(353 S. K. m. 9, 10, 17, 176) (5237 S. K. m. 62, 86, 125) (5271 S. K. m. 223, 231) (ANY. MAH. 01.12.2012 T. 2012/45 E. 2012/125 K.) (ANY. MAH. 03.11.2011 T. 2010/1 E. 2011/149 K.) (UYM. MAH. 30.11.2015 T. 2015/30 E. 2015/35 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 6.2.2008 tarihinde katılan sivil memur N.E.Y.’ye karşı hakaret ve kasten yaralama suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanık hakkında müsnet suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildiği, belirlenen denetim süresi sonunda söz konusu kararlar hakkında düşme kararı verilip verilemeyeceği hususunda duruşma açıldığı, ancak, sivil memurların askeri mahkemelerde yargılanamayacağı, bu sebeple sanığın talebi doğrultusunda yargılamasının yapılabilmesi amacıyla, 353 sayılı Kanunun 9, 17 ve 176’ncı maddeleri uyarınca Askeri Mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiştir.
Hükümler; sanık tarafından, hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği ve yargılamanın Askeri Mahkemede sonuçlandırılmasını istediği belirtilerek, temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlerin onanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; …. Askeri Mahkemesinin 13.11.2009 tarihli, 2009/795-1397 Esas ve Karar sayılı kararı ile;
1) Sanığın, 6.2.2008 tarihinde katılan Sivil Memur N.E.Y.’ye karşı hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, TCK’nın 125 ve 62’nci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231’inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına;
2) Sanığın, 6.2.2008 tarihinde katılan Sivil Memur N.E.Y.’ye karşı kasten yaralama suçunu işlediği kabul edilerek, TCK’nın 86 ve 62’nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231’inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verildiği; bu kararlara sanık tarafından yapılan itirazın …. Askeri Mahkemesinin 22.7.2011 tarihli, 2011/1109-790 Evrak ve Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile reddedildiği;
Sanığın 25.11.2014 tarihli dilekçesi ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında belirtilen beş yıllık denetim süresinin 14.11.2014 tarihinde dolduğu belirtilerek, hakkında düşme kararı verilmesini talep etmesi üzerine, Askeri Mahkemece; tensiple duruşma açılıp taraf teşkili sağlanmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonunda, yukarıda yazılı olduğu şekilde görevsizlik hükümleri verildiği;
Anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının CMK'nın 223'üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
CMK'nın 231'inci maddesinde sayılan objektif ve sübjektif koşulların da bulunması hâlinde, önceki hükmün kesinleşmiş olması hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel oluşturmayacak, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması hâlinde, hakkında tesis edilen hüküm kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde hakkındaki mahkûmiyet hükmü açıklanacak, yükümlülüklerin yerine getirilememesi durumunda ise, kısmen infaza karar verilebileceği gibi koşulları bulunmakta ise hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi suretiyle yeni bir mahkûmiyet hükmü de tesis edilebilecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur, ilk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması hâlinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması hâlinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür. İkinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
CMK’nın 231’inci maddesinin on ikinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunun “itiraz” olduğu açıkça düzenlenmiş, itiraz merciince yapılacak incelemenin 231’inci maddenin 5-14’üncü fıkralarındaki koşulların dikkate alınarak, suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların 231’inci maddenin uygulanma koşullarını değiştirmediği sürece itiraz merciince denetime konu edilmemesi gerektiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hükmün ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması hâlinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde CMK’nın 223’üncü maddesi uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan bu hükmün temyiz merciine denetlenebilme olanağının bulunmadığı da açıktır.
Bu durumda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmü, ancak hükmün açıklanması, düşme kararının verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilecektir. Daha açık bir ifade ile, sayılan bu üç olasılıktan birinin gerçekleşmesi hâlinde hüküm hukuken varlık kazanacağından, ancak bu aşamada temyiz edilebilir hale gelecek ve temyiz edilmesi hâlinde, temyiz incelemesi yapılarak kararın esasına ilişkin bir denetleme yapılabilecek ve hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar denetlenebilecek, bu şekilde devam eden yargılama sırasında yapılan temyiz incelemesinin sonucuna göre yeni hükümler kurulabilecektir.
Anayasa Mahkemesinin 25.1.2012 gün ve 28184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3.11.2011 gün ve 2010/1 Esas, 2011/149 Karar sayılı kararında da, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında yapılan yargılama sonunda eylemin suç ve sanığın suçlu olduğu tespitinin yapıldığı ve bir mahkûmiyet hükmünün kurulduğu, ancak mahkûmiyet hükmü mevcut olmakla birlikte sanığın kabulüyle, sanık ile ceza arasındaki bağlantının belirli şartlarla kesildiği ve açıklanmasının askıya alındığı, geri bırakıldığının açıklandığı, hükmün niteliğinde olmadığı, deneme süresi sonunda verilecek düşme kararı veya geri bırakma koşullarına uyulmaması hâlinde verilecek karar hakkında esas hükümle birlikte temyiz denetiminin olanak bulunduğu belirlenmiştir.
“Görev” konusunun kamu düzenini ilgilendiren bir husus olması nedeniyle, sanık hakkında belirlenen denetim süresi sonunda hükmün açıklanıp açıklanamayacağı veya sanığın talebi doğrultusunda düşme kararı verilip verilemeyeceğinin tespiti için açılan duruşmada, öncelikle, görevli yargı yerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; sanık, …. Askeri Mahkemesinde “Sivil Memur” olarak görevlidir.
353 sayılı Kanun’un, askeri mahkemelerin görevini düzenleyen 9’uncu maddesi; “Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine … yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.” şeklindedir.
Ayrıca; 353 sayılı Kanun’un 10/C maddesinde ki, Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personelin bu Kanun uygulanmasında asker kişi kabul edileceğine ilişkin düzenleme ile ilgili olarak, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin, 28484 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 01.12.2012 tarihli, 2012/45-125 Esas ve Karar sayılı kararı ile, 353 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin, T.C. Anayasası’na aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.
Bu itibarla; suç tarihlerinde Sivil Memur olan sanığın asker kişi sıfatı ortadan kalktığından, atılı suçlarla ilgili yargılama yapma görevinin adliye mahkemelerine ait olduğu anlaşıldığından, hakkında verilen görevsizlik hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından, onanmasına karar verilmiştir ( Uyuşmazlık Mahkemesinin 30.11.2015 tarihli, 2015/30-35 E.K. sayılı kararı da aynı mahiyettedir.).
SONUÇ VE KARAR : Açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunan görevsizlik hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
9.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy