin somut olayda muhatabı üzerinde etkili olması şart olmadığı gibi, failin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden söz ve davranışlarla mağduru tehdit etmek istemesine rağmen, mağdurun bu söz ve davranışları ciddiye almamış olması da suçun oluşumuna engel değildir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 30.10.2008 tarihli, 2008/173-177 Esas ve Karar sayılı kararı da bu yöndedir).
Bu açıklamalar doğrultusunda temyize konu olay incelendiğinde; sanığın sarf ettiği, "İki tane çocuğun var, kendine dikkat et!" şeklindeki sözlerde objektif olarak ciddi bir korkutuculuk vasfı bulunmadığı gibi, mağdurun iç huzurunu bozacak ve onu endişeye sevk edecek nitelik ve elverişlilikte olmadığı, sanığın kastının, katılanın veya yakınlarının hayatına veya vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini bildirmekten ziyade, isteğinin kabul edilmemesine yönelik bir tepki göstermek ve katılanın otoritesine karşı gelmek olduğu, bu nedenle eylemin amiri tehdit suçunu oluşturmadığı, ancak, söylendiği şartlar ve içeriği itibariyle askeri kural ve terbiyeye uymayan ve disiplini zedeleyici nitelikte olan bu sözlerin, 6413 sayılı Kanun’un 17/a maddesine göre disiplin cezasını gerektiren disiplinsizlik mahiyetinde olduğu sonucuna varıldığından, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Başkan …. ve Üye …..; olayın gerçekleştiği silahlığa geldiğinde esasen disiplinsiz davranışları mevcut olan sanığın, hastaneye gönderilmeyeceğini öğrenmesi üzerine, disiplinsizlik teşkil eden eylemlerini yoğunlaştırdığı, uyarıları da dinlemeyerek amirinin yakasından tuttuğu ve hakarette bulunduğu bir gerçektir.
Olay öncesi itibari ile, agresif bir ruhsal durum içerisinde bulunan, katılana yönelik hiddet ve öfkeli olduğu anlaşılan sanığın, bu ortamda ve şartlar içerisinde iken katılana yönelik sarf ettiği "iki tane çocuğun var, kendine dikkat et" şeklinde sözler; alışılmış, adet haline gelmiş olarak kabul edilebilecek bir söz olmayıp, bir ebeveynin dikkatini sahip olduğu en önemli varlığa çekerek, kendisinin veya en yakın ve değerli varlıklarının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya sair bir kötülük edeceğini açığa vuran, katılanın üzerinde ciddi bir korku ve endişe yaratacak nitelikte özenle ve bilinçle seçilmiştir.
Sanığın ve katılanın içinde bulundukları ortam, söylenen sözlerin mahiyeti, söylenme nedeni ve koşullara göre değerlendirme yapıldığında, söz konusu sözlerin objektif olarak ciddi, katılanın iç huzurunu bozucu ve korku yaratmaya elverişli nitelikte olduğu, bu nedenle yüklenen suçun oluştuğunu belirterek çoğunluğun kararına katılmamışlardır.
2) Amire hakaret suçu yönünden yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan eylem bütünü içerisinde sanığın amiri durumundaki katılan J.Asb.Üçvş. M. E.’e karşı önce "Çek lan elini, ..." daha sonra araya girenlerce dışarı çıkarılırken de "Kimsin lan sen adam mı oldun?" şeklinde sözler sarf etmek suretiyle üste hakaret suçunu işlediği sübuta ermiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve oluşan vicdani kanaate göre yasal ve yeterli gerekçeler gösterilmek suretiyle sanığın, katılana karşı sarf ettiği ve dosya kapsamı ile sübuta erdiği anlaşılan sözlerinin, amire hakaret suçunu oluşturduğuna ilişkin takdir ve kabulünde, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde, kanuni ve takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Askeri Mahkemece; " suç tarihinden önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mevcut olduğundan, CMK’nın 231/8’inci maddesi uyarınca, sanığa verilen hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmadığı," şeklindeki gerekçe ile, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan 21.1.2015 tarihli adli sicil kaydında, sanık hakkında 19.5.2011 ve 19.5.2012 tarihlerinde işlemiş olduğu suçlardan dolayı …. 1’inci Asliye Ceza Mahkemesinin 21.6.2013 tarihli, 2012/879 Esas ve 2013/924 Karar sayılı hükmü ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleşme tarihi belirli olmadığından, sanığın yüklenen suçu denetim süresi içerisinde işleyip işlemediğini söylemek mümkün değildir.
Bu durumda, …. 1’inci Asliye Ceza Mahkemesinin 21.6.2013 tarihli, 2012/879 Esas ve 2013/924 Karar sayılı hükmü ile, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleşme ve denetim sürelerinin başlangıç tarihinin ortaya konulması, buna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun somut olayda uygulanıp uygulanamayacağının irdelenmesi bakımından hükmün uygulamaya ilişkin noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında, daha önce hapis cezasına mahkûm olmadığı anlaşılan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanmaması halinde, tayin edilen temel otuz günden az hapis cezasının, TCK’nın 50/3’üncü maddesi uyarınca, zorunlu olarak seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerekirken, "sanığın talebi dikkate alınmak suretiyle" şeklindeki gerekçeyle ertelenmesine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğuna işaret edilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın temyizine atfen ve resen, amiri tehdit suçuyla ilgili mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince sübut yönünden BOZULMASINA, Başkan …. ve Üye …’in karşı oyları nedeniyle oy çokluğuyla;
2) Sanığın temyizine atfen ve resen, amire hakaret suçuyla ilgili mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince uygulamaya ilişkin noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA, oy birliği ile;
2.3.2016 tarihinde, amiri tehdit suçu yönünden tebliğnamedeki görüşe sebepte farklı sonuçta uygun, amire hakaret suçu yönünden ise tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy