(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 38/A, 74, 219, 221, 222) (353 S. K. m. 207, 221) (AYDK 27.10.2011 T. 2011/100 E. 2011/99 K.) (AYDK 07.03.2013 T. 2013/24 E. 2013/20 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 25.5.2012-9.1.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50 ve 52’nci maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın yirmi dört eşit taksit hâlinde tahsiline, daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti dikkate alınarak yasal imkânsızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, adli para cezasını ödeyebilecek durumda olmadığı şeklinde sebepler ileri sürülerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükmün usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde, görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; 23.5.2012 tarihinde rahatsızlığı nedeni ile Birliğinden ... Asker Hastanesine sevk edilen sanığın, aynı gün ... Asker Hastanesinde muayene olduğu, hastanedeki işlemleri bittikten sonra Birliğine dönüş için kendisine tanınan bir günlük yol süresi sonunda en geç 24.5.2012 tarihinde, saat 24.00’e kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, bir süre sonra 9.1.2013 tarihinde yakalandığı, böylece 25.5.2012-9.1.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek belirtilen şekilde mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
1) Hükme esas alınan, sanığın sorgusunun tespit edildiği, 24.9.2013 tarihli, iki sayfadan ibaret …. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne ait talimat duruşma tutanağı sayfalarında hâkim ve katip imzalarının bulunmadığı (Dz.95, 96), Askeri Mahkemece bahse konu eksikliğin giderilmesi amacıyla talimat mahkemesine müzekkere yazıldığı (Dz.99), talimat mahkemesince yeniden UYAP çıktısı alınmadan ve muhtemelen talimat ekinde fotokopi olarak gönderilen anılan -aynı tarihli- istinabe duruşma tutanağının hâkim ve katip tarafından imzalanmış suretinin (Dz.101, 102) dosyaya dâhil edildiği ve Askeri Mahkemece bununla yetinilerek hüküm kurulduğu görülmektedir (Dz.142-144).
Yine sanığın askerliğe elverişlilik durumu ve cezai ehliyetinin tespiti için ön psikiyatrik muayene yapılabilmesi amacıyla Askeri Mahkemece yazılan talimat sonrasında, 19.6.2014 tarihli, iki sayfadan ibaret …. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne ait talimat duruşma tutanağı sayfalarında hâkim ve katip imzalarının bulunmadığı (Dz.107, 108), Askeri Mahkemece bahse konu eksikliğin giderilmesi yoluna gidilmeksizin, söz konusu talimat duruşma tutanağının, 23.9.2014 tarihinde yapılan oturumda okunarak hükme esas alındığı (Dz.112, 113); her ne kadar dizi 115’in eklerinde, bilâ dizi numaralı belgeler içerisinde, …. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.6.2014 tarihli, hâkim ve katip tarafından imzalı, iki sayfadan ibaret talimat duruşma tutanağı bulunmakta ise de; Askeri Mahkemece bu belgelerin dosyaya ithalinden sonra söz konusu belgelerin okunmadığı, dolayısıyla hükme esas alınmadığı, anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK’nın “Duruşma Tutanağı” başlıklı 219’uncu maddesinde, “Duruşma için bir tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır...” hükmü bulunmaktadır.
Duruşma tutanağının; 5271 sayılı CMK’nın 221 ve 222’nci maddelerine göre, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün temel kurallarını gösteren unsurlara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından ispat gücü ve önemine sahip bulunduğu, tutanağa karşı sadece sahtecilik iddiasının yöneltilebileceği, bu hükmün konuluş amacının, tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamak olduğu, imza noksanı bulunan bir duruşma tutanağının, içindekilerin güvenilirliği yönünden şüpheye yol açacağı, belgelendirme değeri taşımayacağı ortadadır.
Ancak; CMK’nın 38/A maddesinin 8’inci bendinde, “Güvenli elektronik imza” konusunda; güvenli elektronik imza ile imzalanmış olarak gönderilen ve sadece UYAP uygulamaları içerisinde elektronik imza ile imzalandıkları tespit edilebilen evrakın yazıcıdan çıktısı alındığı zaman elektronik imza ile imzalandığının anlaşılamaması söz konusu olacağından; UYAP sistemi içerisinde güvenli elektronik imza ile imzalanan evrakın sistem harici birim ya da dış kurumlara fiziksel olarak gönderilmesi gereken durumlarda, evrakın çıktısı alındıktan sonra, belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, hâkim, Cumhuriyet Savcısı veya görevlendirilen yetkili memurca, elektronik imza ile imzalandığı şerhi düşülmek suretiyle, mühürlenip imzalanması ve bu suretle gönderilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu itibarla; UYAP sistemi içerisinde güvenli elektronik imza ile imzalanan evrakın sistem harici birim ya da dış kurumlara, fiziksel olarak gönderilmesi gereken durumlarda, evrakın çıktısı alındıktan sonra, yetkili kişilerce “Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır.” ibaresi ile imzalayanın adı, soyadı, unvanı, çalıştığı birimin adı ve tarih eklenerek, elle atılan imzayla imzalanıp, mühürlenmesi sureti ile gönderilmesi yasal bir zorunluluktur.
… 2’nci Asliye Ceza Mahkemesince 24.9.2013 ve 19.6.2014 tarihlerinde yapılan istinabe duruşmalarına ilişkin duruşma tutanaklarının her iki sayfasının hâkim ve katip tarafından imzalanmamış olmasının, akabinde dosyaya, 24.9.2013 tarihli istinabe duruşma tutanağının hâkim ve katip tarafından imzalı suretinin dâhil edilmesiyle yetinilmesinin, hâkim ve katip tarafından imzalanmayan 19.6.2014 tarihli istinabe duruşma tutanağının duruşmada okunarak hükme esas alınmasının, 5271 sayılı CMK’nın 219’uncu maddesine aykırılık oluşturduğu, 24.9.2013 tarihli istinabe tutanağının istinabe mahkemesine gönderilip imza eksiğinin tamamlattırılmasının yargısal işlem sayılamayacağı, belirtilen eksikliğin, ancak, sanığın istinabe mahkemesince yeniden sorgu ve savunmasının tespiti yoluyla ya da CMK’nın 38/A maddesi kapsamında; …. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesince 24.9.2013 ve 19.6.2014 tarihlerinde yapılan istinabe duruşmalarına ilişkin, hâkim ve kâtibin e-imza ibarelerinin mevcut olduğu duruşma tutanağının görevli memurca, “Güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır.” şerhli, mühür ve imza ile onaylanmış suretinin dava dosyasına dâhil edilmesi suretiyle giderilmesi mümkün olduğundan;
Sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla psikiyatri uzmanı bilirkişiye muayene ettirilmesi hususunda yazılan talimata istinaden, …. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesince yapılan 19.6.2014 tarihli istinabe duruşması sırasında, CMK’nın 74/2’nci maddesi kapsamında Av. G.H.’in zorunlu müdafi olarak görev yaptığı, …. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesince resen, sanığın adli gözlem altına alınmasına karar verildiği, müteakiben adli gözlem sonucunda düzenlenen Adli Rapor ve TSK Sağlık Raporunun sanığın ve müdafiin yokluğunda yapılan 23.10.2014 tarihli -onaysız elektronik imzalı- talimat duruşması sonrasında Askeri Mahkemeye gönderildiği, bu belgelerin Askeri Mahkemeye ulaşmasının ardından sanığın ve müdafiin yokluğunda yapılan 30.12.2014 tarihli oturumda Adli Rapor ve TSK Sağlık Raporunun okunduğu, ardından 7.4.2015 tarihinde, yine sanığın ve müdafiin yokluğunda yapılan oturumda da mahkûmiyet hükmünün kurulduğu, görülmektedir.
Sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının ve cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla adli gözlem altına alınmasına karar verilmesi nedeniyle, adli gözlem sonucunda düzenlenen Adli Rapor ve TSK Sağlık Raporunun istinabe olunan mahkemeye ulaşmasını müteakip bu mahkemece yapılacak duruşmada CMK’nın 74/2’nci maddesi kapsamında görevlendirilen müdafi hazır bulundurularak veya bu raporlar mahal mahkemesine ulaştığında mahal mahkemesince yeni bir müdafi görevlendirilmesi sağlanarak, adli gözlem sonucunda düzenlenen Adli Rapor ve TSK Sağlık Raporuna karşı, müdafiin savunmasını yapabilmesine imkân sağlanmadan hüküm verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğundan ve 353 sayılı Kanun’un 207/3-H maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık teşkil ettiğinden (Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 27.10.2011 tarihli ve 2011/100-99; 7.3.2013 tarihli ve 2013/24-20; 25.9.2014 tarihli, 2014/85-73 Esas ve Karar sayılı kararları da aynı yöndedir);
3) …. Asker Hastanesi’nin 19.9.2014 tarihli ve 11982 sayılı TSK Sağlık Raporu’nda, sanığın 30.10.2012 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı belirtilmiş olması karşısında, Askeri Mahkemece, gerekçeli hükümde "Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında dördüncü paragrafta "...belirtildiği üzere 30.10.2012 tarihinden itibaren askerliğe elverişsiz olduğu ve dolayısıyla müsnet suç temadisinin bu tarih itibarıyla sonlandığı anlaşılmıştır." şeklinde açıklamalara rağmen, hemen beşinci paragrafta "Yukarıda açıklanan deliller ışığında sanık Topçu Er E.B.'un bilerek ve isteyerek 25.5.2012-9.1.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği vicdani kanaatine ulaşılmakla..." şeklinde kabule yer verildiği, öte yandan duruşmayı sonlandıran kısa kararda temadinin bitiş tarihi "9.1.2013" olarak kabul edilmişken gerekçeli hükmün sonundaki kısa kararda "30.10.2012" tarihi olarak kabul edildiği, görülmektedir.
Bilindiği üzere; ceza yargılama hukukunda gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun biçimde açıklanmasını ifade etmektedir. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde, geçerli, yeterli ve yasal olması ve gerekçede teşevvüş yaratılmaması zorunludur.
Bu nitelikteki bir gerekçeli hükmün, kamunun bilgilenmesini, tarafların ikna olmalarını, temyiz denetiminin kolaylaşmasını, yargılamanın güvenilirliğini ve adil yargılanma ilkesinin gerçekleşmesini sağlayacağı aşikârdır.
Gerekçeli hüküm bu yönüyle ele alındığında, yukarıdaki açıklamalar kapsamında, kısa kararla gerekçeli hüküm arasında ve gerekçenin kendi içerisinde çelişki ve teşevvüş (kargaşa) oluşturan bu durum, CMK’nın 34/1, 230, 232 ve 353 Sayılı Kanunun 207/3-G maddeleri bağlamında hukuka kesin aykırılık oluşturduğundan;
Mahkûmiyet hükmünün belirtilen usule aykırılıklar nedeniyle usul yönünden bozulmasına, karar verilmiştir.
4) Yargılama aşamasında adli gözlem altına alınmasına karar verilen sanık hakkında … Asker Hastanesince düzenlenen 29.9.2014 tarihli adli raporun onaysız fotokopi olduğu, …. Asker Hastanesinin 19.9.2014 tarihli ve 11982 sayılı TSK Sağlık Raporunda da sanığın cezai ehliyetiyle ilgili değerlendirme yapılmadığı görülmekle; sanığın cezai ehliyetinin tespiti bakımından, …. Asker Hastanesince düzenlenen 29.9.2014 tarihli adli raporun aslının veya onaylı suretinin dava dosyasına dâhil edilmesi gerekirken, bu hususun yerine getirilmemiş olması nedeniyle mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden de bozulmasına, karar verilmiştir.
Bozma nedenleri karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönlerinden BOZULMASINA;
2.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy